<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636</id><updated>2011-11-28T01:45:49.918+02:00</updated><category term='linux şenliği'/><category term='ankara gezisi'/><category term='cisco'/><category term='firewall'/><category term='ip/tv'/><category term='pfsense'/><title type='text'>Günce</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>100</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-3202502225266366707</id><published>2009-10-25T13:32:00.003+02:00</published><updated>2009-10-25T13:38:15.470+02:00</updated><title type='text'>Aylar yıllar sonra..</title><content type='html'>Bugün aklıma geldi yine bir blog sahibi olduğum. Yoğunluk koşturmaca içinde hiç bir şey yazamamışım... Hafta içi, hafta sonu 7x24 çalışmaktan olsa gerek...&lt;br /&gt;Aklımda yazacak çok şey var... Hatta diğer bloglar içinde çok var. Ama unutmasam da geri dönsem artık :-)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-3202502225266366707?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/3202502225266366707/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=3202502225266366707' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/3202502225266366707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/3202502225266366707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2009/10/aylar-yllar-sonra.html' title='Aylar yıllar sonra..'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-2961475167218744322</id><published>2009-01-21T15:24:00.004+02:00</published><updated>2009-01-21T15:42:13.158+02:00</updated><title type='text'>Yeni nesil iletişim teknolojileri laboratuvarı</title><content type='html'>Aslında güzel bir haber olarak yazmayı düşünüyordum ama blogumu epeyce boşlamış olmanın verdiği rahavetle unutuyordum. Az önceki yazıdan sonra aklıma bu konuyu yazmam gerekliliği yeniden geldi.&lt;br /&gt;Güzel tarafından başlayayım. &lt;a href="http://www.itu.edu.tr"&gt;İTÜ&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.huawei.com/"&gt;Huawei&lt;/a&gt; tarafından yapılan bir protokol ile Huawei &lt;a href="http://www.uzem.itu.edu.tr"&gt;Uzaktan Eğitim Merkezi&lt;/a&gt; bünyesinde bir "Yeni nesil iletişim teknolojileri laboratuvarı" kurdu. Bu laboratuvarda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3G&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DWDM/NWDM&lt;/span&gt; sistemleri bulunuyor. Aynı zamanda 2 adet eğitim sınıfı ile de eğitimler vermeye de hazır. Yani aslında aynı zamanda eğitim merkezi... Bu tabiki güzel bir gelişme. Sebebi de, bu konuda bir devlet üniversitesine ciddi bir yatırım yapılması, İTÜ öğrencilerinin bu konularda çalışmalar yapabilecek ve piyasada yakın zamanda daha çok artacak ihtiyaca cevap verebilecek olması taktir edilmesi gereken bir durum.&lt;br /&gt;Malum yakın zamanda 3G ihalesi sonuçlandı yakında da danıştaydan onaylanması bekleniyor. Ama işte bu noktada yine benim isyanlarım başlıyor. Artık ülkeler neredeyse 3Gyi unutmaya başlamış ve 4G kullanırken biz hala danıştay onayı, ihale şartları vs. ile vakit geçirip eskimiş teknolojiyi alacağız. Her ne kadar Huawei eğitim müdürü Ayşegül Hanım'a sorduğumda "bu sistemler 4G uyumlu" dese de, teknoloji zaten çok hızlı eskiyen birşeyken biz daha eskileri almak için izin bekliyoruz. 4 çekirdek işlemciler çıkmışken bizim acaba Celeron mu P4 mü dememize benziyor. Hayırlısı olsun ne diyelim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-2961475167218744322?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/2961475167218744322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=2961475167218744322' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2961475167218744322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2961475167218744322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2009/01/yeni-nesil-iletiim-teknolojileri.html' title='Yeni nesil iletişim teknolojileri laboratuvarı'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-611066828268538429</id><published>2009-01-21T15:04:00.005+02:00</published><updated>2009-01-21T15:23:12.591+02:00</updated><title type='text'>Ee-Devlet</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün  Ee-Devletin muhteşem yüzüyle kesin olarak tanışabildim. Malum seçimler yaklaşıyor ve seçmen kütüklerini kontrol etmek gerekiyormuş. Ben de bu kadar işin arasında muhtara gidemediğim için (muhtarımız sabah 8 akşam 5 mesai yaptığı için, kendisi devlet dairesi olur) internetten baktım "kaydınız yok" diyor.  Huylandık tabi ama güzel ülkemin güzel ee-devletinde bazı şeyler hala kağıt üzerinde doğrudur diye bu sabah muhtara gidip baktım, evet listelerde adımız yok. Daha önce bilmem kaç kere muhtarlıkta kayıt yaptırdıktan, koyun şeklinde sayıldıktan, telefonla aranıp doğrulatıldıktan falan sonra sevgili ee-devlette yokuz. Aslında yok sayılıyoruz bence ama neyse o konuya sonra gelirim. Muhtarın (aslında muhtar dediğime bakmayın muhtarı seçimden sonra görmedik yerine bir kız almış o duruyor yerinde, ama bu seçimde aday olursa bile o kız yüzünden oy vermeyeceğim adama. Madem böyle ayırdılar bizi evet itiraf ediyorum baş örtülü olduğu için vermeyeceğim oyumu) yönlendirmesiyle ilçe nüfus müdürlüğüne gittim. "Ben kayıt olmak istiyorum" demek için. Şov böylece başladı. Ee-devletimiz bizden vergi alırken, polis tarafından yoldan geçerken durdulup kimlik sorulup elindeki el-bilgisayarı ile sorgulanırken varız ve yaşıyoruz ama oy kullanmak için kayıt yaptıracaksak fatura, kira sözleşmesi vs. bir saçmalık getirmeliyiz. Yeseka'nın kuralıymış, bunu da nüfustaki bayan söyledi. Eve dönüp üzerime kayıtlı doğal-kaz faturamızı aldım ve geri döndüm ve aslında ee-devletin bence tek "eee" olan tarafı sıra numarası sisteminden numaramı aldım ve küçük bir ilçede (yani İstanbul'un küçük bir ilçesi) yaşamanın avantajıyla biraz sıra bekleyip işlemi yaptırdım. Tabi ki eziyet sona ermedi, 1 gün sonra yine gidip bir kağıt alıp muhtara götürmeliymişim. Ama gideceğim, inadına gideceğim ve kaydımı yaptıracağım ve oyumu da kullanacağım. Beni kaydetmeyenlere inat, "acaba beni ne zaman sorguya alacaklar?" diye korkuyla yaşatanlara inat, "en azından yerel seçim ve adayı tanıyorum, genel seçim olsa kime oy vereceğimi bile bilmiyorum" dedirtenlere inat, "aslında yerel seçimlerde bile ne demokrasi ne de hak adalet var" dedirtenlere inat gideceğim işlemi yaptırıp 2 oy kazanacağım.&lt;br /&gt;Ee-devlet mi? Hadi canım sende... 1960 larda başlamışlar çalışmaya. İşin içinde (yani sonuç olarak bilişim sektöründe) biri olarak görüyorum ve kahroluyorum. Bu işi bu kadar zorlaştırmak mümkün olmasa gerek. Artık veritabanı sistemleri, bilgisayar ağları vs. herşey bizden yana. Ama ee-devletimiz hala sistemini oturtamadı. Yiyin beyler yiyin afiyet olsun...&lt;br /&gt;Not: ee-devlet ismini bundan sonra hep kullanacağım. ee'nin ne olduğunu söylememe gerek yok herhalde...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-611066828268538429?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/611066828268538429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=611066828268538429' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/611066828268538429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/611066828268538429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2009/01/ee-devlet.html' title='Ee-Devlet'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-4652848575213525273</id><published>2008-08-28T11:56:00.002+03:00</published><updated>2008-08-28T12:37:54.034+03:00</updated><title type='text'>Son günler...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir dönem blogumu çok yoğun kullanırken artık iyice uzaklaşmış gibiyim. Pek yoğun yazmıyorum ama zaman zaman aklıma da gelmiyor değil "bloguma yazayım bunu" diye.&lt;br /&gt;Yaz geçiyor. Askerliğin bitişinin ardından üzerimdeki rahatlamayla çalışmaya başladım, hayatımdaki bazı şeyleri yeniden yoluna koydum ve hatta bazı hayallerimi gerçekleştirdim. Hatta "gidemeyiz" dediğimiz tatilimizi bile yaptık. Ani bir kararla yıllardır özlediğim (herhalde 6-7 yıl oldu) Gelibolu (daha doğrusu Bolayır yakınındaki Saroz Körfezi tarafı) tatil için süper bir seçenekti. Gülçin de başta kararsız kalsa da sonuçta hepimiz için çok eğlenceli oldu. Bol bol güneşin ve denizin tadını çıkardık, İstanbul sıcak ve nemden kavrulurken...&lt;br /&gt;Bu arada yeniden eğitmenliğe başladım. Bakırköy'de bir eğitim kurumunda hafta sonları eğitim veriyorum. Zaten sevdiğim -fakat bir ara çookk sıkıldığım- eğitmenliğe dönüş benim için her yönüyle iyi oldu. Kes-Kopyala-Yapıştır anlatmadığım sürece sorun yok :D Bu arada almam gereken sertifikalar için de çalışmalıyım.&lt;br /&gt;Çevreden gelişmeler ise; Merve, "Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Matematik Öğretmenliği" kazandı. Murat askerden dönüyor 20 gün falan kaldı, Aylin pazartesi kreşe başlıyor.. Kreş anılarını yazarım...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-4652848575213525273?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/4652848575213525273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=4652848575213525273' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/4652848575213525273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/4652848575213525273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2008/08/son-gnler.html' title='Son günler...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-2662015344032127310</id><published>2008-07-28T17:22:00.002+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:14.441+02:00</updated><title type='text'>Fiat Marea Genetik problemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/SI3Xp39I8UI/AAAAAAAAALo/qZ-XTrVVsJ0/s1600-h/fiat-marea.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/SI3Xp39I8UI/AAAAAAAAALo/qZ-XTrVVsJ0/s200/fiat-marea.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5228071856842010946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Artık arabalar da "beyin"li oldu ya, onlar da da genetik bazı problemler çıkmaya başlamış. Fiat Marea kullanıcıları aklınızda olsun, marealarda genetik bir hastalık var. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Araba hiç bir sepep olmaksızın gaz kesip motor arıza ışığını yakıyor&lt;/span&gt;. Aracı bilgisayara bağladığınızda ise, lambda (oksijen) sensörü hatası veriyor. (Ben de ateşleme bobini hatası da verdi. Fakat değiştirdiğim için acaba onu da standartta veriyor mu bilmiyorum) Sebebi beyindeki bobin-1 arızasıymış ve çoğu marea'da yaşanıyormuş. Çözümü ise İdealtepe'de "Candeniz Elektronik". Tüm Fiat servisleri de oraya yolluyormuş beyin arızaları için. Garantili yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-2662015344032127310?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/2662015344032127310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=2662015344032127310' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2662015344032127310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2662015344032127310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2008/07/fiat-marea-genetik-problemi.html' title='Fiat Marea Genetik problemi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/SI3Xp39I8UI/AAAAAAAAALo/qZ-XTrVVsJ0/s72-c/fiat-marea.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-5609995950956740329</id><published>2008-05-28T16:54:00.002+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:14.666+02:00</updated><title type='text'>Askerden dönüş...</title><content type='html'>Yaklaşık 20 yaşımdan beri üzerimde bir sorumluluk olan askerlik görevimi sonunda bitirdim. Hep diyordum "hayatımda 10 yıldır askerlik gerçeği var acaba bitince ne hissedeceğim?" diye. Hiç bir şeymiş :) Şu an sadece 156 gün bir kampa gitmiş ve dönmüş gibi hissediyorum. Gerçi artık özgeçmişlerimdeki askerlik kısmını "tecilli"den "tamamlandı"ya çevireceğim ayrıca uzun vadeli bir plan yaparken "hımmm askere şu zaman gitsem o iş olur/olmaz" diye düşünmeyeceğim. Evet evet iyi birşeymiş.&lt;br /&gt;Her neyse, kısa dönem er olarak Erzincan Hava Savunma Taburunda tamamladım askerliğimi. Tanımlamak için kullanabileceğim sözcükler; İyi, güzel, zor, sıkıcı, sinir harbi, yorucu, eğitici olabilir pek tabiki. Mehmetçik Dershanesi'nde görevliydik. Ben üstüne bir de sorumlusuydum. Tabi çok yurucu oldu o anlamda ama bir o kadar da zevkliydi. Yıllar sonra fizik anlattım tekrar çocuklara örneğin.&lt;br /&gt;Bu arada manyak gibi spor yaptım. 103 kg. gittiğim askerden 88 kg. geldim. Sağlık :)&lt;br /&gt;Sonuç itibarıyla bitti... Geçmiş olsun :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/SGTM9KGHG8I/AAAAAAAAALg/Bgn6N5qTs7E/s1600-h/asker.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/SGTM9KGHG8I/AAAAAAAAALg/Bgn6N5qTs7E/s200/asker.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5216519619455949762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-5609995950956740329?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/5609995950956740329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=5609995950956740329' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/5609995950956740329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/5609995950956740329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2008/05/askerden-dn.html' title='Askerden dönüş...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/SGTM9KGHG8I/AAAAAAAAALg/Bgn6N5qTs7E/s72-c/asker.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-5052753512305486258</id><published>2008-05-14T11:11:00.003+03:00</published><updated>2008-05-14T11:13:57.989+03:00</updated><title type='text'>Dad's homeeee :D</title><content type='html'>Efsane dönüyorr.... !!! :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-5052753512305486258?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/5052753512305486258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=5052753512305486258' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/5052753512305486258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/5052753512305486258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2008/05/dadys-homeeee-d.html' title='Dad&apos;s homeeee :D'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-8845997240095176743</id><published>2007-12-12T07:38:00.001+02:00</published><updated>2008-05-28T16:54:28.543+03:00</updated><title type='text'>Sonunda Asker...</title><content type='html'>Blogumu çok boşlamışım ama sanırım en uzun boşlamalarımdan biri şimdi olacak. 155 gün izinliyim :)&lt;br /&gt;Bugün öğlen saatlerinde Erzincan yolcusuyum. Çünkü artık askerim.&lt;br /&gt;3 Ordu Hava Savunma Taburu Erzincan&lt;br /&gt;Bana müsade ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-8845997240095176743?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/8845997240095176743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=8845997240095176743' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8845997240095176743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8845997240095176743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/12/sonunda-asker.html' title='Sonunda Asker...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-7136151694115036434</id><published>2007-11-21T09:52:00.000+02:00</published><updated>2007-11-21T09:54:34.489+02:00</updated><title type='text'>Günün hikayesi</title><content type='html'>Bugün bir hikayem var. Forumda rastladım bu hikayeye ve akıl tokmağı olması gereken güzellikte.&lt;br /&gt;Anlayana...&lt;br /&gt;************&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KIRMIZI İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın birinde bir çiftlikte kırmızı ibikli küçük bir tavuk yaşarmış.&lt;br /&gt;Tavuk kendi yiyeceğini kendisi bulur ve bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış. Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için arkadaşlarından yardım istemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ördek cevaplamış:&lt;br /&gt;"- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim.&lt;br /&gt;Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır ve istediğin kadar buğday alırsın."&lt;br /&gt;Domuz oradan seslenmiş:&lt;br /&gt;"- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fare hemen atlamış:&lt;br /&gt;"- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin." Ticaretten ve tarımdan anlamayan kırmızı ibikli şirin tavuk, bu sözler sonrasında kahve ekmeye karar vermiş ve buğdaydan vazgeçmiş. Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım&lt;br /&gt;istemiş: "- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ördek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için gereken gübreyi sana satabilirim" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz:&lt;br /&gt;"- Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri zararlı böceklerden korumak için ilaca ihtiyacın var, istersen sana satarım" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fare de:&lt;br /&gt;"- Gübre ve ilaç için gereken parayı istersen sana borç olarak veririm "&lt;br /&gt;demiş.&lt;br /&gt;Sonunda kırmızı ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmıııııış çalışmış.&lt;br /&gt;Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha zormuş ve daha çok gübre ve ilaç gerekiyormuş. Ama tavuğumuz sonunda çok zengin olacağını hayal ederek sabretmiş. Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk çok miktarda ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına&lt;br /&gt;seslenmiş:&lt;br /&gt;"- Kahveleri satmama kim yardım edecek?"&lt;br /&gt;Ördek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Ben yardım edemem, ancak kahveleri işlemek ve paketlemek için benim fabrikama getirmelisin.&lt;wbr&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Ben de yardım edemem, zaten her önüne gelen kahve ektiği için kahve fiyatları çok düştü, senin kahven beş para etmez."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fare:&lt;br /&gt;"- Ben bu işlerden anlamam, ayrıca artık sana verdiğim borçları ödemen lazım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda kırmızı ibikli küçük tavuk gerçeğin farkına varmış ve buğday yerine kahve ekmenin büyük bir hata olduğunu anlamış, çünkü borç içinde imiş ve yiyecek tek bir lokması yokmuş. Açlıktan ölmemek için yine yardım&lt;br /&gt;istemiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Yiyecek bir kaç lokma bulmama kim yardım edecek?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ördek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben yardım edemem, senin hiç paran yok."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Ben de yardım edemem, zaten herkes kahve ektiği için buğday eken de kalmadı, yiyecek yok."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fare:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"- Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin için para yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir tavuk olursan, belki senin o tarlada boğaz tokluğuna çalışıp, benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde bizim kırmızı ibikli küçük tavuğumuz, artık farenin olan eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını doyurmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : İngiltere de ilkokullarda okuma kitabı olarak okutulan "The Little Red Hen " kitabı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-7136151694115036434?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/7136151694115036434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=7136151694115036434' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/7136151694115036434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/7136151694115036434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/11/gnn-hikayesi.html' title='Günün hikayesi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-6802399400173348596</id><published>2007-11-02T10:39:00.000+02:00</published><updated>2008-11-13T05:56:15.452+02:00</updated><title type='text'>Adana bir ki... (Geç de olsa)</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başlamadan Not: &lt;/span&gt;Aşağıdaki yazı bizim Adana'da yaşadıklarımızı içerir ve aslında sadece tarihe not niteliğinde kendimiz için yazılmıştır. Okuyup da "eee bana ne!" diyenlerden sorumluluk kabul edilmez. Geçip giden zamanın karşılığı ödenmez. :D&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Aradan çok zaman geçti ama şu Adana maceramızı yazmasam çatlarım.&lt;br /&gt;20 Ekim günü Sevgili doktorumuz Saltuk evlendi. Bizim için inanmak zor olsa da, gidip görmeden emin olamadık biz de gidelim yerinde izleyelim dedik. 19 Ekim Cuma gecesi Sabiha Gökçen Havaalanından Pegasus Havayolları ile havalandık. Benim ilk uçak seyahatim olduğu için biraz heyacan vardı. Heyecanım daha doğrusu en çok merak ettiğim o ilk ivmelenme zamanıydı, ki mükemmel bir keyif oldu benim için. Zaten uçak yolcuğunun trenden bir farkı yok aslında. Tabi hızı kastetmiyorum, sakin dümdüz gidiyor işte. Sadece iniş ve kalkış güzel :D Tabi 1 saat 15 dakikada Adana'da olmak da süper bir duydu. İşyerimden eve o kadar zamanda gidiyorum artık. :S&lt;br /&gt;Her neyse gecenin 12sinde Adana'ya indik ve Saltuk, Kayınbiraderi ve (çok sevdiğimiz) Güven bizi karşıladı. Tabi ki bizim "süper zeki" arkadaşımız Evren 23:45'te Adana'da olacağım derken meğer 23:45'te İstanbul'dan uçağa binecekmiş. Yaklaşık 1:30'a kadar da onu bekledik. Her neyse, benim zaten Adana kebap sınırlarım zorlanmıştı. Adana'da sabah öğle ve akşam (hatta gece) yemek istediğim tek şey Adana Kebap'tı ki haklıymışım da. O saatte Hasan Usta Kebap (ki kendisi süper mekanmış) ile ilk adanalarımızı yedik.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGLd8tRINI/AAAAAAAAAJg/x9I_fdicQKE/s1600-h/adana+d%C3%BCr%C3%BCm.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGLd8tRINI/AAAAAAAAAJg/x9I_fdicQKE/s320/adana+d%C3%BCr%C3%BCm.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130034797180166354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Resim: Adana dürüm ve salatalar...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında Güvenlerin evine misafir olduk. Saltuk ve Evren ile aynı odayı paylaşınca, uyumak çok zor oldu tabi. Gecenin o saattinde kıkırdamaktan bir hal olduk.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGLC8tRIMI/AAAAAAAAAJY/XtPH7uee9OQ/s1600-h/guven.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGLC8tRIMI/AAAAAAAAAJY/XtPH7uee9OQ/s320/guven.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130034333323698370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Resim: Adanalı güzel insan Güven ve Annesi Ayşe Hanım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Ertesi gün malum düğün günüydü ve yoğundu. Önce süper bir kahvaltı. Ev sahiplerimiz gerçekten "nevi şahsına münhasır" çok iyi insanlardı. Adanalıların misafirperverliğini de gördük bu sayede. Vekli, Sado ve Sadonun Sevgili eşi Özlem Hanım (hehe hala hanım diyeceğim) ile buluştuk ardından. Sado'nun (ya bu çocuğun adını bilen yok kendisi bile kimlikten bakacak "adın ne?" deseler) düğününe kısmet olmamıştı gitmek ve Özlem'i de merak ediyorduk. Malum yıllardır devam eden bir ilişkileri vardı fakat galiba da bir tek biz tanışmamıştık. İtiraf ediyorum ben bu kadar sıcak beklemiyordum. Neden bilinmez (belki de eczacı falan diye ne alakaysa) öyleydi. Ama kendisi sıcak tavırları ile bir de en önemlisi "bizi olduğumuz gibi kabullenmesiyle" hem benim hem de Gülçin'in sevdiği biri oldu. Ekibimize hoşgeldi... :) (Amma çok kız oldu yaaa... )&lt;br /&gt;Daha sonra erkekler berber kızlar kuaför olaylarıyla, falan vakit öldürürken araya bol bol yeme içme soktuk. Saltuk'un annesi yine döktürmüştü. Hatta benim "Sadece adana yemek istiyorum" çığlıklarımı bastıracak mükemmellikte içli köfteler, dolmalar, lahmacunlar, tatlılar vardı. Ve masada yer değiştirdik yemek yedik, oda değiştirdik meyve yedik, başkona çıktık tatlı yedik. Yani tüm gün yedik yedik yediiikkk.. Mükemmeldii...&lt;br /&gt;Akşama düğün. Eğlenceliydi, oyunlar, halaylar. Hatta ben herhalde kuzenlerimin falan düğünleri haricinde ilk kez bu kadar oynadım. Hatta bir ara halay başı olduğumu farkettim :D Adana'da tereciye tere satmak oldu ama tüm Adanalı'lardan özür dilerim. Eğlendik oynadık çok güldük. Evren her zamanki gibi bizi yerlere yatırdı gülmekten.Düğün sonrası olması gereken oldu. Hasan Ustaaaaaa.... Adana dürüm, şalgam üstüne tazecik sıcak çay. Gene yedik.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGNAMtRIQI/AAAAAAAAAJ4/SW3MYQTP3Qk/s1600-h/adana_servis.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGNAMtRIQI/AAAAAAAAAJ4/SW3MYQTP3Qk/s320/adana_servis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130036485102313730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Resim: Adana kebap servis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Oradan doğru Kadirli'ye. Saltuk aslında Kadirli ilçesinden. Ertesi gün mevlüt falan varmış ve orada olacakmış. Daha fazla görüşebilmek için biz de oraya gittik. Biz abisi Turusan Abi ile gittik yolculuk sorunsuzdu ama Vekliler diğer abisi Ali ile gittiler, o kısmı onlara sormak lazım :D Sağolsunlar bizim için öğretmen evinden yer ayırtmışlar. Orada kaldık ve ertesi gün Kadirli'yi gezdik. Tepede bir tesiste çay içtik Kadirli'ye doğru. O gün de tabi ki dünden kalır yanı yoktu. Süper yemekler, fakaaattt 2 gündür yemeğin dozunu kaçıran bana kendim "dur!" demeyince Allah "DUUURRRR!" dedi. Her seferinde tatillerde yaşadığım bağırsak problemim bana ertesi gün sadece 1 tas çorba ve 1 tane içli köfte yememe sebep oldu. Tabi bu durum başta Gülçin olmak üzere herkesin işine yaradı. Ben kenarda kahveli limon, nar ekşisi, aspirinli gazoz, reflor gibi çözümler ararken tüm o içli köfteler diğerleri (the others :P) tarafından bitirildi. Yaa 1 tane bırakılmaz mı yaaa.. Kalsa ben paket falan yapar alırdım onları. :D (şimdi bile gene ağzım sulandı...)&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGMRstRIOI/AAAAAAAAAJo/YmSPx3WB5-o/s1600-h/iclikofte.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGMRstRIOI/AAAAAAAAAJo/YmSPx3WB5-o/s320/iclikofte.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130035686238396642" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Resim: 2. gün yiyemediğim içli köfteler. İlk gün yediklerim bile yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Pazar gecesi de tekrar Adana'ya dönüp uçakla evimize döndük. Gece gidip gece dönünce pek de bir şey göremedik tabi uçakla. Ama anladım ki, süper bi şey bu uçak. Toplam 3 saatte Adanaya gidip gelmek, vay be..&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGMl8tRIPI/AAAAAAAAAJw/dAxOK5CqK7o/s1600-h/adanahatirasi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGMl8tRIPI/AAAAAAAAAJw/dAxOK5CqK7o/s320/adanahatirasi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130036034130747634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Resim: Ayaktakiler: Vekli, Gülçin, Özlem, Sado&lt;br /&gt;Oturanlar: Evren ve Emre&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-6802399400173348596?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/6802399400173348596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=6802399400173348596' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/6802399400173348596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/6802399400173348596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/11/adana-bir-ki-ge-de-olsa.html' title='Adana bir ki... (Geç de olsa)'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RzGLd8tRINI/AAAAAAAAAJg/x9I_fdicQKE/s72-c/adana+d%C3%BCr%C3%BCm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-8371290973950103363</id><published>2007-10-16T13:36:00.000+03:00</published><updated>2007-10-16T13:42:53.292+03:00</updated><title type='text'>2 takıntı...</title><content type='html'>&lt;table bgcolor="#000000" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;a style="left: 0px ! important; top: 0px ! important;" title="Bu nesneyi Adblock Plus ile engellemek için buraya tıklayın." class="abp-objtab-09000100569989948 visible" href="http://res0.esnips.com/escentral/images/widgets/flash/esnips_player.swf"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a style="left: 0px ! important; top: 0px ! important;" title="Bu nesneyi Adblock Plus ile engellemek için buraya tıklayın." class="abp-objtab-09000100569989948 visible" href="http://res0.esnips.com/escentral/images/widgets/flash/esnips_player.swf"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a style="left: 0px ! important; top: 0px ! important;" title="Bu nesneyi Adblock Plus ile engellemek için buraya tıklayın." class="abp-objtab-09000100569989948 visible" href="http://res0.esnips.com/escentral/images/widgets/flash/esnips_player.swf"&gt;&lt;/a&gt;&lt;embed quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" bgcolor="#000" src="http://res0.esnips.com/escentral/images/widgets/flash/esnips_player.swf" flashvars="theTheme=blue&amp;amp;autoPlay=no&amp;amp;theFile=http://www.esnips.com//nsdoc/881e872c-d9e6-49f9-8c22-4e5c2a967e59&amp;amp;theName=Bebe_Malo&amp;amp;thePlayerURL=http://res0.esnips.com/escentral/images/widgets/flash/mp3WidgetPlayer.swf" height="94" width="328"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="325" height="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/uVslhKq5B4k"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/uVslhKq5B4k" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="325" height="250"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-8371290973950103363?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/8371290973950103363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=8371290973950103363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8371290973950103363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8371290973950103363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/10/get-this-widget-track-details.html' title='2 takıntı...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-452569898434048894</id><published>2007-10-09T15:50:00.000+03:00</published><updated>2007-10-09T16:02:06.658+03:00</updated><title type='text'>15 gülümüzü kaybettik...</title><content type='html'>Çok işim var ve sadece arada bir zaman bulup yazıyorum. Önemini sıcaklığını kaybetmeden yazmak istediğim için...&lt;br /&gt;    Tam 15 tane şehit verdik 2 gün önce. 13 tanesi bir arada pusuyu düşürüldü Şırnak'ta. İnsanın boğazı düğümleniyor düşündükçe bile. Tek tesellimiz şu mübarek günlerde "mekanları cennet oldu" düşüncesi.&lt;br /&gt;    Öte yandan dün akşam televizyon kanalları Şırnak'tan yayın yapmış. M. Ali Birant bir detepe milletveki çıkardı yayına. Kadın ısrarla top çevirmekte ve hala neredeyse dağdaki eşkiyayı savunmaktaydı. Utanmasalar 1-2 hafta önce dedikleri gibi "asker kendi kendi vurmuştur" diyecekti. Fakat görmeleri gereken manzara, Erzurumdaki ananın Kürtçe yaktığı ağıt ve Urfadaki babanın "vatan sağolsun" sözleri olmalı.&lt;br /&gt;    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hepimiz Mehmet'iz...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-452569898434048894?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/452569898434048894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=452569898434048894' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/452569898434048894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/452569898434048894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/10/15-glmz-kaybettik.html' title='15 gülümüzü kaybettik...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-8712697667781428627</id><published>2007-09-14T21:22:00.000+03:00</published><updated>2007-09-14T21:27:26.249+03:00</updated><title type='text'>ADSL nedir?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen hafta Netron'un Teknoloji haftası kapsamında bir kaç seminere katıldım. Bence en güzellerinden biri "DSL teknolojileri ve IP/TV" semineriydi. Oğuzhan çok güzel bir şekilde ADSL nedir'i anlattı. Ben de aklımda kalanlarla bugün yaptığım kısa araştırma ile şu dökümanı yazdım. İllaki eksiklerim vardır ama belki zamanla günceller, hatam varsa düzeltirim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;"&lt;a href="http://aylinux.blogspot.com/2007/09/yeni-balayanlar-iin-adsl.html"&gt;Yeni başlayanlar için ADSL&lt;/a&gt;"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-8712697667781428627?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/8712697667781428627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=8712697667781428627' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8712697667781428627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8712697667781428627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/09/adsl-nedir.html' title='ADSL nedir?'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-4374351323864054206</id><published>2007-09-13T16:54:00.000+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:16.211+02:00</updated><title type='text'>Film güncesi...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir süredir acayip şekilde film dizi seyrediyorum. Biraz şans, biraz zaman, biraz da İstanbul'un trafiği aslında bunun sebebi. Neyse neler izlemişim bu arada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulCapKzGoI/AAAAAAAAAII/yL1GefhGri0/s1600-h/prison_break.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulCapKzGoI/AAAAAAAAAII/yL1GefhGri0/s200/prison_break.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109688277723716226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Beni tanıyanlar nasıl bir &lt;a href="http://abc.go.com/primetime/lost/index"&gt;LOST&lt;/a&gt; fanatiği olduğumu bilirler. Bu fanatizme de mümkün olduğunca etrafımı da katıyorum gerçi. Fakat LOST ile ilgili bir yazıma Sevgili &lt;a href="http://www.boraybicer.com/"&gt;Boray&lt;/a&gt; "bence &lt;a href="http://www.fox.com/prisonbreak/"&gt;Prison Break&lt;/a&gt;" diyerek yorum yapmıştı. O günden beri aklımdaydı ve sonunda buldum tamamını bir solukta izledim. Kesinlikle de Boray'a hak verdim. Konuları ve aslında tarzı da çok farklı olsa da, Prison Break özellikle akıl oyunlarıyla yer etti. Michael Scofield'ın idam cezası sanığı abisini kurtarmak için cezaevine girişi ve yaptığı akıl almaz planla kaçışları insanı nefes nefese bırakıyor gerçekten.&lt;br /&gt;Ayrıca bu dizi sayesinde Amerikan argosunu da epeyce öğrendim :D Mesela cnbc-e'de izlediğim bölümlerde "fish" diye kullanılan hitabın "balık" diye çevrilmesine kızmadım değil. Çünkü, zaten izleyenlerin de  anladığı üzere "fish" argoda "çaylak" anlamında kullanılıyor. Her neyse şimdi 4 gözle 17 Eylül'de yayınlanacak yeni bölümü beklemeye başladım. Şubatta zaten askerde olacağım için LOST'u hiç beklemiyorum ama son günler Prison Break için. (Ayrıca bugün yine şansım yaver gitti, Ersen geldi beklediğim malum şifreyi getirdi :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulD_ZKzGpI/AAAAAAAAAIQ/voXJ-ENxiU0/s1600-h/lostroom.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulD_ZKzGpI/AAAAAAAAAIQ/voXJ-ENxiU0/s200/lostroom.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109690008595536530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;En son seyrettiğim hatta bugün bitirdiğim dizim ise &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0830361/"&gt;Lost Room&lt;/a&gt;. Pek çok kişinin duymadığı bu diziyi de ısrarla tavsiye ediyorum ve özellikle bana ulaşanlara bir şekilde izlemek üzere vermeyi teklif ediyorum. Çook farklı bir konu ve sadece 6 bölümde biten bir dizi Lost Room. Son bölüme kadar hatta "herhalde havada bırakacaklar konuyu" falan diye bekledim. Evet her şey %100 çözülmüyor ama en azından tatminkar bir sonla bitiyor. Gizli bir odanın anahtarını bulan Dedektif Joe Miller, daha enterasan bazı sonuçlara ulaşıyor. Bu arada kızını odada kaybeden Joe Miller onu bulabilmek için de yoğun çaba harcıyor. Çok değişik, çok eğlenceli bir macera dizisi Lost Room tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulG4ZKzGqI/AAAAAAAAAIY/mpksiFhUubU/s1600-h/illusionist.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulG4ZKzGqI/AAAAAAAAAIY/mpksiFhUubU/s200/illusionist.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109693186871335586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir de izlediğim filmlere geleyim en güzeli. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0443543/"&gt;The Illusionist&lt;/a&gt; aslında eski bir filmmiş. Ben yeni izledim. Tavsiye edeceğim güzel filmlerden biri. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0780571/"&gt;Mr. Brooks&lt;/a&gt; da öyle. Şizofren bir seri katili anlatan film bence klasik seri katil filmlerinin dışına çıkıp doğru dürüst mazbut bir hayatı olan birinin "öldürme bağımlılığı"nı anlatıyor. Ben merak ve heyacan ile seyrettim&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulHSpKzGrI/AAAAAAAAAIg/1rAWYyn-lkk/s1600-h/MrBrooks.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulHSpKzGrI/AAAAAAAAAIg/1rAWYyn-lkk/s200/MrBrooks.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109693637842901682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;. İzlemeye değer. Bir de izlediğim son film Nicolas Cage'in oynadığı "&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0435705/"&gt;Next&lt;/a&gt;". Yaklaşık 2 dk. sonrasını görebilen bir adamın başından geçenleri anlatan film boş zamanı değerlendirmek için sıkmadan izlenebilecek bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sırada bir kaç film daha var. Dizi olarak da arkadaşlarımın ısrarla seyret diye baskı yaptığı Heroes var. Gülçin'i beklemiştim ama Heroes için baktım ki beklemenin sonu yok sıraya aldım artık onu da... :)&lt;br /&gt;Kısaca böyle film güncesi. &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-4374351323864054206?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/4374351323864054206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=4374351323864054206' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/4374351323864054206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/4374351323864054206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/09/film-gncesi.html' title='Film güncesi...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RulCapKzGoI/AAAAAAAAAII/yL1GefhGri0/s72-c/prison_break.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-472030425785470314</id><published>2007-09-06T17:08:00.000+03:00</published><updated>2007-09-06T17:09:56.283+03:00</updated><title type='text'>YORUMSUZ!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7221050&amp;amp;tarih=2007-09-05"&gt;Yoğun Değişkenlik - Bekir COŞKUN&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-472030425785470314?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/472030425785470314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=472030425785470314' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/472030425785470314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/472030425785470314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/09/yorumsuz.html' title='YORUMSUZ!!'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-3089454561441763315</id><published>2007-08-30T15:43:00.000+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:17.401+02:00</updated><title type='text'>Günün Kitabı - önemi...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rta9VJ_mfPI/AAAAAAAAAH4/hwVWBH3qlrk/s1600-h/ata_ve_bayrak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rta9VJ_mfPI/AAAAAAAAAH4/hwVWBH3qlrk/s200/ata_ve_bayrak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104475398828621042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dün serviste arkadaşlarla da konuşurken aklıma geldi. Salihli'de bir askeri birlik olmadığından bir de tabi okullarda tatil olduğundan olsa gerek benim çocukluğumda ve ilk gençliğimde Zafer Bayramları hep sönük geçmiştir. Ancak 2000 yılından sonra Isparta'da gördüm 30 Ağustos kutlamalarını. Tören alayları, meşaleler... Bu yıl Büyükçekmece'de de pek bir hareket olacağını sanmıyorum. En azından tören anlamında...&lt;br /&gt;Her neyse, 30 Ağustos'un anlamını geçen yıl çok daha iyi anladım... Özellikle Cumhuriyet tarihine çok meraklıyım buldukça okumayı da severim. Fakat herkesin güzelliğinde hemfikir olduğu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Şu Çılgın Türkler"&lt;/span&gt; kitabını günün kitabı olarak tavsiye edebilirim. Bugün Afyon'dan geçişin olduğu kısım tekrar tekrar aklıma geliyor... Mükemmel... Okuyun, okutun, sindirin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rta9nZ_mfQI/AAAAAAAAAIA/jeqzso2AQN0/s1600-h/975220127-X.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rta9nZ_mfQI/AAAAAAAAAIA/jeqzso2AQN0/s200/975220127-X.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104475712361233666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;---&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;dağlarda tek &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;tek &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;ateşler yanıyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;sayak kalpaklı adam &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;güzel, rahat günlere inanıyordu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;birden bire beş adım sağında onu gördü. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;paşalar onun arkasındaydılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;o, saati sordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;paşalar üç' dediler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;sarışın bir kurda benziyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;yürüdü uçurumun kenarına kadar, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;eğildi durdu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;bıraksalar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;ince uzun bacakları üstünde yaylanarak &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;kocatepe'den afyon ovası'na atlayacaktı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="posts" id="gi791018"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nazım Hikmet - Kuvayı Milliye Destanı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-3089454561441763315?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/3089454561441763315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=3089454561441763315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/3089454561441763315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/3089454561441763315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/08/gnn-kitab-nemi.html' title='Günün Kitabı - önemi...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rta9VJ_mfPI/AAAAAAAAAH4/hwVWBH3qlrk/s72-c/ata_ve_bayrak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-1724372783333235156</id><published>2007-08-28T12:54:00.000+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:17.514+02:00</updated><title type='text'>Günün anlam ve önemi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong style="font-weight: bold;"&gt;Ey Türk gençliği!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Tahoma;" &gt;Birinci vazifen, Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Tahoma;" &gt;Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Tahoma;" &gt;&lt;strong&gt;Ey Türk İstikbalinin evladı!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);font-family:Tahoma;" &gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!&lt;br /&gt;Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RtPxN5_mfOI/AAAAAAAAAHw/URmovs5t-4g/s1600-h/imza_ata3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RtPxN5_mfOI/AAAAAAAAAHw/URmovs5t-4g/s200/imza_ata3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5103688023949081826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-1724372783333235156?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/1724372783333235156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=1724372783333235156' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1724372783333235156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1724372783333235156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/08/gnn-anlam-ve-nemi.html' title='Günün anlam ve önemi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RtPxN5_mfOI/AAAAAAAAAHw/URmovs5t-4g/s72-c/imza_ata3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-4948877070790844185</id><published>2007-08-13T11:02:00.000+03:00</published><updated>2007-08-13T11:05:41.891+03:00</updated><title type='text'>Kapsama alanı dışında...</title><content type='html'>Yorucu bir iş maratonu ardından (bkz: 7x24 uzem :)) bugün itibarıyla izine ayrılmış bulunuyorum. Bu yıl yine Gülçin'in izni olmadığı için yıllık iznimden bir şey anlamadan harcıyor olacağım. Ne yapalım hayırlısı. Eğer tutarsa bir Salihli "planımız" var, tutmazsa "planım" var. İnşallah güzel geçer.&lt;br /&gt;Bir kaç gün kapsama alanı dışında olacağım bu sebeple. Salihli'de olduğum sürede özellikle. Belki de olmam gerçi, bilemem :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-4948877070790844185?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/4948877070790844185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=4948877070790844185' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/4948877070790844185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/4948877070790844185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/08/kapsama-alan-dnda.html' title='Kapsama alanı dışında...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-1336351280329660766</id><published>2007-08-10T02:24:00.000+03:00</published><updated>2007-08-10T02:29:17.088+03:00</updated><title type='text'>7/24 UZEM'de</title><content type='html'>Enterasan bir saatte enterasan bir yazı yazayım dedim :)&lt;br /&gt;Saat 02:25 ben UZEM'deyim. 5 günlük bir video konferans toplantısı saat 00:00'da başlayıp 06:00'da bitiyor. Biz de bu sebeple 7 x 24 UZEM'de zaman geçiriyorum.&lt;br /&gt;İş yerinde bu şekilde çalışmak veya daha doğrusu iş yerinde bu kadar çok zaman geçirmek başıma ilk kez geliyor. Çok şükür UZEM buna müsayit bir ortam da, çok yorulmuyorum. Geçen zamanı da boşa harcamamak adına hem bazı işlerimi tamamlıyorum hem de fazladan çalışmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;Neyse bu saatte girdiğim yazıyı kendimde çok beğenmedim. En güzeli uzatmadan bitirmek olsa gerek. Birazdan görevi Selahattin'e devredip yatıcam zaten :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-1336351280329660766?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/1336351280329660766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=1336351280329660766' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1336351280329660766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1336351280329660766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/08/724-uzemde.html' title='7/24 UZEM&apos;de'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-2170627141911365907</id><published>2007-07-25T15:11:00.001+03:00</published><updated>2007-07-25T15:18:56.029+03:00</updated><title type='text'>Go Go GO :)</title><content type='html'>Sevgili Boray &lt;a href="http://www.boraybicer.com/"&gt;sitesinde&lt;/a&gt; Oyun diye bir başlık atmış. Yanlış hatırlamıyorsam bir ara girmiştim fakat sıradan bir oyun sitesi çıkmıştı (Yanılıyorsam Boray zaten düzeltir). Neyse dün akşam evde tesadüfen bir bakayım dedim "ne oyunmuş bu?" Meğer o link, bir GO öğreten siteye açılıyormuş. Adresi de şu: &lt;a href="http://playgo.to/interactive/turkish/index.html"&gt;playgo.to&lt;/a&gt; . Hem de Türkçesi de var. Her neyse dün akşamdan başladım biraz, şimdi de kafa dağıtmak için girmiştim, 37 Kyu oldum :) (Anlamayanlar siteye girsin öğrensin :D)&lt;br /&gt;Geçen yıl &lt;a href="http://mustafaszone.blogspot.com"&gt;Mustafa&lt;/a&gt; ile bir merak salmıştık, hatta mail adreslerimizi İTÜ-GO kulübüne vermiştik ama sanırım benim yazımı okuyamadıklarından bana hiç mail gelmedi, Mustafa'ya gelmiş. Neyse sonuçta site gayet güzel. Örnekleriyle de epeyce pekiştirmiş. Tavsiye ederim. Öğrenin de birlikte GO oynayalım ;) (Sir, bu sözüm başta sana :) )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-2170627141911365907?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/2170627141911365907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=2170627141911365907' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2170627141911365907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2170627141911365907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/07/go-go-go.html' title='Go Go GO :)'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-8282332144961472909</id><published>2007-07-25T10:48:00.000+03:00</published><updated>2007-07-25T11:43:43.241+03:00</updated><title type='text'>Seçim bitti, çenem düştü...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Seçim öncesinde siyasi bir yazı yazacağım demiştim ama yazmamıştım. Kısmet seçimin arkasından yazmaktaymış. Şimdi biraz içimi dökeyim.&lt;br /&gt;Malum üzere Türk halkının her 2 kişisinden 1'i Akepeyi tercih ederken, 5 kişiden 1i cehepeyi, yaklaşık 7 kişiden 1'i de mehepeyi tercih etmiş. Ayrıca güneydoğu nerdeyse tamamen detepeyi seçmiş (o da ayrı bir handikap ya...)&lt;br /&gt;Peki bu seçimde başarı kime ait. Tabiki, iktidarda olmasına rağmen yıpranmayıp oyunu arttıran ve yine tek başına iktidar olan akepe, oyunu iki katına çıkaran mehepe ve meclise girmeyi başaran bağımsız bağımlı detepeliler.&lt;br /&gt;Tabi asıl olay başarılarla birlikte başarısızlıklar. Cehepenin yaşattığı büyük bir hayal kırıklığı var bence. Yolsuzluk iddiaları, anti-laik eğilimler, kadrolaşma gibi pek çok konudan sabıkalı olmasına rağmen akepe oyunu %10 arttırsın, arkasına cumhuriyet mitinglerinin, askerin kaygılarının, bıktık artık diyen çiftçilerin rüzgarını arkasına alamayan cehepe %1 artışı başarı kabul etsin. Bu düpedüz pişkinlik, bu düpedüz aymazlık, bu düpedüz matematik bilmezlik. Açıkçası kendimi kullanılmış, aldatılmış gibi hissediyorum. Tarhan Erdem (ki kendisi de cehepe eski genel sekreteriymiş) seçimden bir kaç gün önce şirketinin yaptığı ankette akepe %48 oy alacak dedi diye "iktidar şakşakçısı", "yalaka" gibi ithamlarla anılmıştı. Halkı etkilemeye çalıştıkları, akepeye destek verdikleri yalanı ile bizleri kandırmışlardı. Demekki 5 yıldır kafalarını toprağa gömmüşler ve çevrelerindeki şakşakçıların tek doğruyu söylediğine inanmışlar.&lt;br /&gt;Ama haketti bence cehepe bu sonucu. Politikasını sadece akepeye yüklenmek üzerine kurmuş ve proje üretmeden saldırmıştı. Hatta Cem Uzan bir teve programında "dikkat edin bu seçimde hiç bir parti politika üretmedi hepsi bizim söylemlerimizi aldı kullanıyor" demişti. Doğruydu da. "Mazot 1 yetele olacak" sloganı için 1 yıl önce "şerazat 1 yetele olcak" diye espriler üretilirken akepe hariç tüm partiler yapcaz ya bunu dedi. Sonra da gemcikler, ip atıp tutmalar başladı. Tabi ki bu atışmalar akepeye yarardı. Bence Erdoğan bunu da biliyordu ve gaza getiriyordu. Bizim insanımıza mazlum edebiyatı yer dediler, "bakın asker bize tokat atıyo işte yüzümüzdeki kızarıklık" dediler (o kızarıklık yapılan yolsuzluk değildi haaa, aman öyle sanmayın, o zaman kızarmaz çünkü) , "bakın masum gülücükler saçan adamı sadece eşi türbanlı diye cumhurbaşkanı etmiyorlar ne yazık" dediler. İnsanlar da bunu yedi. Afiyet olsun. Akepe suçlu mu? Kesinlikle değil. Bence bu seçimde ana sütleri kadar helal oylarını aldılar. Çünkü bir söz vardır "yemeyenin malını (oyunu) yerler".&lt;br /&gt;Öte yandan Sayın Baykal hala başarı söylemleri atsın. Onurlu bir istifa beklerken neredeyse seçim galibi olduklarını söylecekti. Konuşmayı baştan sona dinledim, "bu kadar da olmaz" diye diye. Akşam Altan Öymen'de sienendeki bir programda açıklama hakkında uzun uzun konuştu. Baykal'ın başarı dediğinin nasıl bir başarızlık olduğuna dair. Etrafımda diyorum, buraya da yazayım, bir sonraki seçimde (sanırım 5 yıl sonra olur gene) hala deniz baykal cehepenin başında olursa, değil Cumhuriyet, Türkiye elden gidiyor deseler inanmıycağım gidip ya abuk subuk bir partiye vereceğim oyumu, ya geçersiz oy kullanacağım veya hiç zorlamıycam kendimi oy bile kullanmıycam. Yeter artık...&lt;br /&gt;Bir de diğer partilere bakalım. Mehepe beni ilgilendirmiyor zaten. Tam olarak benim beklediğim oyu alarak meclise girdi ve bence zaten alabileceği maksimum oy da bu. Ama bence ana muhalefet mehepe olacak ve geçekten doğru dürüst (iple falan değil, öyle bir basitlik görmedim ben hayatımda)  muhalefet ederse, mecliste güçlenir. Öte yandan baraj sorunu yüzünden meclise giremeyen detepe bu sefer bağımız girme yolunu keşfetti ve Türkiyede yeni bir dönem başladı. İlk kez bir mahkum cezaevinden çıkıp milletvekili oldu. Anladığım kadrıyla milletvekili bittiğinde "pekekeye yardım ve yataklık suçundan" tekrar geri dönecek cezaevine, veya yargılanacak onu anlayamadım. Şimdi 25 kadar detepeli gizli oturumlara katılacak, pekekeye karşı alıncak operasyon kararlarına fikir sunacak (acaba nasıl fikirler) ve halkı temsil ediyor olacak. İnsanlar seçim sonrası akepenin başarılarısı, cehepenin beceriksizliği derken bu durumu şimdilik kavrayamadı, veya pek de dillendirmek istemiyor. Fakat büyük bir tehlikle mecliste bizi bekliyor olacak. Leyla zana olayları gibi olaylar yaşanabilir.&lt;br /&gt;Biraz ağır bir yazı oldu. Ama tarihe not niteliğinde içimdekileri yazmak istedim. Bakalım şimdiden sonra bizi, kızımı nasıl bir Türkiye bekliyor? BAPın eş başkanı başbakanımız, genel başkanı imralıda olan millet vekillerimiz ve silik bir sol. (Gerçi hala da sorarım, seçimden önce de soruyordum, Türkiye'de sol var mı? Gören bana haber etsin...) Allah sonumuzu hayırlı etsin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-8282332144961472909?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/8282332144961472909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=8282332144961472909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8282332144961472909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8282332144961472909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/07/seim-bitti-enem-dt.html' title='Seçim bitti, çenem düştü...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-2044965845645468490</id><published>2007-07-19T11:11:00.000+03:00</published><updated>2007-07-19T11:13:35.391+03:00</updated><title type='text'>Anket</title><content type='html'>Blogger artık şablonlarına anket ekleme şansı koymuş. Ben de deneyeyim dedim. Çok düşündüm aklıma gelen bir anket sorusunu yazdım. Mümkün olduğunca da geniş bir seçenek hakkı koydum ki herkes demokratik bir şekilde fikrini söylesin.&lt;br /&gt;Şimdi soruyorum "Hangi işletim sistemi?"&lt;br /&gt;Cok ciddiyim yaw...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-2044965845645468490?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/2044965845645468490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=2044965845645468490' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2044965845645468490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2044965845645468490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/07/anket.html' title='Anket'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-2611714938971122688</id><published>2007-07-18T17:17:00.000+03:00</published><updated>2007-07-18T17:40:15.491+03:00</updated><title type='text'>Merve, Festival, ev, üniversite</title><content type='html'>Yine uzun bir ara ardından yazıyorum. Birikse de artık unutuyorum bu kadar geç yazınca. Zor değil tabi haftada en azından 1 kez yazmak ama. Ah tembellik :D&lt;br /&gt;Her neyse, seçim yaklaşıyor. Aslında daha toplumsal içerikli (yani siyasi :D ) bir yazı yazmayı planlıyorum. Ama bu yazıda değil. Yoksa sap ile saman birbirine girecek.&lt;br /&gt;Aklıma gelenler:&lt;br /&gt;* Merve İstanbul'a geldi. Sevgili yeğenim yılların hayalini bu yıl gerçekleştirebildi ve yalnız başına İstanbul'a yanımıza geldi. Gerçi benim düşündüğümden daha kısa kalmak zorunda kaldı. Biz de bu yüzden programı sıkıştırdık. Büyükçekmece festivali vardı ve ona katılabildi en azından. Boğaziçi Üniversitesi'ne gittik, Taksim'de gezdik, Beşiktaş'ta çay içip vapurla karşıya geçtik. Eh işte İstanbul'dan alınabilecek tatların tadına bakmasa da dilini bi deydirmiş oldu. :)&lt;br /&gt;* Dediğim gibi Büyükçekmece Festivali yapıldı. Ferhat Göçer ve Keremcem dinledik. İdare ederdi. Ama Evren ve Mustafa birlikte yaptığımız eğlence süperdi. Kendimizi yeniden "SDÜ Bahar Şenliklerinde" gibi hissettik.&lt;br /&gt;* Bir de Silivri yoğurt festivali yapıldı. Aslında yapılmış. Biz sadece son gün Funda Arar dinlemeye gittik. Ben sahnenin altında yatıp sabahlamayı düşünüyordum aslında :P Şaka bir yana bence Türkiye'nin en iyi kadın vokallerinden biri Funda Arar ve yine (tam da beklediğim gibi) mükemmel bir konser verdi. Konserin en kötü anı tabi ki bittiği an oldu.&lt;br /&gt;* Kasımda askerlik için plan yapmaya başladım. Aslında başlamıştım ama şeytana uymaya da pek bir meyilliydim. Ama şimdi UZEM'de başlayacağımız bir projeye göre de (tabi kabul olursa aslında) bu tarih en iyisi gibi. Hadi hayırlısı.&lt;br /&gt;* Evde epey bi değişiklik var. Oda kapıları değişti, cumartesi günü çelik kapımız da takılacak. Güzel oldu. Ama anladım ki "güvenlik" denilen kavram aslında bilgisayar (sunucu) veya ev farketmiyor. Koruyacağın data (veya eşya) , ayırabileceğin bütçe, bunların oranı gibi faktörler her ikisinde de geçerli :D&lt;br /&gt;* 8 yıl sonra üniversite arkadaşlarım iletişim kurmaya başladım. Ispartaya gittiğimde Osman ile konuşmuştuk. Bir mail listesi yaptık, bulabildiklerimizi ekledik. Geç kalmış olsak da, 4 yılı birlikte paylaştığımız arkadaşlardan haber almış olmak güzel.&lt;br /&gt;* Malum hafta sonu seçim var. İstanbul'a aldırdık sandığımızı. Bölgemden İbrahim Tatlıses bile aday :D&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-2611714938971122688?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/2611714938971122688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=2611714938971122688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2611714938971122688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2611714938971122688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/07/merve-festival-ev-niversite.html' title='Merve, Festival, ev, üniversite'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-1188572530676793602</id><published>2007-06-28T16:58:00.000+03:00</published><updated>2007-06-28T17:23:11.373+03:00</updated><title type='text'>Birikenler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine çok biriktirdim. Sırasıyla geçen zamandan hızlı hızlı bahsedeyim.&lt;br /&gt;Gülçin'le balayından beri ikinci kez tatile gidebildik. Murat'ın mezuniyeti ve benim doktora dersim için Isparta'ya gidecek olunca en güzeli 3-4 gün de Antalya'ya kaçalım dedik. Beldibi'nde güzel bir otelde her şey dahil tatilin tadına baktık. Son derece eğlenceli geçti. Aylin bile çok eğlendi. Akşamları çocuk diskosu, sabahları plajda arkadaşları ile...&lt;br /&gt;Antalya'dan Isparta'ya geçtik. Ben Ekrem Hoca'ya ödevimi teslim ettim (haklı fırçamı da yedim :) ) Bu arada Osman ile Fizik94 diye bir mail listesi yapıp üniversite arkadaşlarını bulmaya karar verdik. Bakalım yaklaşık 9 yıl sonra kaç kişiyi bulacağız. Ayrıca Murat'ın mezunşyet törenine katıldık. Her törende olduğu gibi bize böyle bir mezuniyet yapmadıkları için o zamanın SDÜ'süne küfür ediyorum. Gerçi bize de tören yapıldı ama dar, kısır hatta dandikti. Neyse bence yine coşkulu bir tören yaptı SDÜ. Aklıma gelmişken "Tebrikler &lt;a href="http://muratturkkan.blogspot.com/"&gt;Poskeeee&lt;/a&gt;." 4 yılda fizik bitirdi adam yaw... :)&lt;br /&gt;Isparta gezimizin en güzel yanlarından biri her zaman olduğu gibi dost ziyaretleri oldu. Gülçin'in sınıf arkadaşları Ayten ve Cengiz'i evlerinde kısacık olsa da ziyaret edebildik. Zaferlerde çay içtik, İsmail Hoca'larda ve Koray Hocalar da kaldık. BİM tayfası ile planlanan pikniği yapamadık :( Ayrıca beklenen Aylin-Kıvanç buluşması gerçekleşti. Ayrıntıları zaten hem &lt;a href="http://korayderki.blogspot.com/2007/06/daym-geldi-aylin-geldi-babalar-gn-tra.html"&gt;Koray Hoca&lt;/a&gt; hem de &lt;a href="http://yesimegeldiler.blogspot.com/2007/06/iki-para-can.html"&gt;Yeşim&lt;/a&gt; yazmış. Ben kolaya kaçıp linkleri veriyorum sadece :)&lt;br /&gt;Geçen hafta SHY toplantıları vardı UZEM'de. Tüm haftayı teknik odada geçirdim diyebilirim. Hafta sonu bile okuldaydım. Tatilin acısı böyle çıkar işte...&lt;br /&gt;Havalar aşırı sıcak. Çok şükür işyerimizde klima var. Gerçi sanırım klimalı ortam - normal hava değişimleri yüzünden 2 gündür hastayım. Üstüne bir de &lt;a href="http://neslihanakgun.blogspot.com/"&gt;Nesli&lt;/a&gt;'nin "yaz ishali" maili geldi. Sanırım ben de ondan olmuşum. Sanki biliyo gibi yollamış :D&lt;br /&gt;LOST deliliğinden sonra şimdilerde "How I met your mother" dizisine sardım. Gerçi lost kadar sürekli olmadığından çılıgınlık seviyesinde değil ama çok keyifle iziyorum. Zaten 20 dakika. Cidden bu senenin favorisi diziler oldu. Lost, Heroes, How I met yoru mother, Prison Break falan filan... Gerçi Heroes için Gülçin'i bekliyorum ama o daha Lost'u bile bitiremedi ki... Neyse bekliycez... :)&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar bu yazıyı resimlerle canladırıcam daha :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-1188572530676793602?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/1188572530676793602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=1188572530676793602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1188572530676793602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1188572530676793602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/06/birikenler.html' title='Birikenler'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-2447359099922825311</id><published>2007-05-28T14:57:00.000+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:17.878+02:00</updated><title type='text'>Hocamız müdürümüz Mine Kalkan'ı yitirdik :(</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RlrF6R3IPGI/AAAAAAAAAGo/GCk5K9tAph4/s1600-h/minehoca_yagmur.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RlrF6R3IPGI/AAAAAAAAAGo/GCk5K9tAph4/s200/minehoca_yagmur.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5069581935576628322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aslında üstünden 1 hafta geçti. Ama yazamadım bir türlü. Elim varamadı daha doğrusu yazmaya. Fakat hayır 2 satır bile yazmasam içim rahat etmez.&lt;br /&gt;Mine Hoca'yı yitirdik geçen hafta bugün. Elim hastalık bu sefer sinsice yakaladı ve geçenki gibi şanslı olamadı hocamız. Çok hızlı, aniden geliştiği için şokunu atlatmak da zor oldu. Hani derler ya her ölüm erken diye, bu gerçekten erkendi ama. Daha 45 yaşındaydı ve oğluna adamıştı aslında tüm hayatını.&lt;br /&gt;Açıkçası çok da eleştirirdik. Hatta kendisi bile zaman zaman eleştirirdi yöneticiliğini. Ama herzaman arkadaşlarıma da şunu demiştim yanlış olduğunu düşündüğümüz harketlerinde; "en azından kötü niyetli değil, ben öylesiyle de çalıştım..."&lt;br /&gt;Tabi böyle olunca, yani kelimeler anlamsız kalınca insan anılara gidiyor. İlk UZEM için sınava geldiğimde yüksek lisansım için "şaka dimi bu?" deyişi, ilk işe başladığım gün kılık kıyafet uyarısı (aslında bu çok süperdi, takım elbiseyle geldiğim için uyarı almıştım kendisinden), Mustafa'nın yüksek lisans mezuniyeti için bize boğazda verdiği balık ziyafeti, Hatta resimde gördüğünüz, karda tek eldivenle oynadığımız kar topu. Aslında bir yerimiz yememişti kar atmak hocaya ama o bizi epeyce bir şişlemişti...&lt;br /&gt;"Biri gittiğinde veya öldüğünde aklında iyi anılar kalırsa o kişiyi sevmişsindir" diye duymuştum bir yerde. Demekki sevmişiz Mine Hocamızı. Aklımızda hep güzel anları var.&lt;br /&gt;Mekanın cennet olsun, ışık içinde uyu Hocam...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-2447359099922825311?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/2447359099922825311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=2447359099922825311' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2447359099922825311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2447359099922825311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/05/hocamz-mdrmz-mine-kalkan-yitirdik.html' title='Hocamız müdürümüz Mine Kalkan&apos;ı yitirdik :('/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RlrF6R3IPGI/AAAAAAAAAGo/GCk5K9tAph4/s72-c/minehoca_yagmur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-1592339057905462001</id><published>2007-05-16T17:14:00.001+03:00</published><updated>2007-05-26T13:55:05.682+03:00</updated><title type='text'>Hoşgeldin Mustafa</title><content type='html'>&lt;a href="http://mustafaszone.blogspot.com/"&gt;Mustafa&lt;/a&gt; askerden gelmiş. :) Gözümüz aydın...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://tkfiles.storage.msn.com/y1piXk0SOd_v9k6vx4EAeUAAypb_Pl7yQpdQFda_8vQ52GuoCcvlrcTRaMDH6xRSGZa"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://tkfiles.storage.msn.com/y1piXk0SOd_v9k6vx4EAeUAAypb_Pl7yQpdQFda_8vQ52GuoCcvlrcTRaMDH6xRSGZa" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-1592339057905462001?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/1592339057905462001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=1592339057905462001' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1592339057905462001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1592339057905462001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/05/hogeldin.html' title='Hoşgeldin Mustafa'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-3029868185932872297</id><published>2007-05-14T14:50:00.000+03:00</published><updated>2007-05-14T16:03:13.241+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ankara gezisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='linux şenliği'/><title type='text'>Ankara gezisi ve İTÜ Semineri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Önce geçen haftadan başlayayım. Geçen hafta sonu 6. Linux ve Özgür Yazılım Günleri için Ankara'ya gittik. Şenlik hakkındaki yazımı zaten Linux Günceme &lt;a href="http://aylinux.blogspot.com/2007/05/enliin-ardndan.html"&gt;yazdım&lt;/a&gt;. Burada diğer kısımlardan bahsedeyim. Nurşen'in de gazıyla cuma akşam üstü yola çıktık ve gece 23:00 sularında Ankara'daydık. Aylin'le ilk gündüz yolculuğumuzdu ve şükür ki bizi üzmedi. Gecenin bir saati otogarda Zeki bizi karşıladı, ki tam olarak ne kadar olduğunu söylemese de sanırım yarım saatten fazla beklemiş bizi. Ayrıca unutmadan yazmalıyım ki, İstanbul - Ankara 4,5 saat oldu yalanına kanmayın. Külliyen yalan 6 saatten önce ulaşılamıyor. Hatta bana şöyle de bir kriz oldu; ilk kez İstanbul'dan Ankara'ya gittiğim için, tabelaları takip ediyorum, Ankara 50 Km, 30 km., 20 km., 10 km neyse bitti derken Ankara'ya girdik, fakat sanırım diğer tarafından oluyormuş bu giriş, otogara gidene kadar da nereden baksan yarım saat daha gittik. Tabi bu yarım saat bana yolun işkencesi oldu, psikolojik olarak kendimi 10 km hazırlamışken bir 30 km daha gitmek... Neyse ama sonuçta sağ selim vardık. Nurşen ve Teyzem de bizi evde karşıladılar ve tabi Ali Efe de... :) Gece 2'ye kadar sohber şu bu derken ben bir de 3e kadar filan tembel öğrenci şeklinde slaytlarımdaki eksikleri tamamladım. Sabah da güzel bir kahvaltıya uyandık. Çok ayrıntıya girmeyeceğim zaten, şimdiye kadar bile çok oldu. Kahvaltı sonrası ODTÜ'de şenliğe gittik. Zeki de sağolsun bizi yalnız bırakmadı. Hatta seminerim boyunca arkada kamera ile kayıt yaptı. (Eminim linux hakkında konuşulan bir semineri dinlemek onun için çok iç açıcı olmamıştır :) )&lt;br /&gt;Seminerin ardından Ankara'da bir şeyler yapmaya karar verdik ve her zaman Ankara'ya gittiğimde tekrar yapmam gerektiğine inandığım, ATA'yı ziyaret diye tutturdum. Aslında bu sefer özellikle de istiyordum ki, Anıtkabir'in yeni yapılan bölümlerinin methini çok duymuş fakat gidememiştim. Neyse sağ taraftaki kuleden başladık gezimize, görmediğim Çanakkale, Sakarya ve Büyük Taarruz savaşlarının resim, heykel, gerçek eşya ve ses ile desteklenerek canlandırıldığı bölümlerde kendimden geçtim. Bir an kendimi o savaşların içinde bulmuş, top seslerinden irkilmiş ve ağlamaklı olmuştum. Ata'ya yakışan yapılmış gerçekten. Ulusal bilinci pekişmeyen birini götürsen, eğer oradan etkilenmeden çıkarsa pek de şansın yoktur herhalde... Ayrıca dikkatimizi çeken bir diğer nokta da, genci, yaşlısı, başı örtülüsü açığı herkes oradaydı. Sırayla gezip, fotoğraflar çektik (çekebildiğimiz yerlerde). Bu arada Aylin de bizimle gezdi ve ilk Atatürk ziyaretini yapmış oldu böylece. Hatta bekleyen askerleri bile "DATATÜRK" diye selamladı. Ardından Ankara gezisi ve eve dönüş. Zaten bitkin bir halde kaldık.&lt;br /&gt;Pazar günü Ali Efe ile birlikte (ki bu onun da ilk dışarı gezmesiymiş) Eymir Gölü'ne gittik. Kendisi ODTÜ'nün gölüymüş, zaten ODTÜ buraya ufak çaplı tesisler de yapmış. En enterasan yanlarından biri göl kenarında balık ekmek yemekti. Tabi ki, göl kenarında balık yenir fakat yediğimiz göl değil deniz balığıydı. Ayrıca balığa baharat konduğunu ilk kez gördüm, fakat beğendim. Göl ve piknik keyfi ardından Eve dönüş zamanı geldi (İstanbul'a). Nasıl olsa zamanımız var diye sallanırken kendimizi trafiğin içinde bulduk. Ana yolun neredeyse 2 şeriti kapanmış yol çalışması yapılıyodu. Bu sayede sıcakla boğuşarak bir yandan da otobüsü kaçırma stresi başladı. Neyse ki son 2 dakika falan kala otobüse yetiştik. Fakat tabi vedalaşamadık bile... Bu arada tekrar aklıma gelmişken misafirperverlikleri ve onca gürültümüze rağmen sakinlikleri :), ayrıca Zeki'ye de özel olarak şöförlüğümüzü de yapmış olması sebebiyle teşekkür ederiz...&lt;br /&gt;Ardından evim evim güzel evim ve hafta başı iş günü. Çarşamba günü de İTÜ Matematik ve Bilgisayar Kulübünün Bilişim Günleri etkinliği vardı. Oraya da Linux Kullanıcılar Derneği adına çağrıldım. Linux Sistem Yönetimi konusunda bir seminer verdim. Hem seminerin saati itibarıyla (Saat 17:00) hem de konunun ağırlığı sebebiyle katılımcı azdı. Fakat aslında iyiydi de. Az fakat ilgili ve bilgili kişi, çok ama zorla toplanmış insandan daha iyidir bence. Bence faydalı, güzel bir seminer oldu. Seminer ayrıntılarını da &lt;a href="http://aylinux.blogspot.com/"&gt;Linux Günceme&lt;/a&gt; yazacağım, malum teknik konular oraya :). Ayrıca İTÜ Matematik ve Bilgisayar Kulübü bana (tabiki aslında tüm seminer verenlere) çok şık bir plaket verdi. Çok teşekkürler...&lt;br /&gt;Bugün aşırı sakin bir gün geçiriyorum. Uzun uzun yazdım. Gerçekten nedense bir yaz dinginliği çöktü. Galiba dünkü tatilden. Onu da ayrıca yazacağım ama şimdi değil...&lt;br /&gt;Fotoğraflar yakında &lt;a href="http://picasaweb.google.com/emrekaraoglu"&gt;picasaweb.google.com/emrekaraoglu&lt;/a&gt; adresinde olacak...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-3029868185932872297?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/3029868185932872297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=3029868185932872297' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/3029868185932872297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/3029868185932872297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/05/ankara-gezisi-ve-it-semineri.html' title='Ankara gezisi ve İTÜ Semineri'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-8089569306473283546</id><published>2007-05-14T14:36:00.000+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:18.101+02:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE'M ŞAMPİYON</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RkhKhvucT4I/AAAAAAAAAEo/U80IxOdJ8tg/s1600-h/fb100yil.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RkhKhvucT4I/AAAAAAAAAEo/U80IxOdJ8tg/s320/fb100yil.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5064379724585521026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;100. Yılımızda, inadına şampiyonuz... Yazacak çok şey var ama önce herkes yerini bilecek, önce FENERBAHÇEM :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="350" width="425"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/zEW6ex4lJJA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="350" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-8089569306473283546?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/8089569306473283546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=8089569306473283546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8089569306473283546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8089569306473283546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/05/fenerbahem-ampiyon.html' title='FENERBAHÇE&apos;M ŞAMPİYON'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/RkhKhvucT4I/AAAAAAAAAEo/U80IxOdJ8tg/s72-c/fb100yil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-8904429951261822237</id><published>2007-04-20T10:51:00.000+03:00</published><updated>2008-11-13T05:56:18.320+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pfsense'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cisco'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='firewall'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ip/tv'/><title type='text'>Nerelerdeyim?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun süredir yazamadım. Aslında sadece biraz konsantrasyon meselesi. Her neyse, nerelerdeyim aslında buralardayım yoğun bri tempoda çalışıyorum. Uzun zamandır aslında üstümüzde ölü toprağı varmışcasına bir sakinlik hakimken, IP/TV projesi bizi yine harekete geçirdi. Geçen hafta pazartesi gününden beri, &lt;a href="http://www.netron.com.tr"&gt;Netron&lt;/a&gt; ile birlikte İTÜ IP/TV sistemini &lt;a href="http://ww.w.uzem.itu.edu.tr"&gt;UZEM&lt;/a&gt; bünyesinde kurmaya ve hayata geçirmeye başladık. Netron'dan Oğuzhan Eren 2 haftadır mesaisini bizimle geçirmeye başladı ve aslında bizden biri gibi çalışmaya başladı. Bugün de artık işlevliğini tam olarak kazanmış sayılan IP/TV sistemimini bizimle başbaşa bırakıp yeni görevlere yelken açacak :D (Arkada bir kaktüs, ve batan bir güneşe doğru giden kovboy :P)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nedir IP/TV?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Aslında IP/TV belki de geleceğin teknolojisi. Artık her türlü verinin IP üzerinden taşınmasına başlanmasıyla TV yayınlarının da internet üzerinden aktarılabilmesini hedefleyen bir sistem.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Ne sağlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Aslında şu an itibarıyla network altyapımız çok da IP/TV izlemeye (en azından tv kalitesinde izlemeye) müsayit değil. Fakat İnternet altyapıları geliştikçe belki de doğrudan TV'ye bağlanacak bir internet hattı ile yayın televizyonlara gelecek. Bu sayede, kaçırdığımız programları tekrar izleyebileceğiz, bize özel reklam sektörü gelişecek (örneğin benim aboneliğimde sadece teknoloji, spor gibi reklamlar çıkarken, perde reklamı çıkmayacak), amatör tv yayınları da artacak örneğin youtube'da olduğu gibi insanlar kendi çektikleri görüntüleri tv yayını şeklinde yayınlayabilecek ve hatta bundan para da kazanabilecek, bunlar benim  ilk aklıma gelenler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Biz ne yaptık?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizde Cisco'nun hazırladığı IP/TV çözümleri için kullanılan 1 Control Server, 1 Broadcast Server 4 ta&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rih7t1wck0I/AAAAAAAAAEI/dTU3sK-rdqY/s1600-h/iptv_calisma.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rih7t1wck0I/AAAAAAAAAEI/dTU3sK-rdqY/s200/iptv_calisma.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055426609177989954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ne de Arşiv Server var. Control Server adından da anlaşıldığı gibi bir anlamda sistemi kontrol ediyor ve yayını sağlıyor. Broadcast server ise, yayına ister üzerindeki capture kartı ile aldığı görünütüyü aktarıyor (canlı yayın) istenirse de arşiv sunucularındaki görüntüyü isteğe bağlı olarak kullanıcıya aktarıyor. Arşiv sunucu da canlı yayın görüntülerini saklıyabiliyor, aynı zamanda üzerindeki videoları isteğe bağlı olarak broadcast servera aktarıyor.&lt;br /&gt;Bu cihazları ilk açtığımızda bizi bir şok karşıladı. Windows 2000 Server vardı üzerlerinde ve açıldıktan yaklaşık yarım saat içinde çakılıyordu. Malum NT problemleri. İlk çözümü, Service Pack 4 indirip, antivirüsü ve SP4'ü makinaları internete çıkarmadan yükledik. Epeyce işe yaradı makinalar 2 saat kadar dayanabildi. :D Oğuzhan Bey sorunu firewall getirmekle çözdü. Zyxell'in bir firewall'unu şirketten aldı geldi ve cihazların önüne onu koyduktan sonra anca kendilerine gelip çalışabildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;|İnternet | ----  |ZyWall| ---- |Switch| ---- |IP TV sistemi|&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir firewall, antivirüs özelliği de var, fakat 1500 USD civarında cihaz ücreti, 400 USD civarında da yıllık güncelleme ücreti varmış. Yani pahalı bir çözüm :D Biz de bir kaç gün içinde sisteme PfSense kurup, daha ucuz çözümler aradık. PfSense BSD tabanlı, son derece kullanışlı ve SDÜ Bilgi İşlem'deki sevgili dostlarımın uzun zamandır kullanıp tavsiye ettiği bir firewall. Ayrıca eklentileri ile de pek çok özellik eklenebiliyor. IDP özellikle (Snort) son derecek kolay ve kullanışlı geldi bize de... Son durumda sistem yaklaşık şöyle bir hal aldı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;|İnternet | ---- |PfSense| ----- |ZyWall| ---- |Switch| ---- |IP TV sistemi|&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası PfSense'den sekenleri ZyWall durdursun dedik, ama ZyWall atıl kalmak zorunda kaldı. :) Oh oh deyip aradan ZyWall'ı da bir kaç gün sonra kaldırdık. Böylece sistemimizi  2 ethernetli bir PC'ye emanet edebildik. Bu aptal windowslar yine BSD'ye emanet oldu :)&lt;br /&gt;Not: Bu arada test edelim diye 2 tane daha linux firewall denedik. En kullanışlısının ve stabilinin yine pfsense olduğuna karar verdik. PfSense'in tek dezavantajı antivirüs korumasının olmayışı. Onu da araştırıyorum bir yandan acaba eklenebilirmi diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sonuç:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün itibarıyla geçici olarak toplantı odasına kurduğumuz sistemimizi (resimde) yayın stüdyosuna taşıdık. Artık video konferans aracılığı aldığımız görüntüleri kaydedebilir, aynı zamanlı olarak yayınlayabilir durumdayız. İsteğe bağlı olarak çeşitli video görüntülerini web sayfalarımıza gömebilir ve kullanıcıların hizmetine sunabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışma en başta da dediğim gibi üzerimdeki ölü toprağını epeyce bir serpti. Yoğun ve yorucu olsa da eğlenceli bir hafta oldu. Çoğu akşam servis saatinin geldiğini Suat Bey uyarmak zorunda kaldı. Bundan sonra yayın yapma işi Selahattin'de. Ona kolay gelsin ne diyeyim :D&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-8904429951261822237?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/8904429951261822237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=8904429951261822237' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8904429951261822237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/8904429951261822237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/04/nerelerdeyim.html' title='Nerelerdeyim?'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rih7t1wck0I/AAAAAAAAAEI/dTU3sK-rdqY/s72-c/iptv_calisma.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-2571298747460663601</id><published>2007-03-08T23:54:00.000+02:00</published><updated>2007-03-09T00:10:43.823+02:00</updated><title type='text'>Tehlikenin farkındamıyız?</title><content type='html'>Tehlikenin farkındamıyız gerçekten?&lt;br /&gt;Daha önce de Cumhuriyet Gazetesi bu sloganı kullanmış ve aslında hem biraz dikkat çekmiş hem de bu başarılı sloganla az da olsa okur sayısını arttırmıştı. Fakat ikinci sefer beklemiyordum ben de aynı "dikkat çekmeyi". Fakat aslında sürekli yapmak gerekiyormuş.&lt;br /&gt;Tehlikenin farkındamıyız? Dün (7 mart) dünya kadınlar günü ile ilgli olarak meclise giden kadınlardan şapkalılar içeri alınmazken, türbanlılar alınmış. Sebebi de türbanın bir aksesuar olması. Şapka siyasi ve özellikle bölücü bir simge ya...&lt;br /&gt;Dün (7 Mart) mahkeme kararı ile you tube erişimi engellendi. Sadece DNS kayıtları silinmiş IP ile erişim devam ediyor. Fakat bu yasak kime ceza? Başımızı kuma gömerek veya çocukların yaptığı gibi  "bla bla bla ne dediğini duymuyorum" diyerek sanki onurumuzu kurtaracağız. Yıllarca ermeni soykırımı olayında olduğu gibi, atı alan üsküdarı geçerken biz "bla bla" diyor olacağız. Yazık çok yazık...&lt;br /&gt;Bugün 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü. Böyle dediğimde Gülçin'den "tüm kadınlar emekçidir" tepkisi aldım. "Bir çocuğu doğurmak veya bir eve bakmak emek değil mi sanki". Haklı sonuna kadar. Benim derdim ise sadece şu: Bugünü tüm kadınlar idrak etmeli ve korumalı. Ama bugün anneler günü gibi, doğum günü gibi sadece bir sevgi günü OLMAMALI. Bugün kadın haklarının bilinçlendirildiği, kadınların kadın olmanın tadıyla birlikte bilincine de vardıkları gün olmalı. Bugünle ilgili bir şiirle bitireyim yazımı. Benim çok sevdiğim bir şiirdir. Yanlış bilmiyorsam da "Kuvayı Milliye Destanı" içinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KADINLARIMIZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,&lt;br /&gt;sanki gidenler hiçbir zaman&lt;br /&gt;hiçbir menzile erişemeyecekti.&lt;br /&gt;Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle&lt;br /&gt;Ve onlar&lt;br /&gt;ayın altında dönen ilk tekerlekti.&lt;br /&gt;Ayın altında öküzler&lt;br /&gt;başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi&lt;br /&gt;ufacık kısacıktılar&lt;br /&gt;ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında&lt;br /&gt;ve ayakları altından akan&lt;br /&gt;toprak,&lt;br /&gt;toprak,&lt;br /&gt;ve topraktı.&lt;br /&gt;Gece aydınlık ve sıcak&lt;br /&gt;ve kağnılarda tahta yataklarında&lt;br /&gt;oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.&lt;br /&gt;Ve kadınlar&lt;br /&gt;birbirlerinden gizleyerek&lt;br /&gt;bakıyorlardı ayın altında&lt;br /&gt;geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.&lt;br /&gt;Ve kadınlar&lt;br /&gt;bizim kadınlarımız:&lt;br /&gt;korkunç ve mübarek elleri&lt;br /&gt;ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle&lt;br /&gt;anamız, avradımız, yarimiz&lt;br /&gt;ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen&lt;br /&gt;ve soframızdaki yeri&lt;br /&gt;öküzümüzden sonra gelen&lt;br /&gt;ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız&lt;br /&gt;ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki&lt;br /&gt;ve kara sabana koşulan ve ağıllarda&lt;br /&gt;ışıltısında yere saplı bıçakların&lt;br /&gt;oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan&lt;br /&gt;kadınlar,&lt;br /&gt;bizim kadınlarımız&lt;br /&gt;şimdi ayın altında&lt;br /&gt;kağnıların ve hartuçların peşinde&lt;br /&gt;harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi&lt;br /&gt;aynı yürek ferahlığı,&lt;br /&gt;aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.&lt;br /&gt;Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde&lt;br /&gt;ince boyunlu çocuklar uyuyordu.&lt;br /&gt;Ve ayın altında kağnılar&lt;br /&gt;yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NAZIM HİKMET&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-2571298747460663601?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/2571298747460663601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=2571298747460663601' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2571298747460663601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/2571298747460663601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/03/tehlikenin-farkndamyz.html' title='Tehlikenin farkındamıyız?'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-1989541780977624946</id><published>2007-03-01T17:27:00.000+02:00</published><updated>2007-03-01T17:41:52.274+02:00</updated><title type='text'>ordan burdan can sıkıntısından</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kaç gündür beynimi yedim. Şimdi de serviseme çok az zaman kala "bıraktım artık oynamıyorum" deyip kenara çekildim. Gerçekten küstüm oynamıyorum. 3 gündür çözmeye çalıştığım aptal bir mail sunucu ve qmail problemi var. Artık qmail, smtp-auth, rcpbilmemne duymak görmek istemiyorum. Ne kadar böyle desemde hep aklımda oluyor çözmedikçe. Yemek yerken, servise yürürken, uyurken...&lt;br /&gt;Neyse teknik sorunlar bunlar. Bunun dışındaki hayat hep aynı. sürekli bir koşturmaca. Artık 30 GB'lık bir taşınablir harddiskim var. Bu sayede film izlemeye başlayacağımızı düşünüyorum. :)&lt;br /&gt;Pazar akşamı "Koku" filmini izledik. Filmin kitabını Gülçin okumuş ben de ismini hatırlıyorum bir yerden. Film de güzeldi. Kadınların kokusunu çıkaran bir adam. Enteransan bir konu kokusunu alınca ruhunu da alırsın herhalde birinin. Pek bunun üzerine değildi film tabi ama bu benim düşüncem. Zaten tarihi konulu filmleri genelde sevmişimdir.&lt;br /&gt;Aslında bir LOST çılgınlığı gidiyorki bende dillere destan. Gülçin benimle bir daha izle diyor. Sakıncası yok. Zaten ben beğendiğim filmleri bir kaç kez seyredebilenlerdenim. Matrix 1, yüzüklerin efendisi hala tvd denk gelse sanki ilk defaymış gibi seyrediyorum. :) LOST tavsiye ediyorum. Dizi böyle çekilirmiş. Biz tv'de aptal berdel dizilerine mahkum kalalım hala.&lt;br /&gt;Geçen akşam msn aracılığı ile Tolga Abilere çaya gittik :) Valla bu deyimi sevdim. Aslında amacımız Koray Hocalara gitmekti ama tüp bitmiş :P. Sistemlerinde gereksiz hep böyle zamanlarda çıkan bir problem oldu. Biz kendi görüntümüzü yollarken onları göremedik de duyamadık da. Tabi sadece tek taraflı olarak güzel oldu. Daha sonra tesadüfe oradan geçen Tolga Abi'yi görünce hadi sizdeyiz dedik. Uzun zamandır (hatta Ispartadan geldiğimizden beri) ilk defa yüz yüze görüşebilmiş olduk. Teknolojinin gözünü seveyim. Epeyce sohbet ettik. Buse kocaman olmuş. Onlar da Aylin için aynı şeyi söylediler. Hatta bir de süpriz verdiler (olursa). Bakalım bekliyoruz. Ama gerçekten bu video konferans güzel bir şey.  Ne kadar nefesi hissedemesek de teknolojinin geldiği yer, dumandan, kuştan, mektuba, telefona, cep telefonuna derken evden eve görüntülü iletişime geldi.&lt;br /&gt;Eh artık zaman geldi. Servise yetişme zamanı. Zaten kısa kısa yazmaya gelmiştim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-1989541780977624946?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/1989541780977624946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=1989541780977624946' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1989541780977624946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1989541780977624946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/03/ordan-burdan-can-skntsndan.html' title='ordan burdan can sıkıntısından'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-554997594105917958</id><published>2007-02-22T09:49:00.000+02:00</published><updated>2008-11-13T05:56:18.514+02:00</updated><title type='text'>3 günde 1500 km.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yoğun geçen hafta sonu ve ardından gelen yine yoğun sayılacak bir hafta içi, anca fırsatım oldu yazmaya.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta perşembe trenle Isparta yoluna çıktım. Cuma sabahı doğrudan okula gidip kayıt işlerimi halletmeliydim. Bilgi İşlem tayfasının da toplantıda olması bahanesiyle erkenden danışman hocamın yanında aldım soluğu. Saat 10'dan 12'ye kadar hakettiğim fırçayı yedikten sonra, doktora konusunda radikal sayılabilecek bazı kararlar alarak ayrıldım. Kayıt işlerim öğrenci işleri sistemi yüzünden öğleden sonraya sarktı yine de... Öğle yemeğini Hamit ile yedikten sonra günü, bilgi işlemde arkadaşlarla hem özlem gidererek hem de her zaman yaptığım gibi fikir alışverişi ile geçirdim. Yine birçok şey öğrendim ve uygulamaya geçirdim bile bazılarını iş yerimde. Aslında bu ziyaretlerimin en güzel yönlerinden biri de bu. :)&lt;br /&gt;Akşamı daha önceden sözleştiğimiz gibi Koray Hocalarda geçirdim. Aslında gelenekselleştiği gibi bile diyebilirim. Kıvanç ile yine çok güzel vakit geçirdik ve her seferinde gösterdiği gelişim için kendine hayran bıraktı beni. Fakat şok bir gelişme yaşandı cuma akşamı. Annem telefon edip, "oğlum madem geldin oraya kadar, hadi buraya da gel" deyince kıramadım ve tüm planlarımı iptal edip cumartesi günü Salihli'ye geçtim. Hatta bu sebepten İsmail Hoca'yı bile göremedim. :(&lt;br /&gt;Cumartesi sabahı Erten'in evinde kahvaltı (daha doğrusu kuşluk yemeği) vardı. Kalabalık bir ekip olarak onlarda toplandık. Ben otobüs saatim gelene kadarki kısmı orada geçirebildim sadece. Fakat bu bile arkadaşları bir arada görmek için güzel bir bahane oldu. Ayrıca kahvaltının çeşitliliği konusunda Erten'ime (ki zaten Erten ile kahvaltı bir arada iyi gider ;) ) ayrıca sevgili eşi Bataman'a teşekkür etmeliyiz. :)&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rd1OmWtuogI/AAAAAAAAAAM/SX9yqXWSRaY/s1600-h/ISP.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rd1OmWtuogI/AAAAAAAAAAM/SX9yqXWSRaY/s320/ISP.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5034266379309457922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Cumartesi akşamı Salihli'deydim. Kurban bayramında da gidemediğim için uzun zamandır aklımdaydı aslında gitmek fikri ama ben araya kayıt da girince bir kaç hafta daha ertelemiştim. Her seferinde olduğu gibi, abimlerin de gelişiyle güzel, keyifli bir akşam geçirdik, hasret giderdik. Annem "oğlum geliyor" diyerek aşure bile yapmıştı, canım annem.&lt;br /&gt;Zaten 1 günlüğüne gelince alsında pazar günüm de koşturmacayla geçti. Lise arkadaşım Onur'u çalıştığı dersanede ziyaret ettim. Tabi ki dersi olduğu için toplamda 10 dakika falan tenefüs sırasında görüşebildik. Ayrıca, Hüseyin'in dükkanında da toplamda 15-20 dakika sohbet edebildik. Tabi ki teyzemleri, dayımları, dedemi kongre toplantısı şeklinde birleştimiş oldum :)&lt;br /&gt;Pazartesi sabah 7:30'da UZEM kapısını açmıştım. ;) 3 günde yaklaşık 1500-1600 km. yol yapmış olmama rağmen yorgun değil, aksine neşeliydim. Bu gezinti bana iyi geldi. :)&lt;br /&gt;Okulda yaptıklarımı Linux bloguma yazacağım. Zaten çok boşladım orayı da. :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-554997594105917958?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/554997594105917958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=554997594105917958' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/554997594105917958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/554997594105917958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/02/3-gnde-1500-km.html' title='3 günde 1500 km.'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_SulZuKI0q_0/Rd1OmWtuogI/AAAAAAAAAAM/SX9yqXWSRaY/s72-c/ISP.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-117122981038387522</id><published>2007-02-11T23:10:00.000+02:00</published><updated>2007-02-11T23:36:50.396+02:00</updated><title type='text'>Evde internet keyfi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu yazımı evimden yazıyorum. Saat 23:10. Günlerdir bu anı bekliyordum aklıma gelmişken fırsatta bulmuşken yazayım istedim.&lt;br /&gt;Yaklaşık 1 haftadır artık evimizde internetimiz var. Artık zorunlu olmaya başlamıştı internet. Fakat güzel oldu. İnsan kaldığı yerden devam edebiliyormuş bu sayede örneğin.&lt;br /&gt;Şu an yazacak çok da fazla bir şey bulamıyorum. Sadece bu hafta yine Isparta yolunda olacağım. Perşembe akşamı çuf çuf. Malum kayıt var yine ama her zaman olduğu gibi beni kayıttan çok arkadaşlarla görüşmek ilgilendiriyor :) Yine çok yoğun bir hafta sonu olacak ama değecek.&lt;br /&gt;Bu arada 1 dersten kalmışım bu dönem. Sanırım bu dönem daha fazla çalışmam gerekecek.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-117122981038387522?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/117122981038387522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=117122981038387522' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/117122981038387522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/117122981038387522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/02/evde-internet-keyfi.html' title='Evde internet keyfi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-117075751442646349</id><published>2007-02-06T12:05:00.000+02:00</published><updated>2007-02-06T12:25:14.443+02:00</updated><title type='text'>Yine kendim için yazdığım hafta sonundan akılda kalanlar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yoğun hafta sonu ardından, evde yazacağım diye kastım aslında fırsat olmadı ki yazmaya.&lt;br /&gt;Dediğim gibi gerçekten yoğun bir hafta sonu oldu. Cuma akşamı  servis arkadaşları ile Selviler'de işkembe ile kutlama programımız vardı. Tuncay'ın ehliyetini bahane ettik gerçi ama aslında geçen hafta yapılan programda benim katılamadığım (iyiki :) ) ve daha sonra Kubilay Bey'in el değiştirdiğini bilmeden götürdüğü kötü işkembeci sebebiyle içte kalanların tamamlanmasıydı. Sonrasında bir cafede kahve içtik ki, Büyükçekmece'deki hoş mekanlardan birini daha öğrenmiş olduk bu sayede. Hatta maç seyretmeye bile gidilir bence. :)&lt;br /&gt;Cumartesi ise Gülçin'in hem eski hem de can dostu Tolunay'ın nişanı vardı, Esma Sultan Yalısında. Sadece ikimiz davetli olunca arabayı istemek zorunda kaldık. Güzel bir gece geçirdik. Gerçi Esma Sultan Yalısı deyince ben köşk tarzı bir yalı bekliyordum, sadece dış cephesi kalmış binanın içine camdan 2 katlı bir yer yapmışlar. Tabi ki Ortaköy ve Boğaz muhteşemdi. Bir de gece boyu çalan ve adını bilmesek de sesini çok beğendiğimiz bayanın söylediği şarkılar...&lt;br /&gt;Pazara resmen baş ağrısı krizi ile başladım ama. Sebepsiz bir baş ağrısı, sanki her hareketimde beynim kafatasıma çarpıp ağrı yapıyordu. Sersemliğim öğleden sonrasına kadar sürdü. İlaçla bir de Erten ve Burcu'nun ziyaretiyle kendime geldim. Çok uzun kalmadılarsa da eski günlerde yeni yaşananlardan sohbet edecek kadar zamanımız oldu. Onlar arkadaşlarına yetişmek zorunda olunca biz de daha önce planladığımız Hatice Hanım ziyaretimizi gerçekleştirdik. Son derece keyifli bir başka akşam da orada geçti.&lt;br /&gt;Pazartesi sabahı işe kalkmak tabi çok zor oldu ama güzel geçen hafta sonu sayesinde bu yorgunluğa dey(ğ)di.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-117075751442646349?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/117075751442646349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=117075751442646349' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/117075751442646349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/117075751442646349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/02/yine-kendim-iin-yazdm-hafta-sonundan.html' title='Yine kendim için yazdığım hafta sonundan akılda kalanlar'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-117017005792821016</id><published>2007-01-30T15:09:00.000+02:00</published><updated>2007-01-31T21:39:30.970+02:00</updated><title type='text'>Ordan burdan, bloglardan</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yazacak bir kaç şey birikti, aklımdayken onları yazayım istedim. :)&lt;br /&gt;"Dolapdere Big Gang" dinleyerek yazıyorum şu an. Zaten dünden beri sürekli bu grubu dinliyorum tek kelime ile bayıldım. Cuma akşamı güzel bir akşamdı. Erçin'e misafir olduk 3 erkek (Kubilay ve Tuncay ile) Erçin'den dinledim ilk kez, ardından algıda seçicilik olsa gerek CNN-Türk'te pazar günü röportajları vardı. Şarkıların tamamı çok keyifli ama hani 1 tane seç deseler başlangıcı "I'm an English Man in NewYork" ile yaparım herhalde. Türk çalgıları ile, bu kadar bilinen şarkıları içine etmeden uyarlamışlar, sanki orjinali zaten bu şekildeymiş izlenimi bırakıyor.&lt;br /&gt;Cuma akşamı deyince, hani perşembenin gelişi çarşambadan belli derler ya, benim de hafta sonum cumadan belli oldu. Cuma akşamı eğlenceli bir programın ardından cumartesi de yoğun bir gündü. Güzel denilebilecek bazı gelişmeler oldu ama kesinleşmeden yazmak yok. :) Mecidiyeköy'den Serkan'ı ve Aytunç'u da aldım ve birlikte eve geldik. Sohbet falan derken geceye 2 tane de film ekledik. "Neşeli Ayaklar" zaten benim çok merak ettiğim penguen filmiydi. Aslında zevkli, güzel bir film fakat gece geç saatte seyredilecek kadar sürükleyici değil. Bu yüzden sonlarında biraz uyumuşum. Fakat sonrasında "Dondurmam Gaymak" için bir alt yapı olmuş :) Dondurmam Gaymak, bir filmden hayatın anlamını beklemeyenler için güzel bir film ama nasıl "Oscar aday adayı" olmuş anlamadım.&lt;br /&gt;Bu arada, blog kavramı ilk çıkmaya başladığında pek çok yerde, "blog yakında mailin yerine geçecek", "herkes blog üzerinden iletişim kuracak", "IBM çalışanların blog kullanmasını destekliyor" falan tarzı haberler çıkardı. Ben de hep düşünürdüm, "ne alaka yani, blog mailin yerine nasıl geçsin ki?" falan diye. Fakat dün şunu anladım, yavaş yavaş bu gerçekleşiyormuş. Hem insanlarda oluşan blog kullanma alışkanlığının artması, hem de "şunu bunu yaptım" demek için mail yazmak istememek (yani mailde "ona ne kardeşim" derken blogda öyle düşünmden yazıyoruz) blogun mail yerine geçmesine sebep oluyor. Nerden çıktı bu peki? Dün boş bir vaktimde dostlarımın bloglarını gezerken (yanda linklerine de bakabilirsiniz) daldan dala atladım. Koray Hocamın blogunda tesadüfen Sertaç'ın blogunu gördüm. O da blogger olmuş haberim yok. Açtım okudum, epeydir görememiştim az da olsa haber almış oldum. Sevindim buna. Neredeyse bir gezegen, bir blog kardeşliği yapacak kadar olmuşuz. Aslında iyi fikir ya, bir ara çalışmıştım planetplanet ile, buna el atayım, tüm dostları bir blog kardeşliğinde toplayayım. Nasıl olsa hosting de kolay artık ;) Fakat blog'un güzel yanı yorum yazabilmek. Bence hem yazdığına aldığın tepki olarak zevkli hem de okuduğun yazıya sen de fikirlerinde katkıda bulunabiliyorsun ki, bu da güzel. (Sözüm sana Sertaç anlamışsındır, aç şu yorum kısmını :) )&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar olsun. Sabah beri hala dolapdere devam ediyor, son cümlemi "wake up wake up" diyerek oryantal tadında yazıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-117017005792821016?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/117017005792821016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=117017005792821016' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/117017005792821016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/117017005792821016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/01/ordan-burdan-bloglardan.html' title='Ordan burdan, bloglardan'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116858757693710780</id><published>2007-01-12T09:24:00.000+02:00</published><updated>2007-01-12T18:58:38.973+02:00</updated><title type='text'>Boray Biçer</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tanıdığım en enterasan insanlardan biri; Boray Biçer. Üniversite yıllarımdan beri tanırım ve daha sonrasında annemlerin, abimlerin de tanışıp hala "uzun arkadaşın" diye sordukları, uzun (2 küsür metre) ve geveze arkadaşım. Onu anlatacak çok sözcükler var aslında; "uzun, geveze, ukala, gıcık, sevimli, sempatik, enetelektüel, sinir bozucu" :) Kızlarla anlaşamama sebebi de bu olsa gerek. Kızlar tek tip erkeklerden hoşlanır bu adam çok yönlü. Bir de hatırladığım kadarıyla annesi buna kızardı, "oğlum kızlara kitaplardan bahsetme, sevdiğini söylerken bile 'kitap gibi kızsın' diyorsun" derdi. :)&lt;br /&gt;Bayram dönüşü bana süpriz yapıp bloguma yorum yazmış - nereden bulduysa - . Açıkçası sevindim uzun zamandır da görüşmemiştik. İşin ilginç yanı son zamanlarda sürekli aklıma geliyor olmasıydı. Sebebi de Orhan Pamuk. Boray, bitirme tezi konusu olarak Orhan Pamuk hakkında çalışmıştı ve tezini ben de alıp okumuştum. Lisans tezini okuduğum 2 insandan biri aslında. Biri de İlker (Nükleer Fizik hakkındaydı). Orhan Pamuk, Nobel falan dendikçe her seferinde aklıma gelir, hatta şu eski disketlerden Boray'ın tezini bulsam derdim. Gerek kalmadı. Kendine site yapmış (&lt;a href="http://www.boraybicer.com"&gt;www.boraybicer.com&lt;/a&gt;) ve oraya da tezini pdf formunda koymuş (&lt;a href="http://www.boraybicer.com/Boray%20Bi%E7er%20-%20Orhan%20Pamuk%20Tezi.pdf"&gt;Orhan Pamuk Tezi&lt;/a&gt;). Tabi tezin yazıldığı yıl 1998 ve o yıl itibarıyla olan kitaplar hakkında bilgileri ulaşılabilir (ki sanırım Boray da artık Orhan Pamuk okumayı bırakmış :) ).&lt;br /&gt;Fakat zevkine güvendiğim, çok renkli bu sevgili arkadaşımla görüşmek beni mutlu etti.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116858757693710780?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116858757693710780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116858757693710780' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116858757693710780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116858757693710780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/01/boray-bier.html' title='Boray Biçer'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116843759161548302</id><published>2007-01-10T15:31:00.000+02:00</published><updated>2007-01-10T15:59:51.676+02:00</updated><title type='text'>Saddam'ın idamı ardından düşündüren zamanlar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bunu ayrı başlıkta yazmayı özellikle istedim. Kaynamasını istemiyorum çünkü...&lt;br /&gt;"30 Aralık günü (arife günü) Saddam Hüseyin idam edildi."&lt;br /&gt;Saddam Hüseyin'in idamını bekliyorduk. Mahkeme kararı çıkmış, kısa sürede infaz edilecek deniyordu. Fakat bunu arife günü gibi müslümanlar için önemli sayılan bir gün de yapılacak kadar insafsızca olacağını düşünmemiştim.&lt;br /&gt;Ben idama karşıyım. Bunu da pek çok kez söyledim. Kim olursa olsun karşıyım. SDÜ kitap Kulübünün ilk yıllarında fikir toplantıları yaparken, Apo'nun da idamı gündemdeydi ve bu konuda bir tartışma ortamında neden karşı olduğumu anlatmıştık. Hatta Erten ile ikimiz aynı fikri savunduğumuz için epeyce tefi elimize alıp çalmıştık bile. O günden aklımda kalan, ortaya koyduğumuz tezlerin akla yatkın olduğuna dair Selda'dan aldığımız şu yanıttı; "ben tartışmanın başında idama karşı değildim. Hatta Apo'nun idamını istiyordum ama şimdi fikrim değişti."&lt;br /&gt;Neyse, yaşamında 2 tane idamı çok net infazı hatılıyorum. Biri Çavuşesku'nun eşiyle kurşuna dizilmesi, diğeri Saddam Hüseyin. Çavuşesku'da çocuk sayılırdım. Ama hafızama yer etmişti. Gözleri bağlı, kurşunların karşısında aniden yere yığılıyorlardı. Saddam Hüseyin ise idam anında gözlerini bağlatmamış, hatta her zamanki ketum tavrından hiç taviz vermeden ölüme yanındakilerle kavga ederek gitmişti.&lt;br /&gt;Önce kişileri değerlendirmek istiyorum. Çavuşesku, - o yılları çok iyi hatırlamasam da- halkına zulm etmiş, diktatör kavramını haketmiş biri diyorlar. Tabi iktidarının çöküşünde doğu blokundaki çöküşün de etkisi var. Sonuç olarak tanımasam da, kötü ve itici bir adam olsa da çocuk aklında karısıyla kurşunların karşısında can veren bir adam.&lt;br /&gt;Sadsam Hüseyin. Bak bunu iyi hatırlıyorum. Uzun zamandır dünya gündeminde olan, İran savaşı, Kuveyt işgali, İç çatışmaları derken aslında hiç de adıyla iyi anılmayan bir adam. Gözünü kırpmadan ölüm emri verebilen, halkı açken kendisi lüks ve refah içinde yaşayan, hatta dünya kupasında başarılı olamadı diye futbolcuları falakaya yatıran biri. Hiç de iyi biri, savunulacak biri değil.&lt;br /&gt;Gelinen noktaya bakalım bir de. Oldu bitti ile işgal edilmiş bir ülke, özgürlük adıyla gelinip daha çok kaos yaratan işgalci Amerika, Türkiye açısından bakıldığında doğusunda kurulmuş bir Kürt devleti (hala adı kürdistan olmasa da...). Bence adil yargılanmayan biri Saddam. Ama bu demek değil ki adil yargılansaydı daha az ceza alırdı. Hayır, yaptıkları az ceza kaldırmaz kabul ediyorum ama idam değil.&lt;br /&gt;Arife sabahı kayınpederim benden önce TV'yi açmış, haberi duymuş ilk o söyledi. Görüntüsü yok ama haberi var dedi. Gün içinde görüntüler de geldi. İdam anı saniye saniye. İçim burkuldu. Karşındaki adam kötü biri, karşındaki adam suçlu biri ama ölüm anını görmek beni huzursuz etti, ne yalan söyleyeyim üzüldüm. Daha sonrasında zaten olaylar daha da karıştı ve Irak'ın daha da karışması an meselesi belki de...&lt;br /&gt;Bu yaşadıklarımın da ışığında hep şunu düşündüm. "Bu bize bir ders olmalı, Apo asılmamalı." Onu da (o şerefsizi) idam edersek şehit ailelerinin gönlüne su falan serpilmeyecek. Serpilse bile daha sonrasında yaşanacak kaos, onun kahraman edilişi (hem Türkiye'de hem de tüm dünya ve Avrupa'da) şehitleri daha da rahatsız edecek. Evet cezasını çekmeli, hatta bence daha ağır şartlarda ceza çekmeli ama idamı hayır...&lt;br /&gt;Hem nereden biliyoruz ki ölüm bir ceza mı? Kurtuluş olmasın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116843759161548302?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116843759161548302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116843759161548302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116843759161548302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116843759161548302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/01/saddamn-idam-ardndan-dndren-zamanlar.html' title='Saddam&apos;ın idamı ardından düşündüren zamanlar'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116843560437092519</id><published>2007-01-10T14:34:00.000+02:00</published><updated>2007-01-10T15:30:58.630+02:00</updated><title type='text'>Bayram, yılbaşı derken bitti tatiller</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tatil bitti. İş başı yaptık ama ne başlamak... Kaç günlerdir yazmak istiyorum, yazacağım şeylerin hepsi de aklımda ama yazamadım.&lt;br /&gt;Önce biraz ben. Tatili bitirdim. Daha önce de yazdığım gibi bu tatil Yalova'daydık. Hem bayram hem yılbaşı nasıl oluyormuş derken onu da gördük geçirdik. Nasıl? Bence farksız :) Bayram sabahı bayram gibi geçti, yılbaşı akşamı da yılbaşı akşamı gibi. Ertesi gün yine bayram günü... Bayram kurban olunca işi de ona göre oluyor. Aslında ben şu kasaplık işlerini bir türlü sevemedim. (Abim kızsa da...) Her bayram söylediğim şeyi bu bayram da tekrar ettim; "ya ben kasap değilim ki, alın bir kasapı sistemi yönetebilirse ben de onun işini yapayım". Fakat bu yıl yanımdaki insanlar abim, annem, Merve veya beni çocukluğumdan beri tanıyan insanlar olmadığı için gülmek yerine, yüzüme tuhaf tuhaf bakmayı tercih ettiler. (Aklıma geldi aslında abim de gülmezdi bana o da kızgın kızgın bakar "hadi işini yap!" derdi. ) Neyse, şaka, gürültü et işleri bitti. Yıllarca anneme karşı savaşını verdiğimiz, "önce kahvaltı sonra kurban kesme" fikri bu yıl işlemedi. Önce kurban kesildi, onun ciğerleri falan çıktı, sonra onlarla kahvaltı yapıldı. Ama ben bu arada "aç ayı oynamaz" esprisi yapamadım (bkz: bir önceki espriye alınan yanıt :) ) Fakaaattt, kahvaltıya hazırlanan fırında ciğer+et mükemmeldi. Hayatımda ciğerin ilk kez fırında yapılmışını yedim ve çok beğendim. Büyüklerin ellerine sağlık. Bu arada bayramda Gülçin'in istediği şey oldu, dayıları, kuzenleri falan da geldi yemekler kalabalık bir ortamda yendi. (Onun demesine göre  Rahmetli Anneanne'sinin olduğu zamanlardaki gibi... Bu arada anneannelerin böyle bir misyonu var demekki, veya varmış. Benimki de öyledi Allah rahmet etsin) Kısacası tipik bir 1. kurban bayramı günü.&lt;br /&gt;Akşamı yılbaşıydı ve aslında başlangıcı hiç de planlandığı gibi olmadı. Sabahki ekibin bu sefer de yılbaşı programı için toplanması yemek yemesi falan gerekiyordu. Yemeğe katılmadılar, biz de 3 gün yılbaşı fasülyesi yedik (Not: güzeldi ama :) ) Yemek sonrası projeksiyon ile film keyfi başladı. Aslında elimizde Serkan'ın getirdiği pek çok divx vardı ama altyazılı olması ve büyüklerin de bizle olması yüzünden başka bir film kiraladık. Beyin Avcıları. Müthiş bir filmmiş. Film ardından tabu fırtınası başladı. Ama yine büyüklerle oynanan bir tabu oyunundan efsane tabu geyikleri çıkmıyor. Yine de zevkliydi, en azından tombaladan binlerce kat daha güzeldi.&lt;br /&gt;Bayramın diğer günleri de aslında benzer şeylerle geçti. Fakat 2. günü akşamı yaptığımız kaçamak güzeldi. (Gülçin sonrasında burnumdan getirse de...) Yıllardan sonra bir kafeye gidip ihale oynadık ardından internet kafede Counter Strike. Bunu 4 erkek yapınca (Serkan, Murat, Aytunç ve ben) bir de eve 1'de girince biraz tepki almak normaldi gerçi :)&lt;br /&gt;Çarşamba günü İstanbul'a yalnız döndüm. Aslında bir anlamda da İstanbul'a kaçtım... Neyse...&lt;br /&gt;Cumartesi Gülçin'in doğum günü olmasa hiç bir güç beni tekrar döndüremezdi. Aslında yine de gitmeyecektim ama son dakika kararıyla gittim. Akşam yine en az 2 yıldır yapmadığımızı farkettiğimiz bir şey yaptık; sinemaya gittik. Yalovanın tek sineması'nda 3 filmden biri Takva'ydı. Ona girdik. Enterasan, zevkli, düşündüren bir filmmiş. Sonu biraz havada kalsa da (belki de sinema taktiğidir ne bileyim) film genel anlamıyla güzeldi. Tarikatların iç yüzünü ortaya koyan, bazı şeyleri nasıl kendilerine uygun şekilde değerlendirebildiklerini anlatan durağan olmasına rağmen sürükleyici bir filmmiş.&lt;br /&gt;Tatil bitti. Şimdi çalışmak zamanı. Daha da uzun süre tatilimiz yok gibi. Ne yapalım sağlık olsun o da yeter... :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116843560437092519?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116843560437092519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116843560437092519' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116843560437092519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116843560437092519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2007/01/bayram-ylba-derken-bitti-tatiller.html' title='Bayram, yılbaşı derken bitti tatiller'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116739317682144195</id><published>2006-12-29T12:35:00.000+02:00</published><updated>2007-01-02T04:46:41.296+02:00</updated><title type='text'>Kurban bayramı ve ikibin7</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/5076/1691/1600/627762/penguin-7947-tn.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/5076/1691/320/197562/penguin-7947-tn.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Çok da fena sayılmayacak bir 2006 yılının sonu. Enterasan bir şekilde yeni yıl ile kurban bayramının kesiştiği bir yıl oldu. Televizyonda, gazetelerde gereksiz bir (ve aslında her yıl tekrarlanan) "yılbaşı kutlamak caiz mi" tartışmaları, bu yıl daha da anlamsız bir şekilde "kurban etiyle, içki içmek caiz mi?", ve hatta neredeyse "kurban etiyle -içkisiz bile olsa- yılbaşı kutlamak caiz mi?" saçmalıklarına rağmen bence bu tesadüf güzel. Sanırım seneye de Noel (christmas) ile kurban bayramı birlikte olacak. Hem müslümanlar hem hıristiyanlar aynı zamanda tatilde olacak :)&lt;br /&gt;Bu bayram Salihli'ye gidemiyoruz. Tatilimizi Yalova'da geçireceğiz, tabi yılbaşını da. Umuyorum güzel bir tatil olacak. Kendi kendimize bir kaç plan yaptık gerçi. Bakalım sıra uygulamada...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116739317682144195?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116739317682144195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116739317682144195' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116739317682144195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116739317682144195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/12/kurban-bayram-ve-ikibin7.html' title='Kurban bayramı ve ikibin7'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116645426464540812</id><published>2006-12-18T16:44:00.000+02:00</published><updated>2007-01-13T12:29:54.640+02:00</updated><title type='text'>Yalnız kovboy</title><content type='html'>Günlerdir yine bir şey yazmamışım. Biraz yoğunluk biraz tembellik aslında biraz hüzün.&lt;br /&gt;Hüzünlü bir yazı yazmamak için de yazmadım aslında. &lt;a href="http://mustafaszone.blogspot.com"&gt;Mustafa&lt;/a&gt;'yı askere yolladık. Hem de Hakkari  Yüksekova'ya. "Biraz macera olsun" diyordu askere gitmek kararı aldığında, cuma günü aradığında Suat Bey'e "aradığım macerayı buldum" demiş. Ben çok kısa konuşabildim ama sesi içimi biraz olsun ferahlattı.&lt;br /&gt;Mustafa -Sir-, özel bir insan özel bir arkadaş benim için. Isparta'nın ardından, bu gri renkli şehrin, kırmızısıydı biraz aslında. "Benim arkadaşlarım" gibiydi. (niye dili geçmiş zaman ya, şimdik zaman;) gibi.) İnsanlara çok güven olmayan şehirde aslında "tek" oldu.&lt;br /&gt;Neyse uzatmıyorum. Hüzünlü yazmayacağım dedim. Ama Pardus 2007'yi bile kutlayamadık daha... :(&lt;br /&gt;Mustafa gitti, Alaattin gitti UZEM bana kaldı. Tabi bütün herşey de... Hadi video konferans neyse ucundan öğrenmiştim ama IP Telefon da bana kaldı. Selahattin diye bir arkadaş başladı ama o da alışana kadar bunu da öğreneceğiz. Call Manager, 7960, Windows ikibinüç falan filan..&lt;br /&gt;Aylin kocaman oldu. Dün inat etti benim kucağımda uyumak için. Çalışmam gerekiyordu ama bıraktım kızım için başını omzuma dayadı ve öylece uyudu. (Başımı göğsüne yasladığım an/düşmanım yalnızca tükenen zaman)&lt;br /&gt;Dün Şeb-i Aruz törenleri vardı TRT2'de. Onun ilahi ve tasavvuf musikisi sesleri arasında uyudu. 2007 yılı Mevlana Yılı olmuş. Bu yıl da gidemedik. İnşallah seneye Şeb-i Aruz'da Konya'da olmayı çok istiyorum.  TV'de her yıl kaçırmadan izliyorum (son 3 yıldır), darısı canlısını izlemeye...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116645426464540812?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116645426464540812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116645426464540812' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116645426464540812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116645426464540812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/12/yalnz-kovboy.html' title='Yalnız kovboy'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116288785270905633</id><published>2006-11-07T10:05:00.000+02:00</published><updated>2006-11-07T10:27:51.013+02:00</updated><title type='text'>Bülent Ecevit</title><content type='html'>Dün sabah, servisteki Kadir Hoca'dan öğrendim Bülent Ecevit'in vefatını. Üzüldüm açıkçası ben de, bir çok insan gibi. Dürsütlüğün "meziyet" olduğu ülkemde "dürüst bir politikacı" diye anılırdı hep. Zaten bu "fark" hemen hemen herkesin onu sevmesine sebep oldu, politikalarını sevse de sevmese de...&lt;br /&gt;Dün tabi tv ve gazeteler bu habere odaklıydı. Hatta CNN-Türk'te "Karaoğlan" belgeseli vardı, biraz onu seyrettim. İlginç bir nokta dikkatimi çekti orada, Kıbrıs'ta olaylar patlak vermiş, Ecevit yurt gezisini yarıda kesip Kıbrıs'ta diğer garantör ülke olan İngiltere'ye gitmiştir. Olaylarla ilgili çalışmalar ve görüşmeler yapar. Londra'da aşağıdaki şiiri yazar, Türkiye'ye döndüğünde Kıbrıs çıkartması başlar.&lt;br /&gt;&lt;pre&gt;&lt;span new="" roman="" style="color: rgb(255, 0, 0);font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;TÜRK-YUNAN ŞİİRİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt; &lt;pre&gt;&lt;span new="" roman="" style=";font-family:Times;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;sıla derdine düşünce anlarsın&lt;br /&gt;yunanlıyla kardeş olduğunu&lt;br /&gt;bir rum şarkısı duyunca gör&lt;br /&gt;gurbet elde istanbul çocuğunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;türkçenin ferah gönlünce küfretmişiz&lt;br /&gt;olmuşuz kanlı bıçaklı&lt;br /&gt;yine de bir sevgidir içimizde&lt;br /&gt;böyle barış günlerinde saklı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir soyun kanı olmasın varsın&lt;br /&gt;damarlarımızda akan kan&lt;br /&gt;içimizde şu deli rüzgâr&lt;br /&gt;bir havadan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yağmurla cömert&lt;br /&gt;bu güneşle sıcak&lt;br /&gt;gönlümüzden bahar dolusu kopan&lt;br /&gt;iyilikler kucak kucak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sudan bu tattandır ikimizde de günah&lt;br /&gt;bütün içkiler gibi zararı kadar leziz&lt;br /&gt;bir iklimin meyvasından sızdırılmış&lt;br /&gt;bir içkidir kötülüklerimiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aramızda bir mavi büyü&lt;br /&gt;bir sıcak deniz&lt;br /&gt;kıyılarında birbirinden güzel&lt;br /&gt;iki milletiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizimle dirilecek bir gün&lt;br /&gt;Ege'nin altın çağı&lt;br /&gt;yanıp yarının ateşinden&lt;br /&gt;eskinin ocağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önce bir kahkaha çalınır kulağına&lt;br /&gt;sonra rum şiveli türkçeler&lt;br /&gt;o Boğaz'dan söz eder&lt;br /&gt;sen rakıyı hatırlarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanlıyla kardeş olduğunu&lt;br /&gt;sıla derdine düşünce anlarsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Londra, 1947&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işık içinde yat Bülent Ecevit...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116288785270905633?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116288785270905633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116288785270905633' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116288785270905633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116288785270905633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/11/blent-ecevit.html' title='Bülent Ecevit'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116221105912267050</id><published>2006-10-30T14:03:00.000+02:00</published><updated>2006-10-30T14:24:19.710+02:00</updated><title type='text'>Emre Kongar'dan...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dediğim gibi, dün kitap fuarında Emre KONGAR'ın Tarihimizle Yüzleşmek söyleşisine katıldım.  Emre Hoca'yı üniversite yıllarımdan beri takip ediyorum. Kitaplarını okuyorum, TV programlarını seyrediyorum, hatta SDÜ Kitap Kulübü'nün konuğu olarak geldiğinde 2,5 saat yerimden kıpırdamadan (ki zaten oditoryum o kadar doluydu ki kalkmak mümkün değildi) dinlemiştim. Hatta unutmadığım ve hala notlarını sakladığım bir Ceviz Kabuğu programı vardı, programı 2 kere seyredip ders dinler gibi notlar tutmuştum. Hiç bir fikri, düşünmeden, akıl tartımda tartmadan kabul etmemeye çalıştım hep. Bir siyasi görüşe yakın olacağım diye veya bir düşünce benim genel fikirlerime uyuyor diye de hiç bir fikri kabullenmedim. Fakat Emre Hoca'nın söylediklerinin neredeyse hepsini kendime uygun buldum. Bu anlamda fikir dünyama katkıları da çok oldu gerçekten. (Üniversitede bir arkadaşımın annesinin hocasıymış diye annesini hep kıskanmıştım hatta :) )&lt;br /&gt;Gelelim tarihimizle yüzleşmek söyleşisinden aklımda kalanlar;&lt;br /&gt;* Ermeni soykırımı yoktur. Çok basit şekilde düşünüldüğünde, "soykırım nedir?" Bir soyu yoketmeye çalışmak. Peki soykırım neden yapılır? Kendi soyunun diğer soydan üstün olduğunu düşündüğün için. Peki, Osmanlıda Soy (ulus, millet) bilinci var mı? Yok. O halde zeten soykırım denilen şeyi yapmış olması mümkün değil. Osmanlı'da 1910'larda Ziya Gökalp ilk kez "Türk ve Türkçülükten" bahsedebilmiştir, ki o da gizli saklı... Tehcir yapılmıştır. Pek çok Hıristiyan Ermeni ölmüştür, öldürülmüştür, fakat pek çok müslüman Türk ve Kürt de ölmüş, öldürülmüş, katledilmiştir. Bu savaş halidir dolayısıyla yaşananlar "soykırım" olarak değerlendirilemez.&lt;br /&gt;* Faşizm fikrinin özü nedir? "İnsanlar ırklardan oluşur ve hangi ırk ne kadar safsa o kadar değerlidir, o kadar iyidir." Bilimsel olarak yanlış bir kere. Bilimsel olarak biliyoruz ki artık bir ırk ne kadar karışıksa ne kadar heterojense o kadar iyi değerli. Akraba evliliği gibi düşünün...&lt;br /&gt;* (Demokrat bir insanın orduyu övmesinin cuntacılık olarak adlandırılması ile ilgili) Benim bir düşüncem var ve aynı düşüncelere sahip olduğumuz kişi Genelkurmay başkanı ise, ben onu takip etmeyecek miyim veya aynı düşüncede olamaz mıyız? Demokrasi demek haklın her istediği olacak demek değil. O halk dalkavukluğu'dur, demogojidir, peronizmdir. Halk'ın %90'ı din kurallarına göre yönetilmek isterse onun adı demokrasi olmaz onun adı şeriat olur. Hıristiyan bir ülkede olursa hıristiyan şeriatı, müslüman ülkede olursa islam şeriatı olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116221105912267050?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116221105912267050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116221105912267050' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116221105912267050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116221105912267050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/10/emre-kongardan.html' title='Emre Kongar&apos;dan...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116220967830810575</id><published>2006-10-30T13:44:00.000+02:00</published><updated>2006-10-30T14:01:18.310+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine uzun bri ara. Araya bayram girdi bir de tabi.. :)&lt;br /&gt;Ramazan Bayramında Salihli'deydim.  Güzel bir 4 gün geçirdik. Maceralı bir otobüse binişin ardından rahat sayılabilecek bir yolculuk, bayram sevinci, telaşı, eğlencesi, ayrılığın hüznü...&lt;br /&gt;Cumartesi Taksim'deydik. İstiklal caddesinde uzuuun uzuuun gezdik. Saatin nasıl geçtiğini bile anlamadan akşam oluverdi.&lt;br /&gt;Dün yani pazar günü ise Kitap Fuarı günüydü. 25. TÜYAP Kitap fuarına gittik. Farkettim ki; Tüyap kitap fuarına ilk kez katılmışım... Son derece güzel ve eğlenceliydi benim için. Çok uzun zamandır almayı planladığım Nutuk'u hem de çok hesaplı bir fiyata aldım.(%50 indirimliydi de...) Ayrıca tesadüfen Turgut ÖZAKMAN'ı görünce yine uzun zamandır almak planı yaptığım "Şu Çılgın Türkler" kitabını aldım ve Aylin adına imzalattık. Umarım yıllar sonra kendi adına imzalı bu kitabı okumaktan keyif alır. Tabi, dergiler, kitaplar arasında da zamanı farketmedik. Saat 13:30'da başlayan Emre KONGAR söyleşine katıldık. Emre Hoca yine döktürdü. Özellikle Ermeni meselesine değişik bir açıdan yaklaştı ki, aslında bu haliyle de bir çok kişiyi (özellikle kendine milliyetçi diyen fakat aslında milletini değil parayı ve silahı seven kişileri) kızdıracak türdendi. Bir sonraki yazımda söleşiden aklımda kalanlar... ;)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116220967830810575?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116220967830810575/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116220967830810575' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116220967830810575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116220967830810575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/10/yine-uzun-bri-ara.html' title=''/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116057817043454238</id><published>2006-10-11T17:38:00.000+03:00</published><updated>2006-10-11T17:49:30.466+03:00</updated><title type='text'>Solaris 10 güncesi</title><content type='html'>Bu günce olayının b..nu çıkarma huyu bana &lt;a href="http://beta.blogger.com/profile/08660323385729578624"&gt;Mustafa&lt;/a&gt;'dan geçti galiba :D (Gerçi şimdi baksan onun da 1 veya 2 tane blogu kaldı ama:))  Şimdi de "&lt;a href="http://solaris-10.blogspot.com"&gt;Solaris 10&lt;/a&gt;" güncesi açtım kendime. (http://solaris-10.blogspot.com)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.uzem.itu.edu.tr"&gt;UZEM&lt;/a&gt;'deki Sun sunuculardan birine Solaris 10 kurunca, bir de üzerinde çalışmaya başlayınca linux güncesi gibi bir de solaris güncesi yapma fikri doğdu. Yani yine teknik bir blog.&lt;br /&gt;Bir de bugünlerde windows 2003 ile daha fazla uğraşır olduğumu farkettim. Gerçi bunda problemli bir win 2003 server'ın katkısı çok. (Gerçi garibim sunucu ne yapsın adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;taz&lt;/span&gt; olunca problemli olması çok normal :)) Yakında bir de windows2003 güncesi açabilirim ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116057817043454238?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116057817043454238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116057817043454238' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116057817043454238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116057817043454238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/10/solaris-10-gncesi.html' title='Solaris 10 güncesi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116011508902531389</id><published>2006-10-06T09:10:00.000+03:00</published><updated>2006-10-06T09:11:55.623+03:00</updated><title type='text'>Louis Armstrong</title><content type='html'>&lt;pre&gt;&lt;h3&gt;WHAT A WONDERFUL WORLD&lt;/h3&gt;&lt;br /&gt;(George Weiss / Bob Thiele)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I see trees of green, red roses too&lt;br /&gt;I see them bloom for me and you&lt;br /&gt;And I think to myself, what a wonderful world&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I see skies of blue and clouds of white&lt;br /&gt;The bright blessed day, the dark sacred night&lt;br /&gt;And I think to myself, what a wonderful world&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The colours of the rainbow, so pretty in the sky&lt;br /&gt;Are also on the faces of people going by&lt;br /&gt;I see friends shakin' hands, sayin' "How do you do?"&lt;br /&gt;They're really saying "I love you"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I hear babies cryin', I watch them grow&lt;br /&gt;They'll learn much more than I'll ever know&lt;br /&gt;And I think to myself, what a wonderful world&lt;br /&gt;Yes, I think to myself, what a wonderful world&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh yeah&lt;/pre&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116011508902531389?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116011508902531389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116011508902531389' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116011508902531389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116011508902531389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/10/louis-armstrong.html' title='Louis Armstrong'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-116003609439299079</id><published>2006-10-05T10:54:00.000+03:00</published><updated>2006-10-05T11:14:54.453+03:00</updated><title type='text'>Uzuun ara</title><content type='html'>Çok uzun zamandır yazmadım günceye. Yazacak şey çok fakat yazmak içimden gelmedi. Zorlamadım da...&lt;br /&gt;* Salihli'ye gittim döndüm. Son yılların en güzel Salihli tatilini yaptım bile sayılabilir. Yıllarca hatırlanacak kadar güzeldi hatta.&lt;br /&gt;* 2 hafta evde Aylin ile zaman geçirdim.&lt;br /&gt;* Cebit fuarına &lt;a href="http://mustafaszone.blogspot.com"&gt;Mustafa&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://donyusaint.spaces.live.com/"&gt;Yu Dong&lt;/a&gt; ile gittik. Güzel ve ilginç bir deneyim oldu. Özellikle video konferans konularında şirketlerle epeyce konuştuk. Hayatımda ilk kez bir Çinli ile tanışmış oldum. Fakat kısa süre sonra yorumum (ki Mustafa 'da blogunda yazdı &lt;a href="http://mustafaszone.blogspot.com/2006/09/yarnn-ruhunu-yakalayn-cebit-2006.html#links"&gt;*&lt;/a&gt; ) "Yu'yu yabancı zannetti" oldu.&lt;br /&gt;* Tekrar işime döndüğümde, aslında hem epeyce dinlenmiş hem de işimi çok özlemiş buldum kendimi.&lt;br /&gt;* Bu arada ev işleri konsunda (boya, kağıt, elektrik, su vb. işler canım temizlik falan değil :P) epeyce tecrübe edindim. Hatta bunlarla ilgili bir web sayfası yapabilirim.&lt;br /&gt;* Sun Solaris 10 öğrenmeye/kullanmaya başladım. Güzel oldu.&lt;br /&gt;* Ramazan geldi hoş geldi... :)&lt;br /&gt;* Hala Mustafa ile farklı iş yapma fikirleri üretsek de, hep fikirde kalıyor :( Ama bir çıkış yolu bulup Mustafa'yı askere gitmekten vazgeçirmem lazım. :) İyi bir fikir, iyi bir iş, iyi bir para sebep olabilir.&lt;br /&gt;* Güzel günler göreceğiz çocuklar / Motorları maviliklere süreceğiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-116003609439299079?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/116003609439299079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=116003609439299079' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116003609439299079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/116003609439299079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/10/uzuun-ara.html' title='Uzuun ara'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-115650766038914361</id><published>2006-08-25T15:05:00.000+03:00</published><updated>2006-08-25T15:07:40.400+03:00</updated><title type='text'>İzin</title><content type='html'>Bugün izne çıkıyorum. Gece 23:00 arabasıyla Salihli'ye gideceğim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-115650766038914361?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/115650766038914361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=115650766038914361' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115650766038914361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115650766038914361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/08/izin.html' title='İzin'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-115520377659270875</id><published>2006-08-10T12:48:00.000+03:00</published><updated>2006-08-10T12:56:16.600+03:00</updated><title type='text'>İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülüyor dimi baba?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Film hakkında en geç yorum bu olsa gerek... İşlerin sakin gidişini bahane edip film seyrettim bugün. "Babam ve Oğlum". Sinemada gitmek istedim olmadı, DVD'si çıktı seyredemedim, Silivri'de gece sineması gösterdiler evin önünde gitmedim. İyi ki de hiç birinde seyretmemişim. Bugün tek başıma stüdyoda izledim. Zaten biliyordum tek başıma seyretmem gerektiğini. Çünkü hiç bir şey eskisi gibi olamazdı yanımdaki insanla...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; Ege. Üzüm bağlarını gördükçe içim gitti.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ooofff yazacak çok şey var aslında. O kadar doldurdu ki bu film beni. Ama yazmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; Film, güzel...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-115520377659270875?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/115520377659270875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=115520377659270875' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115520377659270875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115520377659270875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/08/insanlar-bydke-hayalleri-klyor-dimi.html' title='İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülüyor dimi baba?'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-115476438948983639</id><published>2006-08-05T10:30:00.000+03:00</published><updated>2006-08-05T10:53:09.516+03:00</updated><title type='text'>Kısa kısa</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neredeyse 1,5 ay olmuş hiç bir şey yazmayalı. Linux güncem daha da feci durumda. Zaman zaman aklıma yazmak gelse de, bir türlü yazamadım.&lt;br /&gt;Aslında yazılacak çok şey var. Temmuz ayı epeyce hareketli bir aydı aslında.&lt;br /&gt;* Büyükçekmece'de festival vardı. Funda Arar ve Ferhat Göçer dinledik. Diğer konserlere gitmedik. Fakat Funda Arar için Gülçin'i zor ikna etsem de, "iyi ki gitmişiz" diyerek eve döndük gecenin bir yarısı.&lt;br /&gt;* 1 hafta sonra Silivri'de festival vardı. Tam evin önünde yapılınca etkinliklerin tamamını seyrettik hatta zorunda kaldık. Manga, Hüsnü Şenlendirici, İbrahim Tatlıses (!! başta tepkili yaklaşsam da programını çok beğendim yalan yok) konserlerini beğendim ama Davut Güloğlu, Petek Dinçöz gibi başımı taşlara vurduran konserlerde oldu. Bir de Gülşen ve Keremcem vardı ki ne iyi ne kötü, eh işte diyeceğim. Bir de gece 12den sonra film gösterimi vardı. İlk iki gün seyretmeye inmedik, 3. gün dabbe diye salak bir filmi seyretmeye gititk. (aslında sebebi de biraz, nasıl olsa gürültüden uyuyamıyoruz bari filmi seyredelimdi fakat film iğrencin de ötesinde kötüydü) 388@0 diye aptal bir mail adresinden, mail (!) atıyordu dabbe denilen varlık ve internet üzerinden insanları öldürüyordu. meğer o salak 388@0 maili aynada dijital olarak okunduğunda D@BBE oluyormuş (yaaa iğrenç bir klişe... )&lt;br /&gt;* Deniz mevsimini açtık. Her yıl sadece bir kaç kez denize girdiğim için bu yaşta hala yüzemiyorum. Fakat en son geçen hafta ilk kez suda kendimi çok rahat hissettim. Az kaldı artık yüzeceğim. Aylin'de ilk seferinde çok ağladıysa da, artık alıştı denize giriyor. :)&lt;br /&gt;* 2 hafta izin aldım fakat hiç bir şey yapamadım. Sadece evde çalıştım. Saros planları yaptım ve yarı yolda kaldım. Ayrıntıya bile girmek istemiyorum. Yıllar sonra okumak ve hatırlamak istemediğim bir şey...&lt;br /&gt;* UZEM'de hayat fena değil. Yaz gelince okulda kimse yok. Zaten sırayla herkes izine çıkıyor. Geçenlerde mail makinası kafayı yedi, (gerçi benim de katkım olmuş olabilir bunda ama) İsmail'in yardımıyla sorunu aştım.&lt;br /&gt;* İsmail deyince, bu arada çok sevdiğimiz 2 arkadaşımız ziyaret etti bizi. İsmail ve Meral, Saltuk ve Ebru. Her ikisi çift de hafta içi geldiği için aslında tadı damağımızda kaldı. Fakat dostlarla bir arada olmak güzeldi. Sanırım İsmail &lt;a href="http://www.partanet.com"&gt;Partanet&lt;/a&gt; yüzünden İstanbul'a daha sık sık gelecek gibi.&lt;br /&gt;Geçen 1,5 aydan kısa kısa satır başları...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-115476438948983639?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/115476438948983639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=115476438948983639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115476438948983639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115476438948983639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/08/ksa-ksa.html' title='Kısa kısa'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-1565144118982229501</id><published>2006-07-04T10:05:00.002+03:00</published><updated>2008-05-14T11:06:35.898+03:00</updated><title type='text'>Halam</title><content type='html'>Yine çok yoğun bir haftanın son günü. Aslında son bir kaç haftadır, hafta içi, hafta sonu ayrımını fazla da yapamaz oldum ya, en azından okula gelmediğim 2 güne hafta sonu diyelim.Çarşamba akşamı Cemal'i askere yollamadan bir kez daha görebilmek için Gökhan Abilerle birlikte halamlara gittik. Güzel keyifli ve bir o kadar da kısa bir gece oldu. İstanbula gelirken halama yakın olmak fikri beni çok cezbediyordu aslında. Fakat bu koca köyün bir ucunda biz, bir ucunda onlar olunca hevesim kursağımda kaldı birazda...Halam, benim hayatımdaki en kıymetli kadınlardan biri. Her yönüyle beğendiğim ve imrendiğim bir kadın. Bir de çok güzel bir kadın. (Zamanında yazlıkta kızın biri, "sizde eski Türk filmlerindeki Filiz Akın havasını görüyorum" demişti, ki kesinlikle haklıydı.) Bu duygusal bağ aslında sadece "hala" olmasından falan değil. Geçmişte (özellikle de üniversite yıllarımda) pek çok şeyi paylaştığım, güvenerek (ki bu gerçekten çok zordur) her şeyimi anlatabildiğim, ender "büyük"lerden biridir. Beni yargılar mı diye düşünmedim hiç. Çünkü hiç yargılamadı. Yanlış yapıyorsam söyledi, hatalıysam uyardı, yaptığım iyiyse alkışladı ama hiç yargılamadı. Bu yüzden de benim her şeyimi bildi. Hem de kilometrelerce uzakta olmasına rağmen.Yıllarca halamla eniştemin ilişkilerini imrendim. Eniştemi de bu yüzden çok sevdim. Hep, "işte böyle bir eş olmalı" dedim kendi kendime. Hatta en çok istediğim şey eniştemin nikah şahidim olmasıydı. Sanki o olursa, ben de onun gibi olacakmışım gibi inandım çocuk aklımla. Oldu da... :) Yıllar önceydi. Belki Cemal de Neslihan da unutmuştur o olayı (belki de çok yaşamışlardır benzerini) ama şöyle bir şey yaşadık Kartal'daki evlerinde. Eniştemin işlerinin en yoğun olduğu zamanlardan biri. Belki de ülkede mali krizlerin olduğu bir dönemdi. Ben de ne sebeple olduğunu hatırlamıyorum ama İstanbul'dayım. (O kadar çok şeyi bahane edip gelmiştim ki... :) ) Akşam Cemal de Nesli de dışarı çıkmak istediler. Fakat eniştem hem geç hem de yorgun gelmişti. Çocukça bir inatla dışarı çıkmak istediklerini söylediler. En sonunda eniştem patlayıp bizi odaya yolladı. Aslında o yorgunluğun üstüne çok da haklıydı. Ertesi gün ilk kez eniştem eve erkenden geldi (Erken dediğim de yine yaz günü 8 falandır.) Hızlıca yemek yeyip dışarı çıkcağımızı söyledi. O an gözümün önünde. Dünkü, evde kalış bugün telafi ediliyordu. Ama aslında biz onu çoktan unutmuştuk. Eminim o bütün gece ve gün bunu planlamıştı.İlişkilerle ilgili hep beğendiğim bir çifttiler. Fakat çok sonra anladım ki (bunu halama da itiraf ettim), Rahmi Eniştem, halam sayesinde böyle. Kısa ve özü şu; "Rahmi enişte olmak için halamla evli olman lazım!!" Bu sadece şu demek; eniştemi halamla, halamı da eniştemle değerlendirmem lazım. Onlar artık bir bütün olmuşlar. Bence sadece evli olduklarından değil birliktelikleri...Üfff çok uzattım gene. Ama uzatılmayacak gibi de değil. İçimden geldiği gibi çok da düşünmeden sadece yazdım.Aslında askere giden Cemal, konunun açılmasına sebep olan Cemal ama ondan hiç bahsetmedim. Olsun hele bir askere gitsin de... :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-1565144118982229501?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1565144118982229501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/1565144118982229501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/07/halam.html' title='Halam'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-115089675796268921</id><published>2006-06-21T16:09:00.000+03:00</published><updated>2006-06-21T16:32:38.126+03:00</updated><title type='text'>Isparta, Haziran 2006</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Güncemi fena boşladım son günlerde. İş yoğunluğu artık izin vermemeye başladı. Daha doğrusu biraz da tembelleştim galiba. Her neyse...&lt;br /&gt;Hafta sonu Isparta'daydım yine. Malum, doktoranın final sınavı için. İlginç bir yolculuk. Önce tren diye yola çıkış, geç kalış, aradaki zamanı halamlarla değerlendirmek -ki sık sık yapmalıymışım onu anladım-, otobüste en arkada yolculuk ve cuma sabahı Isparta'ya varış. Eşyalarımı Murat'a bıraktım, ardından, aklımda "acaba sabah sabah ilk hangi tanıdığı göreceğim" diye yola çıktım. Tesadüfler benden yana olsa gerek ilk olarak en sevdiklerimden birini çıkardı bana "Koray Hoca". Aval aval bakınırken karşımda gördüm ve okula gitmeyi beklemeden görüşmüş olduk. :) Kahvaltı filan ardından okul. Sınav falan ardından bilgi işlemin yeni halleri. Bu arada Volkan Hoca'dan süper taktikler aldım sistem güvenliğiyle ilgili. Akşam da Murat, Sertaç ve Volkan Hoca ile şehre geri dönüş.&lt;br /&gt;Yemek için Koray Hoca'ya söz vermiştim. Yeşim'in mükemmel yemeklerine ve Kıvanç'ın tadına asla hayır diyemem dedim zaten. Kıvanç beni çok güzel süprizlerle karşıladı. Her seferinde daha da büyüyor zaten ama bu sefer özellikle yanağımdan öpmesi, "Aynin" demesi beni mest etti. :)&lt;br /&gt;Cumartesi gününde Özkan, Özge ile gezme ve Erten'lere düğün tebriği vardı. Şansa Emel Teyze de oradaymış. Tabi düğüne gidemediğim için yediğim küfürleri yazamıyorum. Fakat Erten'in küfür etmekte haklı olduğu yanlar vardı. Özellikle, düğündeki "slayt gösterisi" fikrine bayıldım. Slaytları da gerçekten güzel olmuş ve asıl kızdığı nokta da biz de orada olacağız diye gösterdiği özendi. Tabi bir de yurt dışı maceraları vardı ki, İtalya gezisi kadar olmasa da Fransız ve İspanyolların 2. adamlarını ("onların İsmet Paşası")  öğretmeye yetti. :P 2. gün akşamı Muratlar'da yemek ardından İsmail Hocalarla yatak :)&lt;br /&gt;Pazar sabahı, biraz nostalji yapıp, belediye parkında gazete okudum. Eski günlerin anılarıyla biraz gezdim. Dönüş trenimi bekledim. Tren çok rahat bir vasıta gerçekten ya. Tek kişilik koltuğu var ve ben oturunca bile yanlarda boş yer kalıyor. :P (Ertenlerin slaytlarında gördüm ki, aşırı şişmanlamışım, rejim yapmalı ama nasıl????)&lt;br /&gt;Bir Isparta maceramı kısa ve öz bir şekilde kendim için yazdım yine ;)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-115089675796268921?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/115089675796268921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=115089675796268921' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115089675796268921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/115089675796268921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/06/isparta-haziran-2006.html' title='Isparta, Haziran 2006'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114891310720997320</id><published>2006-05-29T17:19:00.000+03:00</published><updated>2006-05-29T17:32:59.356+03:00</updated><title type='text'>Aylinin ilk canlı konseri: Bulutsuzluk Özlemi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Büyükçekmece'de yaşamanın bir nimetini de cumartesi günü gördüm :) İlginç bir şekilde Beylikdüzü ve Avcılarda gördüğüm "Konser" afişini Büyükçekmece'de hiç görememiştim. Tabi işin ilginç olan yanı bu değil konser yerinin Büyükçekmece Amfi Tiyatro olması. Buna rağmen konser afişini hiç görmemek ilginçti. Fakat konser ilgi çekiciydi. Fuat SAKA ve Bulutsuzluk Özlemi. Gülçin'e bu konsere gidelim diye baskı yapmaya başlamıştım kaç gün öncesinden. İçeri girmesek bile Kültür Park'ta oturup konseri dinleyebilirdik. (Açık hava konserlerinin en büyük avantajı. Tabi düzenleyenler için değil ama...) Aslında cumartesi akşamı gecikince çok iki arada kaldık aslında gitmek ve gitmemek arasında ama -birazda benim zorumla- gittik. İyi ki de gitmişiz. Fuat Saka konseri biz gittiğimiz sıralarda bitmiş, Bulutsuzluk özlemi hazırlanıyordu. Konser biletleri 15 YTL olunca [ki Gülçin "bakın birini kaçırdık yarı fiyat olsun" demesine benim de "isterseniz ben de bir kulağımı tıkarım" dememe rağmen muhtemelen laz olan kapıdaki bayan (laz olduğu fikrine  yaptığından değil burnundan vardım :) ) olaya sıcak bakmadı.] Biz de "yaw delimiyiz içeri girelim dışardan dinleriz" dedik. Biraz Salis Teyze'nin "Kastamonu Evi" önünden biraz da adını "beleş tepe" koyduğumuz yerden konserin tamamını dinledik. (Konserin tek kötü yanı "karanlık soğuk" şarkısını söylemediler :( ) İşin en ilginç yanlarından biri de, daha bir kaç aylıkken Aylin'in kulağına (ninni bilmediğim için :) ) Bulutsuzluk Özlemi şarkıları söylerdim, Aylin'in ilk dinlediği konser de Bulutsuzluk Özlemi oldu... Fakat tanıdık gelse gerek ki kolayca uyudu kızım. (Tabi bunda gün içinde yorulmasının, bir de Kültür Parkta -ilk kez- taşlarla oynamasının verdiği yorgunluk da vardı) Aslında bu da önemli, çünkü Aylin ilk kez çakıl taşlarıyla oyun oynadı.&lt;br /&gt;Hayat biraz daha eğlenceli olmaya başladı gibi.. ;)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114891310720997320?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114891310720997320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114891310720997320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114891310720997320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114891310720997320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/05/aylinin-ilk-canl-konseri-bulutsuzluk.html' title='Aylinin ilk canlı konseri: Bulutsuzluk Özlemi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795402957388860</id><published>2006-05-18T15:03:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T15:07:09.573+03:00</updated><title type='text'>Tüm güncem bloger'da...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün aklımdaki bir şey daha tesadüf eseri halloldu. :) Daha önce SDÜ'de tuttuğum güncemi bir türlü bloger'a taşımayı yapamamıştım. Daha doğrusu tarih sorunumu çözemiyordum. Kopyala-yapıştır ile de bugünün tarihini almasını hiç istemedim.&lt;br /&gt;Bugün tesadüfen yeni blog girdisi ekranının altında; "Post and Comment Options" diye bir yer keşfettim. O da neee? Blog girdisinin tarihi hatta saati buradan ayarlanabiliyor. :) Mükemmel bir keşif diyerek denedim ve başardım. :) Şimdi bütün güncemi sadece bloger'dan görebiliyorum. ;)&lt;br /&gt;Linux ile ilgili yazdıklarımı tabi ki "aylinux.blogspot.com" adresine attım. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795402957388860?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795402957388860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795402957388860' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795402957388860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795402957388860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/05/tm-gncem-blogerda.html' title='Tüm güncem bloger&apos;da...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114734853528671725</id><published>2006-05-11T14:43:00.000+03:00</published><updated>2006-05-11T14:55:35.303+03:00</updated><title type='text'>Günlerdir..</title><content type='html'>Çoğu zaman yolda veya evde "bunu günceme yazmalıyım" diyorum. Aslında güncemi herşeyden önce kendim için tuttuğum için çoğu zaman aklıma geliyor. Daha sonra okumayı seviyorum çünkü. Ancak daha sonra unutup, üşenip, erteleyip kalıyor.&lt;br /&gt;Aslında yazmadığım daha da iyi bu sıralarda. Sonra okuyup da ne diyeceğim. Güzel güzel şeyleri yazmalıyım.&lt;br /&gt;Şenlik başladı. (Benim için yılda 1 tane şenlik var o da Linux ve Özgür Yazılım Şenliği) Bu yıl 5.si ve ben 5 yıldır hiç katılamadım. Geçen yıl Koray Hoca ile çok istedik fakat bebeklerimizi bahane ettik gidemedik. Tam 1 yıl boyunca bilendim. Daha geçen yıl başlamıştım "gideceğim" demeye. Fakat yine tarih tekerrür etti ve burada kaldım. Hatta Aylin'in penguenli elbisesi bile 1 yıldır bu günleri bekliyordu. Bana yine ODTU TV'den seyretmek düştü. (Bu mesajın içine :( kullanmayacağım. Çünkü zaten belli ruh halim)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114734853528671725?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114734853528671725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114734853528671725' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114734853528671725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114734853528671725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/05/gnlerdir.html' title='Günlerdir..'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114612217043521079</id><published>2006-04-27T09:40:00.000+03:00</published><updated>2006-04-27T10:16:10.453+03:00</updated><title type='text'>Baba-oğul-torun</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine biriktirdim. Aslında aklımda bir çok şey var. Fakat önce, hazır &lt;a href="http://korayderki.blogspot.com/"&gt;Koray Hoca&lt;/a&gt;'nın da &lt;a href="http://korayderki.blogspot.com/2006/04/aklsz-ban-cezasn-ceken-ayaklar-ve-bir.html"&gt;yazısını&lt;/a&gt; okumuşken şu yaprak dökümünü yazmak lazım.&lt;br /&gt;Geçen gün üzücü bir haberle sarsıldım. Ziya Hoca'yı görevden almışlar. Olayların kilometerlerce uzağında olsam da, sanki hala SDÜ'de çalışıyormuşum gibi üzüldüm. Aklıma şu örnek geldi; (nedense !!??) Hani baba, çalışır didinir, bir şeyler elde eder, hatta epeyce zengin olur, ardından öldüğünde oğlu gelir değil taş üstüne bir tane daha eklemek, olanları da devirir, satar, savar, yer içer... Kendisi farkında değildir yaptığının. Farkına, 3. nesil varır. "benim dedem şöyle zenginmiş " demekle yetinebilir ve ona kalan yine en baştan başlamaktır.&lt;br /&gt;Malesef bunu görmeye, hatta yaşamaya başladım. Bu satılıp savılma döneminde önce dişimizle tırnağımızla kurduğumuz Enformatik Bölümünü kaptırdık. O kadar kolay ve o kadar ucuz bir şekilde çıktı ki elimizden, ne olduğunu anlayamadık bile. Enformatik Bölümü isim olarak varken fakat bilgi işlem altında çalışırken olmayan bölümün işlerini yaptığım ve emek verdiğim için bu kayıp aslında çok zoruma gitti. Fakat geminin "kaptan"ı olmadığım için "fare"ler gibi ilk terk eden oldum. Zaten 1-2 kişi dışında savaşan da yoktu. Herkes hayatından memnun görünüyordu.&lt;br /&gt;Ziya Hoca, hani şu hiç birşeyi yokken çalışan baba gibi, bilgi işlemde tırnak izleri olan biri. Fakat sonradan gelenler için bu hazır düzen sanki kolayca oluşmuş gibi, satıp savmak kolay. İstediği gibi açmak, kapatmak. Bu sadece günü kurtarmak bence.&lt;br /&gt;İnsanların değeri hep kaybedilince anlaşılıyor... Güle güle Ziya Hoca.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114612217043521079?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114612217043521079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114612217043521079' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114612217043521079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114612217043521079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/04/baba-oul-torun.html' title='Baba-oğul-torun'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114466661334593017</id><published>2006-04-10T12:19:00.000+03:00</published><updated>2006-04-10T13:58:05.536+03:00</updated><title type='text'>11 Eylül, Terör, yükselen milliyetçi dalga</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Az önce Can Dündar ve terörden bahsederken aklıma geldi. Şu malum 11 Eylül bahanesi. Amerika bunu o kadar yanlı ve resmen terör için bahane olarak kullandı ki; ölen masum insanları düşünüp, artık 11 Eylül saldırısı veya vahşeti yerine 11 Eylül bahanesi diyorum.&lt;br /&gt;Soru 1; "İstanbul'da HSBC bankasına yapılan bombalı saldırı hangi gündü?"&lt;br /&gt;Soru 2; "Neva Şalom Sinagog'una yapılan saldırı?"&lt;br /&gt;Soru 3; "İkiz kuleler saldırısı?"&lt;br /&gt;3. soruyu daha sormadan yanıtlıyorum. 11 Eylül. Çünkü beynimize kazındı. Terör saldırısı olarak. Peki diğerleri terör değil miydi? Zaten güneydoğudaki şehitleri saymıyoruz da, İstabul'un göbeğinde yaşanan bu 2 terör saldırısı ikiz kulelerden kalır değildi. Unuttuk gitti. Hatta HSBC saldırısında bir de tiyatro sanatçımızı kaybetmiştik. Adı neydi?&lt;br /&gt;"Biz kökü maziye dayanan, yüce TÜRK milletiyiz. Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz" falan filan. Haberlerde "Terör yüzünden Türk milliyetçiği yükseliyormuş." Peki yükselsin, ama yükselen Türk milliyetçiliği "kafatası milliyetçiliği" sadece. O da sadece elleriyel kurt başı yapıp, bağırmaktan başka bir işe yaramıyor. Şehidin arkasında 3-5 çapulcunun bağırmasıyla "vatan bölünmez" olmuyor. Vatan artık eskisi gibi, topla tüfekle korunmuyor. Keşke eskisi gibi "delikanlı"düşmanlar olsa da biz de "delikanlı" gibi savunsak vatanı. Ama değil. Artık parça parça, hissettirmeden işgal ediyorlar vatanı. İstediklerini iktidar yapıp, istediklerini alaşağı ediyorlar.&lt;br /&gt;Çok doluyum çookk. Son bir kaç yıldır unuttuğumuz şehit cenazelerini (hele ki en son komutan rütbesinde şehitleri) tekrar görmeye başlamak, doğu illerimizi Kürdistan adıyla, alev alev yanmasını sayretmek, üstüne bir de Amerika'nın bu gazıyla yükselen milliyetçilik...&lt;br /&gt;&lt;span style=""&gt;"&lt;b&gt;Türkiye Cumhuriyeti&lt;/b&gt; Devleti'ni kuran Türkiye halkına  &lt;b&gt;Türk Ulusu denir&lt;/b&gt;" Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=""&gt;Keşke yükselen milliyetçilik değil de ulusalcılık olsa... Gazi'nin de istediği gibi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114466661334593017?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114466661334593017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114466661334593017' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114466661334593017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114466661334593017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/04/11-eyll-terr-ykselen-milliyeti-dalga.html' title='11 Eylül, Terör, yükselen milliyetçi dalga'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114465938676709265</id><published>2006-04-10T11:56:00.001+03:00</published><updated>2006-04-10T13:59:34.966+03:00</updated><title type='text'>Nereye? Can Dündar...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir süre ara vermiştim sabahları serviste kitap okumaya. Onun yerine herkesin MP3 player dinlediği devirde, ben üniversite yıllarımdan kalma &lt;a href="http://www.chip.pl/images/0079/str%2062%20walkman%20org.jpg"&gt;SONY Walkman&lt;/a&gt;'im ile radyo dinliyordum. Aslında &lt;a href="http://www.nihatsirdar.com/v2/"&gt;Nihat SIRDAR&lt;/a&gt; demek daha doğru. Ona da Gülçin alıştırdı. Yine üniversite yıllarından Nihat ve Sivrisinek programlarından hatırlıyordum, bir de Sunay AKIN ile SDÜ'de bir gösteri yapmışlardı. Her neyse, Gülçin, "sabahları biz serviste dinliyoruz" diyene kadar aslında unutmuştum kendisini. Sonra ben de dinleme başladım ve sabah sabah eğlenceli oluyor diye takıldım kaldım. Tabi bu yüzden de serviste kitap okuma seansların bir süre sekteye uğradı. Geçen hafta sonu Milliyet Can DÜNDAR'ın "Nereye?" kitabını verince yeniden okumak daha cazip geldi. En azından artık haftanın 2-3 günü okumak, 2-3 günü radyo ile geçiyor. Yorgunluk durumuma göre :)&lt;br /&gt;Gelelim asıl anlatmak istediğim konuya. (Konuya girene kadar neler neler anlattım yine ya. Aslında Gülçin haklı mı yoksa, bir şeyi çok ayrıntılı anlattığım konusunda. Yok yok değil.. :) )&lt;br /&gt;"Nereye?" bir sorgulama kitabıymış, adından da anlaşıldığı gibi. "Dünya, insanlık, Türkiye nereye gidiyor?" sorusunun yanıtını arayan bir sorgular sırası. Özellikle son günlerde terörün Türkiye de yine hortlaması ile o kadar bağdaşıyor ki kitap. Yazıldığı dönem aslında 11 Eylül saldırılarının (ayrıca bu 11 eylül olayını da yazmalıyım) ardından Amerika'nın terörü vurma bahanesi ile yarattığı terör dönemi. Afganistan, ardından Irak, şimdi de İran sırada. Can Dündar'ın kaleminde bir vuruculuk vardır. Sadece bir cümleyi yazsa yeter aslında ama genelde onu en sona saklar ki, yazdıkları beynimize bir çivi gibi çakılır. Örneğin der ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"New York'taki kıyametin ardından gelen görüntü yağmuru içinde 2 kadın dikkatimi çekti:&lt;br /&gt;Biri Lübnan'daki Şatila mülteci kampında kutlama gösterilerine katılan siyah peçeli, kocaman gözlüklü, şişman bir Filistinliydi. Neşeyle el çırparak zılgıt çekiyordu.&lt;br /&gt;Öbürü, New York'ta bir bardaydı. Ekrandaki dehşet görüntülerini izlerken ağzından şu sözler döküldü:&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Tanrım! Bunun benim şehrim olduğuna inanamıyorum. Beyrut gibi..."&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Biri sadece kendi başına gelir sandığı felaketin, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü ülkenin başına gelmesinden mutluydu.&lt;br /&gt;Öbürü, sadece uzak kentlerde, tanımadığı insanların yaşamasına alıştığı trajediye kendi evinde tanık olmanın dehşeti içindeydi.&lt;br /&gt;Savaşın kökeninde belki de bu 2 kadın arasındaki kapanmaz mesafe yatıyor... [&lt;a href="http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=579"&gt;Devamı&lt;/a&gt;]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı "nereye?"de daha en başta. Sanırım bu bile okumak için içine çekmiştir... :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114465938676709265?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114465938676709265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114465938676709265' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114465938676709265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114465938676709265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/04/nereye-can-dndar.html' title='Nereye? Can Dündar...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114354512543963175</id><published>2006-03-28T14:12:00.000+03:00</published><updated>2006-03-28T14:25:25.460+03:00</updated><title type='text'>Arda Erdi mi?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün çok ilginç bir şey oldu. Oya, Aylin'in doğum günü için kargo ile bir hediye yollamış. Sabah kargocu amca elinde kocaman bir kutu ile geldi. O kadar çok merak ettim ki, kutuyu parçalayarak açmaya başladım. kutuyuda, kargo şirketi bantlamış, oya kutuyu bantlamış, hediyeyi kutu içinde paketlemiş, bantlamış. Neyse ben heyecan içinde bantları, paketleri açarken Arda başımda durmuş, "bunun içinde fil var" diyor sürekli, ben de, "Arda evde 1 tane fil var zaten" diyorum. Kutunun içinden gerçekten de Ardanın söylediği gibi "fil" çıkmaz mı... Pembe, sevimli, kocaman bir oyuncak fil. Tabi Suat Bey, Mustafa ve ben şok halinde "Arda erdi mi?" diye düşünmeye başladık...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşte Arda ve Sevgili Fil. Çok iyi anlaştılar ama UZEM'deki ilk ve son günü Filin. :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/arda.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/320/arda.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114354512543963175?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114354512543963175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114354512543963175' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114354512543963175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114354512543963175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/03/arda-erdi-mi.html' title='Arda Erdi mi?'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114353558857831491</id><published>2006-03-28T09:57:00.000+03:00</published><updated>2006-03-28T11:46:28.640+03:00</updated><title type='text'>Kızım 1 yaşında</title><content type='html'>24 Mart 2005 hayatımızın tam anlamıyla değişti tarihti. Kızımın doğduğu gün. Şaka gibi ama tam 1 yıl olmuş. Kızım artık 1 yaşında. Henüz her ne kadar kendisi farkında olmasa da hayatının ilk doğum gününü kutladık. Aslında, geçen 1 yıla şöyle dönüp baktığımda, sanki bir rüyaymış gibi geliyor. İlk aylardaki bilgisizliğimiz, gaz sancıları, aşılar, onunla seyahat etme düşüncesi (ki şehirler arası yaşamak zorunda olan kızım daha doğmadan gezmeye başlamıştı ve en zor yolculuklardı) aklıma ilk gelenler. Ama tabi ki, ilk kez bab-ba demesi, ilk ayakta duruşu, hatta ilk adımı. Film karesi gibi.&lt;br /&gt;Daha yazacak çok şey vardı ama, konsantrasyonum çok fazla dağıldı. İşte doğum gününden 1-2 resim. :)&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/24mart_02.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/320/24mart_02.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/24mart_01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/320/24mart_01.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114353558857831491?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114353558857831491/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114353558857831491' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114353558857831491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114353558857831491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/03/kzm-1-yanda.html' title='Kızım 1 yaşında'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114301999625365914</id><published>2006-03-22T09:34:00.000+02:00</published><updated>2006-03-22T11:33:16.350+02:00</updated><title type='text'>Son günler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha öncede yazmıştım, bu maymun iştahı diye. Bazı zamanlar üst üste yazarken bazen böyle haftalarca yazamıyorum. Aslında, birazda yoğunluktan kaynaklanıyor. Son zamanlarda joker gibiyim. Bir yandan kablosuz erişim noktaları kurulumu, bir yandan tabelalar, diğer kampüler, derken kendimi kaybettim. Bir de üstüne bir süredir yaşadığım aptal sorun çıkınca. Bilgisayarım gereksiz bir şekilde internet bağlantısını kesiyor ve 20-25 sn. sonra tekrar başlatıyordu. Tabi MSN kapanıyor bu zamanda, download kesiliyor, sayfalar açılmıyor. Sinirlerimi bozdu. Sabırla araştırdım 2 hafta. Fakat sorunu düzenli yapmıyor ki. Elimde hiç çözüme gidebileceğim bir ipucu yok. Dün "yeter artık" dedim ve bilgisayarımı baştan kurdum. Ama "Linux'u seviyorum", kendi dizinimi olduğu gibi kopyalayınca sanki hiç bir değişiklik olmadı gibi. :) Bunu windows'ta yapmak mümkün değil ki. Yok registery bilmemne...&lt;br /&gt;Neyse, dün bir de UZEM'e alınan yarı zamanlı öğrencilerin mülakatları vardı. Ona katıldık. Öğrencilerin çoğu çok istekli ve hevesli. Fakat tabi en donanımlısını seçmek zorundaydık. Aklıma okuldayken, BİM'e alınmadığım, kısmı zamanlı iş sınavı geldi. Kocaman bir yanlış anlaşılma yumağıymış. Çok sonra okuman olarak çalışmaya başladığımda öğrendim Semiha Hoca'dan.&lt;br /&gt;Yapmam gereken beni bekleyen o kadar çok iş var ki. Artık yetişemiyorum. Linux'la uğraşmayı özledim desem yalan olmayacak...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114301999625365914?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114301999625365914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114301999625365914' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114301999625365914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114301999625365914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/03/son-gnler.html' title='Son günler'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114181321953037474</id><published>2006-03-08T11:57:00.000+02:00</published><updated>2006-03-08T12:20:54.550+02:00</updated><title type='text'>Çayda dem...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün kelimenin tam anlamıyla İstanbul'un bir ucundan bir ucuna gittim :) Tuzla'daki İTÜ Denizcilik Fakültesine kablosuz internet erişimi kurmak üzere benim gitmem gerekiyordu. Secura'dan Volkan adında bir arkadaşla Tuzla yoluna çıktık. Uzun bir yolculuktu. Zaten Denizcilik fakültesinin girişinden Askeri bir hava sezdim. İçerisi daha fazla asker asker kokuyordu :) Yolda karşımıza çıkab bir tabelada Atatürk ilkeleri yazılıydı. Neyse kablosuz erişim noktasını mümkün olduğunca, öğrenci kantinleri gibi yerlere kurmaya çalışıyoruz, ki öğrenciler dizüstü bilgisayarını açıp rahatça kulanabilsin diye. Her neyse, burada 2 tane kantin varmış. Biri 1. ve 2. sınıfların diğeri 3. ve 4. sınıfların. Tam askeri düzen. Bunun eskiden kalma bir gelenek mi olduğunu merak ettim, hala devam ediyormuş. 1 ve 2. sınıflar öyle elini kolunu sallayarak 3-4 kantinine giremezmiş. Bu arada çevremizdeki tüm öğrenciler üniforma içinde ve yakalarında kaçıncı sınıf olduğu falan yazıyor. Ben bu olayı sadece törenler ve belli dersler için geçerlidir diye düşünüyordum. Değilmiş. Sonuçta adı İTÜ ya, askeri okul değil. Fakat bu arkadaşlar galiba asker oluyor okul sonunda. :) Neyse aslında şansa oldu kasıtlı değildi ama oradaki gelenek de bozulmamış oldu, kuruduğumuz kablosuz erişim noktası 3 ve 4. sınıfların kantinin tamamını kapsarken, 1 ve 2. sınıf kantinin yarısı kapsandı. Artık onlar da 3, 4 olunca kullanırlar. Ne demişler; "çayda dem, İTÜ denizcilik fakültesinde kıdem" :)&lt;br /&gt;İşimiz bittiğinde geri dönüş yolum Tuzla- Büyükçekmece arasıydı. İstanbulun "Doktor Mimar" başkanı açıklamalarında İBB'nin Tuzladan Silivri'ye kadar olduğunu söyler ya, ben de Silivri'nin sınırına kadar gitmiş oldum Tuzladan... Tabi ki dönüş yolu çok işkenceliydi. Bir de yağmur eklenince üstüne. Fakat, evim evim güzel evim... :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114181321953037474?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114181321953037474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114181321953037474' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114181321953037474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114181321953037474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/03/ayda-dem.html' title='Çayda dem...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114139908368735436</id><published>2006-03-03T17:01:00.000+02:00</published><updated>2006-03-03T17:18:03.723+02:00</updated><title type='text'>Haftanın Sonu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine çok yoğun bir haftanın son günü, hatta son saatler. 17:15'teki toplantıdan önce yazmalıyım :) Bu hafta IBM'in yedekleme yazılımı olan Tivoli Storage Manager (TSM) eğitimi ile geçti. Salı, Perşembe ve Cuma sabah 10'dan 16'ya kadar eğitimler vardı. TSM çok güzel bir yazılım gerçekten. Aslında çok zor da sayılmaz. Ama o kadar profesyonel ki, bir çok seçenek var. Dolayısıyla da bir çok şey bilmek gerekiyor. Bu da "zor" gibi gösteriyor yazılımı. Neyse bu 3 günde temel olarak öğrenmiş oldum. Aslında UZEM'de bu konuda en şanslı kişi benim, çünkü daha sonra sunucularda da ben kullanacağım için, sanıyorum aldığımız eğitim en çok benim işime yarayacak.&lt;br /&gt;Geçen hafta sonu özgür günler'e katıldım. Gülçin de TÜYAP'ta yeme içme ve turizm fuarına gitti. (Zor da olsa o teklifi reddettim) Dönüşte bana yediği künefelerin, pastaların güzelliğinden bahsetti. Fakat o kadar keyif almıştım ki gittiğim seminerlerden, "10 tane fuara gene değişmem" dedim. Fakat perşembe günü öğrendim ki, Gülçin Hanım beni kandırmış. Ne künefe, ne pasta, hatta nerdeyse aç kalmışlar. Ama yine bana öyle olmadığını iddia ediyor. Gene diyorum, 10 tane yeme içme fuarına değişmezdim. (Sanki yemeye çok ihtiyacım var da..)&lt;br /&gt;Bu haftanın en güzel süprizlerinden biri de Nurşen'den geldi. Hafta sonu hacdan dönen teyzemlerin mevlit (nasıl yazılıyor şimdi bakamıycam TDK yazım klavuzundan) ve yeni doğan yeğeni (miz) "Ayça Nur" u görmeye İzmir'e gitmiş. Orada Esranın eski fotoğraf arşivinin dijital fotoğraflarını çekmiş. Herkesin küçüklükleri, gençlikleri vb. olan fotoğraflar kuzenler mail listemize bomba gibi düştü. Hatta üstüste basın açıklamaları yapıldı. (Aralarında çok ilginç, ne zaman nasıl çekildiği bilinmeyen pozlarda vardı çünkü) :D Ama çok keyif aldım ben resimlerden.&lt;br /&gt;Aslında bu hafta keyifli geçmiş. Şöyel bir dönüp bakınca. Hafta sonu Hülya ve Turan bize gelecekler. Geçen hafta da Gülçin'in kuzenlerinden Serkan ve Fatma vardı. Kuzenlerimizle böyle güzel anlaşmak bana çok keyif veriyor. Hem arkadaş hem akraba olmak çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114139908368735436?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114139908368735436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114139908368735436' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114139908368735436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114139908368735436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/03/haftann-sonu.html' title='Haftanın Sonu'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114077197926276611</id><published>2006-02-24T10:03:00.000+02:00</published><updated>2006-02-24T11:06:19.306+02:00</updated><title type='text'>Isparta'nın ardından...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu hafta yazacak çok şey var. Aslında sıcağı sıcağına yazacaktım ama biriken işler fazla izin vermedi. Neyse...&lt;br /&gt;Bu haftaya Isparta'da başladım. Uzun zamandır gidememiştim Isparta'ya. Doktora kaydımı da elden yaptırmam gerekince pazar akşamı Murat'la yola çıktık. 2 yıl önce Hakan'la "Özgür Günlere" gelmiştik trenle. Bu sefer de trenle gidelim dedik. Fakat 2 yılda TCDD gelişmiş. En azından Haydarpaşa-Isparta hattında. Tren büyümüş, genişlemiş ve daha bir modernleşmiş. Otobüslerde yaşadığım darlık, ve yanındakiyle omuz omuza gitme olayı trende hiç yok. Yol tabi uzun sürüyor ama sonuçta pazartesi sabahı Isparta'ya adım attık. Tam 10 yıl geçirdiğim şehre 5 ay sonra ilk kez gidince kendimi biraz tuhaf hissettim tabi.&lt;br /&gt;İlk iş, Süt-Bar'dan birşeyler alıp bilgi işleme gitmek oldu. Fakat tabi bu kez kahvaltımızı o kadar kolay yapamadık. İlk olarak Murat Kaçal'ın odasından başladım. Aslında benim eski odam, bilgi işlemdeki. İlk oda arkadaşım Sevgili Murat askerden gelmişti ve görüşememiştik. Neredeyse 8-9 ay olmuştu. Özlemişim ama gerçekten Murat'ı.&lt;br /&gt;Mrt, dünyanın en ilginç insanlarından biridir. Sessiz, içine kapanık dünyasından bana açtığı pencerede önce Metallica sesleri gelmişti. Ardından çok güzel bir arkadaşlık başladı. Şimdi çay odası olan penceresiz odamızda. Ardından bahçe bitkilerinde master maceramız başladı. O makina mühendisi ben fizikçi, bitki böcekten bişey anlamasak da, masterla boğuştuk. Sonunda o askere gitti. Evlenmek için askerliği halletmesi lazımdı tabi.. :) Bir de mrt için, bir Brezilya'lının :) taktığı isim "silent man" oldu. Yakıştı ama...&lt;br /&gt;Neyse bu kadar Mrt arasından sonra, aşağı Ziya Hocanın yanına indim. Tabi kimseye haber vermediğim için herkes karşısında beni görünce şok oldu. Tam Ziya hoca ile konuşurken odaya Koray Hocam girmez mi. (Geldiğimi bir tek o biliyordu) "Demek gelince yanıma gelmedin ha?" diye biraz fırça yedim. (eeee o da özlemişti bana fırça atmayı...) Ama gerçekten onun daha gelmiş olacağını düşünmemiştim.&lt;br /&gt;Al işte sana başka ilginç kişilik. Koray Hoca. Aslında o değil ilginç olan. Geçen zaman içinde yaşadıklarımız. İlk olarak 4. sınıfta tanıştık. Matematik bölümünde Pascal dersi veriyordu. İzin alıp misafir olarak derslerine katıldım. Pascal'ı ondan öğrendim. O yıl SDÜ'ye internet'in de geldiği yıl oldu (1997-1998). Veya en azından öğrencilerin kullanabileceği bir laboratuvar o yıl açıldı. Bir hafta bize Internet kullanımını ve E-posta'yı anlattı. Derste ilk mail adresimi mailcity'den almıştım. Yani Internet'i de ondan öğrendim. Daha sonra o kadar çok şey öğrendim ki. Neyse. Ardından bilgi işlem dünyasına katıldım, daha bir yakın olduk. Hayalini kurduğum "cennet"deydim artık. Bu arada o karizmasıyla her yeri titreten Koray Hoca evlenmişti. Benim de evlenmemle ailecek görüşür olduk. Hatta Gülçin'le Yeşim o kadar iyi anlaştılar ki, sık sık bir araya gelir olduk. Bu da açıkcası benim için de çok iyiydi. Sonra sevgili oğluşumuz Kıvanç geldi dünyaya. O hiper enerjisiyle annesini, babasını bitiriyordu. Fakat dünyanın en tatlı çocuklarından biriydi. Ardından Aylin'in de katılmasıyla aslında süper bir dünyamız olmuştu Isparta'da. Biz hainlik yapıp kaçana kadar...&lt;br /&gt;Gün içinde tüm bilgi işlemdekileri görebildim. Hepsini tek tek çok özlediğimi farkettim. Daha sonra kayıt için doğu kampüse gidip kayıt  işlerini halletmeye çalıştım. Bu arada Enformatik'e de gittim tabi ki. SDÜ'deki son yıllarımdaki bölümüm. Aslında tek tek emek verip, tırnaklarımızla kazıyarak kurduğumuz bölümümüz şimdi kelimenin tam anlamıyla bir "çakalın" eline kalmıştı. Sado, izinliymiş, Hamit de enstitüye gitmiş. Sadece Esin vardı enformatikte. Odamıza baktım, durumu açık söylemek gerekirse içler acısıydı. Artık sadodan başka kimse kalmadığı için odada, Koray ve Erten de sadece gittiklerinde kullandıkları için olsa gerek oda pek bir soğuk geldi bana. :( Bilgisayar laboratuvarında nöbetçi çocuk ilk kez gördüğüm bi tipti. Fakat linux laboratuvarımız hala yerli yerindeydi :) Hatta Linux panosu bile aynı duruyordu. :)&lt;br /&gt;Akşama Kıvanç'ımızı görmeye gidecektim. Gülçin'in en çok kıskandığı anlardı bu. Çünkü çok özlemişti o da benim gibi. Fakat ben daha şanslıydım. Yeni evlerine gittiğimde, kucaklarda bıraktığım Kıvanç beni kapıda karşıladı. Tabi ilkin bana uzak durmayı tercih etti. Fakat daha sonra epeyce güzel anlaştık. Bunda aldığımız inek magnetinin de etkisi oldu tabi. :) Bana bütün evi gezdirdi. Hem de elimde tutup çekiştirerek. Babası "oğlum nerde banyo yapıyoruz?" diyor kıvaç çeke çeke beni banyoya götürüyor. Müthiş bir duyguydu bu şok oldum resmen. Ayrıca ona küçük bir tuvalet yapmışlar. Mini bir lavabo ve mini klozet. Acayip sevmiş, bana orayı nasıl kullandığını da gösterdi. Maşallah çok büyümüş ve akıllanmıştı. Fakat Isparta'daki en zor anlarımı orada geçirdim. Kıvanç'ı, Yeşim'i ve Koray'ı bir arada görmek ailecek yaptıklarımızı tek tek hatırlattı bana. Tüm arkadaşlarımı özlemiştim fakat özellikle son yıllarda yoğun bir şekilde yaşadıklarımızdan olsa gerek, zaman zaman gözlerim dolsa da kaçırmaya çalıştım.&lt;br /&gt;Akşam, kalma konusunda çok teklif aldım. Sağolsun tüm arkadaşlarım davet etti. Özellikle de Zafer, yalnız olduğu için de ısrar etti. Fakat, sabah Burdur'a gidecek olması onda kalmaktan vazgeçirdi. Kalmak için sabah işlerden dolayı doğru dürüst görüşemediğimiz İsmail'leri tercih ettim. Bir diğer aile dostlarımız. Onlarda da gerçekten evim gibi rahat edebiliyorum. Sağolsunlar Meral de İsmail de bana o rahatlığı verdiler. Bir de Şerif Ali ve Ebrar var tabi. Onları da görürüm bahaneyle diyerek akşam Koray'lardan oraya gittik. Saat 2'ye kadar İsmail'le oturmuşuz. Çok güzel sohbet ettik. Özellikle şimdiye kadar Linux konusunda beni en çok destekleyen İso, o gece de bana bir sürü bilgi yüklemesi yapabildi. QMail, LDAP vb. bir çok konuyu saatlerce tartışabildik.&lt;br /&gt;Salı günü, ilk iş yarım kalan kayıt işimi bitirmekti. Yine fazlaca uzasa da sonuçta hallettim. Oradan bilgi işleme ve pazartesi göremediğim Erten'e gittim. Erten'le de o kadar çok şey paylaştık ki. Zaten uzattım. Onu daha sonraya bırakayım. Fakat ilk ve son ev arkadaşım Erten'le görüşemesem çok üzülürdüm. (Pazartesi Ankara'daymış da...) Ayrıca Penguş Gökhan'ı da kısa süreliğine de olsa gördüm.&lt;br /&gt;Akşam yine trenle dönecektim fakat saatten haberim yoktu. Tren saat 7'de olmasına rağmen biz 5,5'ta okuldan çıktık. Erten ve Murat'la gidip Bataman'ı (Sevgili Burcu asla bataman olmaktan kurtulamayacak...:) alıp ekmek arası bir şeyler yedik. Bataman'ı 2 arada kızdırmayı başardım. Hala "biz aşkı meleklerden çaldık" şarkısının Ertenle ikimizin olmasına kızıyor... (Düğünde çaldıracağım haberiniz olsun)&lt;br /&gt;Ardından tek başıma bir tren yolculuğu. Fakat güzel kitap okudum trende. "Yalnızca Eğlenmek İçin" kitabı yolda bitti. Epeyce keyif aldım o kitaptan. Sonra yazarım. Çarşamba sabah da doğrudan İTÜ'ye geldim. Akşam eve gidip kızımı görmek için can atıyordum. Sayılı saatlerin sonunda evime, kızıma ve eşime kavuştum.&lt;br /&gt;Koşturmaca dolu 2 gün aslında yetmedi bana. Fakat annemin hep dediği gibi "gözün kuyusu yok ki doldurasın". Keşke olsaydı da arkadaşlarımı, dostlarımı, sevdilerimi gözüme doldurup biraz daha idare edebilseydim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114077197926276611?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114077197926276611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114077197926276611' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114077197926276611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114077197926276611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/02/ispartann-ardndan.html' title='Isparta&apos;nın ardından...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113938801574040780</id><published>2006-02-08T09:54:00.000+02:00</published><updated>2006-02-08T10:41:11.470+02:00</updated><title type='text'>Doğum Günü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kar, kış, soğuk falan derken yazmamışım yine. Aslında böyle hem iyi hem kötü oluyor. Birikiyor yazacaklarım tek seferde aradan çıkıyor. Fakat tabi benim gibi sünger [sünger Bob :) ] zekasına sahip biri unutuyor da yazacaklarını biriktirirken. Neyse aklımda kalanlar :))&lt;br /&gt;Günceye bakınca en son video konferans testine gideceğim demişim. Evet o gün öğleden sonra testimizi başarılı bir şekilde tamamladık. Fakat genelde olduğu gibi Arda krizi ile. Sağolsun 3te açması gereken stüdyoyu 4'te açınca ve Mustafa'da 10 noktayı da aynı anda görmek istiyorum deyince, peki deyip bekledik. Fakat son derece ketyifli ve başarılı oldu testimiz. Ne de olsa kendi başarımız diyebiliriz buna bence. Çünkü kurulumu yapan şirket kadar biz de çalıştık. :)&lt;br /&gt;Pazartesi gününden beri İstanbul kar altında. Bu sefer gafil avlandı meteoroloji. Çünkü pazartesi öğleden sonra beklerken uyandığımızda her yer kar altındaydı.. Tabi okullar tatil değil, valilik hazır değil, yollar keşmekeş. İlk kez 2,5 saatte okula geldik. Artık bellime ağrı girdi. Öğleden sonra da erken tatil ettiler okulu. Dün de tatil olacak diye beklerken web sayfasına kocaman TATİL DEĞİLDİR yazmışlar. :) Zaten tatil de olmadığı için okula geldim. Suat Bey hariç herkes buradaydı zaten. Hatta Arda bile... :)&lt;br /&gt;Dün doğumgünümdü. :) Evet. Beni hatırlayan herkese çok teşekkürler. Tabi insan 28 yaşına basınca parti falan vermiyor :)) Ama akşam Gülçin ve Aylin ile küçücük bir kutlama yaptık. En güzeli de Aylin'in alkışlamasıydı. Kızımın hediyesi de o oldu. Küçücük elleriyle alkış. :) Şaka falan derken 30'una merdiven dayamışız ya. Koca adam oldum hala böyleyim. :) Her neyse çeşitli hediyeler de aldım doğum günümde, aramalar ve kutlamalar haricinde. Bir kot, bir atkı bir de kitap... En şaşırtan hediye Mustafa'dan geldi. Daha doğrusu beklemiyordum. Çok sevindim. Linus Torwalds'ın "Yalnızca Eğlenmek İçin (Just for fun)" kitabı. Epeydir tartışılan bir kitaptı listelerde. Merak ediyordum, bu sayede okuyabileceğim. İşte bu:&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/202005_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/200/202005_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kitap hakkında yorumlarımı (okuduktan sonra tabiki) &lt;a href="http://aylinux.blogspot.com"&gt;Linux Günceme&lt;/a&gt; yazacağım ama. Zaten çok boşladım son zamanlarda. Doğru dürüst Linux'la uğraşamayınca... Bir sürü iş de beni bekliyor. Bu arada dün Arda LastFM diye bir şeyden bahsetti. Aslında çeşitli bloglarda bahsediliyordu fakat onunla ilgilenme imkanı buldum sonunda. Bu sabah kurdum. Ayrıntıları Linux güncesinde... :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113938801574040780?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113938801574040780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113938801574040780' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113938801574040780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113938801574040780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/02/doum-gn.html' title='Doğum Günü'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113887031003059727</id><published>2006-02-02T10:38:00.000+02:00</published><updated>2006-02-02T10:52:01.966+02:00</updated><title type='text'>Yoğunluk</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir süredir epey yoğun günler geçiriyorum. Hatta sevgili Linux'umla uğraşmayı bile özledim. Video Konferans işleri yüzünden. Tamam kabul ediyorum fena olmadı, video konferans sistemleri hakkında epeyce bir bilgi sahibi oldum. İTÜ'nün özellikle Maçka ve Gümüşsuyu kampüslerindeki UZEM'e ait video konferans salonlarının kurulumları elimden öptü. Sonuç olarak Mustafa'yla epeyce mesai yaptık Maçka-Gümüşsuyu-Taşkışla üçgeninde... Ama pek de güzel oldu, çok da güzel oldu. :) Bugün de öğleden sonra tüm video konferanları aynı anda açıp test deneyeceğiz. Ayıptır söylemesi İTÜ'de 10 tane video konferans noktası var da.. :) Bana yine Maçka ve Gümüşsuyu yolları düştü...&lt;br /&gt;Dünü hayatımdan silmek atmak istiyorum. Dün JICA-Net ile bir video konferansımız vardı. Japonya'dan 3 tane profesör Tokyo merkezden, İstanbul, Ankara, Romanya, Pakistan, Özbekistan, Hindistan, Yokohama arasında çoklu konferans verdi. Konu japonların en uzman olduğu konulardan biri olan Deprem. Gülçin'de katıldı bu konferansa belediyeden izin alarak. Kendi deyimiyle belediyeden "eşini denetlemek için" izin almış :D Fakat sabah bazı salaklıklar yüzünden işler ters gitmeye başladı ve tüm terslikler üst üste geldi. Hatta TV kumandasının pili bile dün sabah bitmişti :( Neyse sağuk terler dökmek ne demekmiş bir kez de dün yaşadım. Unutmak istiyoruuumm dünü... Gerçi dünün hatırası olarak belki de Tuzla'ya sürüleceğim için :P belki de asla unutmayacağım.. :P Bu arada tabi stress yüzünden Gülçin'le de okuluma ilk kez gelmiş olmasına rağmen pek ilgilenemedim. Daha doğrusu istediğim kadar çok ilgilenemedim diyeyim. Ama zaten dün yok diye hayatımda, Gülçin okula hiç gelmedi.. :P&lt;br /&gt;Bir de aslında Mustafa'nın MSN Space'inde görmüştüm yok son okuduğum kitaplar, falan filan. Ben de ekleyeyim dedim bloguma böle birşey. Fakat kaldı. Dün de Arda sorunca nasıl yaparız diye. Aklıma geldi. Ekledim yan tarafa. Son okuduğum 3 kitap ve XMMS listesi [eee winamp kullanmıyoruz malum..:) ] Ne işe yarar? Bilmem, şık oldu bence.. :D&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113887031003059727?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113887031003059727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113887031003059727' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113887031003059727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113887031003059727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/02/younluk.html' title='Yoğunluk'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113801569922800789</id><published>2006-01-23T13:05:00.000+02:00</published><updated>2006-01-23T13:28:19.260+02:00</updated><title type='text'>Her yerde kar var...</title><content type='html'>Meteoroloji bildi yine. İstanbul kar altında... Dün haberlerde bazı üniversitelerin tatil olduğunu gördüm, sabah radyoda İstanbul Üniv, Yıldız Teknik de tatildi fakat İTÜ değil :( Servisle okula geldik, çok sonra haber geldi ki; bugün 3ten sonra tatiliz. Bir de yarın.. :) İnşallah sorunsuzca eve giderim...&lt;br /&gt;Bugün dinlemek istiyorum: Her yerde kar var. Kalbim senin bu gece... (Bu şarkıyı sanırım bir Rum söylüyordu bir zaman o ilginç aksanıyla. İsmini bilseydim de onun yorumundan dinleseydim...)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113801569922800789?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113801569922800789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113801569922800789' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113801569922800789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113801569922800789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/01/her-yerde-kar-var.html' title='Her yerde kar var...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113748804267741157</id><published>2006-01-17T10:29:00.000+02:00</published><updated>2006-01-17T10:57:22.006+02:00</updated><title type='text'>Bayramın ardından...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun bir tatili bitirdik. Bu yılın son 9 günlük tatiliymiş bu. İyi geldi ama...&lt;br /&gt;Bayramlar falan filan yazmayacağım artık. Salihli'deydim bayram tatilinde ve gayet güzel geçirdim tatilimi. Özlemişim herkesi. Hasret giderdik (mi? Hayır... Biraz daha uzun olsaydı yadırgamazdım...) Fakat sonuçta dönüş ve tekrar tempo... Kısa kısa yazayım yine;&lt;br /&gt;Babamı biraz daha iyi gördüm, sevindim buna. Geçen gittiğimde belki de ameliyat olacağının psikolojisi vardı, aklım ondaydı, fakat biraz daha iyi şimdi... :)&lt;br /&gt;Annem her zamanki gibi,romatizma bazen azıyor. :( Sorun belli kuzeye bakan evimiz. İnşallah kurtulurlar... Aslında hem çok istiyorum o evden kurtulmalarını hem de sanki çocukluğumu o evde bırakmak anlamına geliyor bu. Gerçi düşününce neleri geride bırakmadık ki...&lt;br /&gt;Abimleri de iyi gördüm. Özellikle Merve. Aklımdaki bir diğer kişi oydu. İyiymiş... Bu arada çok şaşırtan bir gelişme oldu. (aslında neden şaşırdıysam... Sevindim diyelim) Aylin hem Mehmetle hem de Merve'yle o kadar güzel oynadı ki. Resmen Mehmet'le çocuk oyunu oynadılar... Aylin bu kadar büyüdü mü yaa... :) Fakat onlar oynarken seyretmek gerçekten çok güzeldi.&lt;br /&gt;Sonra Esra geldi 1-2 gün kaldı. Zaten kızdım ama belli etmedim. (duy şimdi itiraf ediyorum...) Arkadaşının nişanı varmış... Neyse dedik artık, yüzyüze bakıyosunuz...&lt;br /&gt;Nurşen ilk kez Aylin'le tanıştı... Tabi Zeki de... Dayım yeni evine taşınmış. Özel hayatı baya bi karışık.. :) Dedem küçük bir kaza geçirmiş gözünün altı mosmor fakat şimdi iyi. Maşallah diyelim. Bir de arefe günü dayım bizi (abim, Nurullah Abi, Adem enişte ve ben) köye anneannemin kabrini ziyarete götürdü. Uzun zaman olmuştu gidememiştim. İnşallah gönlünü almışımdır...&lt;br /&gt;Ayşe karnı burnunda Salihli'deydi. Zaten dün doğum yapmış İzmir'de. Aylin'in birinci kuzeni geldi. Darısı diğer kuzenlerine.. :))&lt;br /&gt;Unutmadan, kurban bayramı bizim ailede kriz bayramıdır aslında. Fakat bu yıl minimum krizi yaşadık diyebilirim. Geçen yıl ki dana macerası krizsiz olur diyorken daha çok olmuştu. Fakat bu yıl kasap çözümü ile minimum stress ile atlattık. :)&lt;br /&gt;İşte bu kadardı Salihli Macerası. Cumartesi gecesi yola çıktık, pazar sabahı Yalova'da indik. Gülçin'in teyzesinde. İstanbul'a dönüşümüz araba ile oldu. Yalova'dan İDO'ya bindik. Gülçin'in kuzen'i Serkan'da bizimleydi. İDO'larda kablosuz internet varmış, Serkan'ın da laptop'u. Denedik. Çalışıyormuş... :) 9 günün ardından interneti denizin ortasında buldum..:) Fakat hayallerimden biri oldu. Seyahat ederken internet... Peki ne yaptınız internette diyenlere; Mail grubu açtık. :) Gülçin kuzenler arası mail grubumuzu o kadar ballandırdı ki, onlar da kendi aralarında bir grup oluşturdular. Bakıcaz artık bizimki kadar hareketli olacak mı? :D&lt;br /&gt;Ve pazartesi sendromu. Dün pek sıkıntı yaşamadım aslında ama konsantrasyon problemleri yaşadım biraz. Fakat işler beni bekler, tempolu şekilde çalışmaya başlama zamanı.&lt;br /&gt;Ben gittim çalışıcam... :)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Sonradan gelen hatırlama:&lt;/span&gt; Günce için Zeki ve Nurşen'den güzel şeyler duydum. Çok da hoşuma gitti açıkçası. Sağolsunlar, varolsunlar... :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113748804267741157?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113748804267741157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113748804267741157' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113748804267741157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113748804267741157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2006/01/bayramn-ardndan.html' title='Bayramın ardından...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113595271242787339</id><published>2005-12-30T16:13:00.000+02:00</published><updated>2005-12-30T16:25:12.440+02:00</updated><title type='text'>2Bin6</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/christmas.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/200/christmas.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl daha bitti. Yarın son gün 2005'in.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçenlerde şöyle bir düşündük de 2005 bizim için iyi anılacak bir yıl olmuş genelde. Mart ayında Aylin doğdu, İstanbul'a taşındık, İTÜ'de çalışmaya başladım. İyi bir yıl olmuş. İnşallah bundan sonra da böyle olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HOŞGELDİN İKİBİNALTI&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113595271242787339?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113595271242787339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113595271242787339' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113595271242787339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113595271242787339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/2bin6.html' title='2Bin6'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113592805819411603</id><published>2005-12-30T09:26:00.000+02:00</published><updated>2005-12-30T09:34:18.206+02:00</updated><title type='text'>Bab-ba</title><content type='html'>Son günlerde kendimi çok şanslı hissediyorum. Nedeni basit: Kızım. Artık ba-ba-ba demeye başlamasıyla ben de reklamlardaki adam gibi "baba dedi baba" olayına girdim. :) Aslında en azından 1 aydır ba-ba-ba, bla-bla-bla, de-de-de gibi heceleri söylemekten zevk alıyordu. Fakat son günlerde sanki daha bilinçli söylüyormuş gibi geliyor. Özellikle bab-ba gibi şeyler söylerken bana bakıyormuş gibi geliyor.. :) Ama bu duygu anlatılmaz güzel. Özellikle akşamları eve gittiğimde bana  yaptığı kurlar yok mu...&lt;br /&gt;"Baba dedi baba... ;)"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113592805819411603?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113592805819411603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113592805819411603' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113592805819411603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113592805819411603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/bab-ba.html' title='Bab-ba'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113561134244437646</id><published>2005-12-26T17:25:00.000+02:00</published><updated>2005-12-26T17:35:42.456+02:00</updated><title type='text'>Google talka geçiş...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yaw bu M.S.'un her bişeyi böyle kötü mü olacak? MSN yüzünden neredeyse Gülçin'le birbirimize giricez ya. Yazıyorum yazıyorum gitmiyor, karşıdan yanıt gelmiyor. Özellikle de öğleden sonraları iyice sinir ediyor.&lt;br /&gt;İlk başlarda sorunun Linux'umda olduğunu sandım. İğneyi kendine batır hesabı. Ama değilmiş. Windows makinadan bağlandım denemek için yine aynı sorun. Sonra başkalarına sordum. Yaşanan genel bir problemmiş bu. Hatta sanıyoruz ki, MSN Türkiye sunucuları yeterli gelmiyor. Eeee biz ne demeye MSN kullanıyoruz ki. Zaten sinir oluyorum.&lt;br /&gt;Karar verdim artık, &lt;a href="http://www.google.com/talk/" target=_blank&gt;Google Talk&lt;/a&gt; kullanıcam. Zaten google daha sempatik geliyor bana. Sevgili kopetemi de ayarladım buna göre. Kopete'de google talk kullanmak için &lt;a href="http://wiki.kde.org/tiki-index.php?page=Google+Talk+support" target=_blank&gt;tıklayın&lt;/a&gt;. Tüm dostlarıma da tavsiye edicem. Muhtemelen MSN kullanıcılarını ona komple taşıyamam ama en azında sıkça görüştüğüm, sinirsiz görüşmek istediklerimi ikna edersem yetecek bana.&lt;br /&gt;Sınırsız ve sinirsiz. [Yaw bu sloganı her sabah görüyorum ve gülüyorum. Ama komik olan taraf şu; bu slogan bir B. Çekmece'de bir restorant/gazino'nun billboard'a yazdığı bir şey. Şu Seda Sayan'ın evlenceği adam (hatta çocuk) gibi parlak bi çocuğun resminin altında "sınırsız ve sinirsiz" yazıyor. Ne alaka olduğunu çözemedim ama komik]&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113561134244437646?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113561134244437646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113561134244437646' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113561134244437646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113561134244437646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/google-talka-gei.html' title='Google talka geçiş...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113533760364292493</id><published>2005-12-23T13:28:00.000+02:00</published><updated>2005-12-23T13:33:23.653+02:00</updated><title type='text'>Yeni bir yüz</title><content type='html'>&lt;a href="http://gulcindunyasi.blogspot.com"&gt;Gülçin&lt;/a&gt; de blog sahibi olduğundan beridir blogger'ı da gezmeye başladı. Her gün "insanların ne güzel blogları var, bizimki çok sade, çok çirkin" diyordu. En sonunda hadi istediğin gibi düzenleyelim dedim. Dün araştırmaya başladım. Sonunda &lt;a href="http://www.blogskins.com"&gt;www.blogskins.com&lt;/a&gt; diye bir yer buldum ki, yüzlerde blog skini var. Oradan hem Linux Dünyama, hem Gülçin'e yeni yüzler buldum. Bu arada gezerken Murat'a da tam uyacak bir tane denk geldi. Onu da düzenleyip &lt;a href="http://muratturkkan.blogspot.com"&gt;Murat&lt;/a&gt;'a yolladım. Umarım beğenir. İşte böyle. 2.  günde bloglarımız çok değişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113533760364292493?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113533760364292493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113533760364292493' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113533760364292493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113533760364292493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/yeni-bir-yz.html' title='Yeni bir yüz'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113524094892341439</id><published>2005-12-22T10:05:00.000+02:00</published><updated>2005-12-22T10:44:18.800+02:00</updated><title type='text'>İstanbulda yaşamak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kaç günlerdir düşündüğüm fakat yazamadığım bir başka konu var: İstanbul'da yaşamak. Geçtiğimiz hafta, UZEM'in Maçka'daki stüdyosuna gittim. (Bu stüdyodan ben sorumluyum da.) Maçka'ya ulaşım eğer servisi kaçırmışsam, Beşiktaş'a bir minübüs ile gitmek oradan da uzunca bir yokuş tırmanıp sonunda ulaşmak şeklinde oluyor. Geçen hafta da aynı şekilde gitmem gerekti. Beşiktaş'a indiğimde aklıma annemin istediği fotoğrafları tab ettirmek geldi. Fotoğrafları tab işlemine verince yaklaşık yarım saatlik bir süre bana kaldı. Bu zamanı beşiktaş sahilinde geçirmeye karar verdim. Bundan sonrasını ben değil o anın tanığı fotoğraflar anlatsın isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/200/1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/200/2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/3.1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/200/3.1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da yaşamak zor gerçekten bir çok insanın dediği ve düşündüğü gibi. Fakat bu dünya kentinde yaşamak güzel aynı zamanda. Yıllardır en sevdiğim şehir oldu İstanbul. Sonunda kavuştuk birbirimize.&lt;br /&gt;Bana bu aşkı aslında sevgili halam ve eniştem aşıladı diyebilirim. Beni İstanbul'un en güzel yerlerine götürmüşlerdi gençlik yıllarımda. Hatta unutamadığım, üniversiteyi bitirdiğim yıl bir iş başvurusu için İstanbul'a gelmiştim. İngilizce sınavı İstiklal Caddesi üzerindeki bir yerde yapılacakmış. Bense henüz hiç görmemiştim İstiklal'i. Sınavdan önceki akşam, eniştem arabayla bizi oraya götürdü. (Kartal'dan Taksim'e) Başlangıçta herşey çok normaldi. Boğaz köprüsünün manzarası zaten her zamanki gibi mükemmeldi. Fakat tüm sır İstiklal'in girişinde saklıymış. Hani hep çelenk koyma törenlerinde gördüğümüz Atatürk Anıtının önünde başladı içimdeki kıpırtı. Sanki bir kedinin ensesinden tutulmuş gibi ben de ensemden tutulmuş bir film karesinin içine bırakılmıştım. Işıl ışıl dükkanlar, herbiri tarih kokan, üstünde küçük küçük heykeller olan evler, kiliseler ve bir çok konsolosluk. Resmen salaklaşmış, sanki İstanbul'u ilk kez görüyormuş gibi etrafa bakınıyordum. İnsan kalabalığı inanılmazdı zaten. Yavaş yavaş ilerlemeye başladık, müzik sesleri, bir dükkanın ışığı önünde ödevini yapıp bir yandan mendil satmaya çalışan kız çocuğu, Ultra zengin oldukları yürüşünden bile belli olanlar kısacası hep okuduğum klasiklerdeki gibi bir ortam. Fakat aşık olmuştum yine de. İstiklal'e gidilince profiterol yenilirmiş. Öyle de yaptık. İnci Pastanesi'nde hayatımın ennnn güzel profiterolünü o gün yedim. Daha sonra aynı el tekrar ensemden tutup beni çekip aldı o kareden.&lt;br /&gt;Ertesi günkü sınavım çok kötü geçti ama olsundu. Bana bir aşk kazandırdı; Taksim ve İstiklal Caddesi. Sonrasında her geldiğimde gitmeye çalıştım. Daha çok keşfettim. Mesela gündüzünün gecesi kadar tehlikeli olmadığını fakat gecesinin daha mükemmel olduğunu öğrendim.&lt;br /&gt;En son geçen hafta gittiğimde ise İstiklal Caddesinde inşaat olduğunu gördüm. Yerlerdeki taşlar yenileniyormuş. Kocaman yazmışlar; "İstiklal Caddesi yenileniyor!". Aman Allahım dedim, yenileniyor. Ama biz İstiklal'i "Eski" haliyle seviyorduk...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113524094892341439?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113524094892341439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113524094892341439' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113524094892341439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113524094892341439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/istanbulda-yaamak.html' title='İstanbulda yaşamak'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113523859426245416</id><published>2005-12-22T09:31:00.000+02:00</published><updated>2005-12-22T10:05:12.016+02:00</updated><title type='text'>Doktor Civanım ve ölen dostumuz</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında yazacak çok şey var. Bir kaç gündür yazmayı planladıklarımla birlikte. En iyisi hafta başından başlamak. İlk olarak, şu &lt;a href="http://muratturkkan.blogspot.com/2005/12/itde-fare-panii.html"&gt;İTÜ'de fare paniği&lt;/a&gt; ile başlayayım. &lt;a href="http://muratturkkan.blogspot.com"&gt;Murat&lt;/a&gt; blogunda yazınca bana da sonucu yazmak düştü. Sevgili faremizi hafta başında ölü olarak buldum. Sanırım zehir işe yaramıştı. Küçücük bir fındık faresiydi. Hatta &lt;a href="http://mustafaszone.blogspot.com"&gt;Mustafa&lt;/a&gt; öldüğüne çok üzüldü. Ama Arda çok mutluydu.&lt;br /&gt;"Yarım Hoca dinden, yarım doktor candan eder" diye bir söz vardır ya çok doğruymuş. Dün canlı olarak yaşadık. Kızım hasta olunca, aynı zamanda aylık kontrol günü de gelmişti diye doktora gittik cumartesi günü. Nedense bir kaç seferdir, kalça çıkığı ile ilgili şüpheler vardı. En son bir film çektirdik. Doktor filmde anormallik var daha büyük bir hastaneye gidin falan dedi. Neyse, sonuç güzel ülkemin güzel doktorlarının güzel hatası: film yanlış çekilmiş, sağlıklı değilmiş ve filme bakan profesör, "bunun üstünden konuşmak doğru değil ama yine de bir şey yok" deyip bizi rahatlattı. Fakat kafam soru işaretleri ile dolmadı değil. Ya, sevgili doktor elindeki "yanlış çekilmiş" filme göre konuşup kızımı alçıya aldırsa. Hatta bu örnek daha da paranoyakça geliştirilse. Kime inancağız, kime güveneceğiz. Fakat iş özel muayene parası almaya geldiğinde kendilerinden iyi doktor yok. Hastalarını peşinden sürüklüyor hepsi. Zaten bu yarım doktorlar ve yarım hocalar yüzünden değilmi başımıza gelenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113523859426245416?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113523859426245416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113523859426245416' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113523859426245416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113523859426245416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/doktor-civanm-ve-len-dostumuz.html' title='Doktor Civanım ve ölen dostumuz'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113500383105063552</id><published>2005-12-19T15:10:00.000+02:00</published><updated>2005-12-19T16:50:31.096+02:00</updated><title type='text'>Hafta sonu, Aylin ve yaşananlar</title><content type='html'>Yeni bir hafta başı daha. Yorucu bir hafta sonu geçirdik aslında. Aylinciğim hasta oldu malesef :( Belki de not edilenler arasına bu da eklenebilir. İlk hastalığı. Kötü bir şey ya insanın yazası gelmiyor.&lt;br /&gt;Cuma günü ateş ve huzursuluk başladı, cumartesi günü doktora gittik. Ateş ve burun akıntısı. Sanırım soğuk algınlığıymış ayrıca diş sıkıntıları. Kızım, en sevdiği elini ağzına götürüp "bla bla bla" sesini çıkarmaz olmuştu ki, buna çoookkk üzülmüştük. Neyse sanırım biraz da ilaçların etkisiyle daha da iyileşti. Ama dün bir ara "bla bla" sesini çıkardığında neredeyse sevinçten ağlayacaktım. Gülçin'le sevinç çığlıkları attık. :) Ayrıca cumartesi günü tüm apartmanı da misafir etmemiz başlı başına bir olaydı.&lt;br /&gt;Cuma günü İTÜ kütüphanesinin üyesi olmuştum. İlk işim Linux güvenliği ile ilgili 2 tane kitap almak oldu. Son günlerde bu güvenlik meselesine baya bi kafayı taktım. Aslında takmak da zorundayım işimden dolayı. Daha önceki bilgilerimi daha sistematik olarak toparlamam gerekiyor. Ayrıca kafamdaki bazı soru işaretlerini de yenmeliyim. Belki günün birinde ben de iyi bir güvenlik görevlisi olurum. (Büyük bir alışveriş merkezinde :P)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113500383105063552?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113500383105063552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113500383105063552' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113500383105063552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113500383105063552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/hafta-sonu-aylin-ve-yaananlar.html' title='Hafta sonu, Aylin ve yaşananlar'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113455154990045150</id><published>2005-12-14T11:06:00.000+02:00</published><updated>2005-12-14T11:12:29.900+02:00</updated><title type='text'>Blog Çılgınlığı</title><content type='html'>Son 2-3 günde bir blog çılgınlığı aldı yürüdü ki sormayın. Önce  &lt;a href="http://muratturkkan.blogspot.com/"&gt;Murat&lt;/a&gt; İTÜ ziyaretini bir blogla taçlandırdı, sonra bloglarımızı gezen &lt;a href="http://gulcindunyasi.blogspot.com/"&gt;Gülçin&lt;/a&gt; kendine blog yaptı, son olarak &lt;a href="http://mustafaszone.blogspot.com/"&gt;Mustafa&lt;/a&gt; IPv6 ile ilgili blogspottaki bütün isimleri almış. (Mustafa uzun zamandır blog kullanan bir arkadaşımızmış da, daha çok msn space'i kullanıyormuş) :) Yanda linkler kısmında hepsi var. IPv6 linklerini GNU/Linux günceme yazdım ama. Orada daha yakışıklı olacak diye.&lt;br /&gt;Blog kullanmak güzel, faydalı ve keyifli gerçekten. Kullanalım, kullandıralım, kullanmayanları uyaralım.. :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113455154990045150?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113455154990045150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113455154990045150' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113455154990045150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113455154990045150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/blog-lgnl.html' title='Blog Çılgınlığı'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113454599870534358</id><published>2005-12-14T09:24:00.000+02:00</published><updated>2005-12-14T09:39:58.716+02:00</updated><title type='text'>Video Konferans</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün öğlende değişik güzel bir tecrübe yaşadık. Aslında daha önce de denemiştik fakat bu kadar sağlıklı olmamıştı malesef. &lt;a href="http://w3.sdu.edu.tr"&gt;SDÜ&lt;/a&gt;'deki &lt;a href="http://enformatik.sdu.edu.tr/akillisinif.htm"&gt;akıllı sınıf&lt;/a&gt; ile &lt;a href="http://www.uzem.itu.edu.tr"&gt;İTÜ-UZEM&lt;/a&gt;'deki stüdyo arasında video konferans yaptık. Bu sayede uzun süredir yüzyüze görüşemediğim &lt;a href="http://korayderki.blogspot.com"&gt;Koray Hoca&lt;/a&gt;'mı, &lt;a href="http://w3.sdu.edu.tr/idari.aspx?dosya=tanitim&amp;fkod=212"&gt;Ziya Hoca&lt;/a&gt;'mı gördüm hatta arada &lt;a href="http://www.sdu.edu.tr/kulupler/matbil/index.htm"&gt;Hamit&lt;/a&gt; de Aga) geldi fakat derse kaçtı hemen.&lt;br /&gt;SDÜ'de çalışırken bize bir o kadar yakın, bir o kadar da uzak olan bu sistemi şimdi daha yakından tanımak güzelmiş. Bu tür sistemlerin artması ortak çalışma alanlarını da çok arttıracak gibi görünüyor ama. Örneğin, İstanbul'dan Isparta'ya gitmeye zamanı olmayan bir hoca buradan ders verebilir. Hatta eğer doktora danışmanım &lt;a href="http://fefwm.sdu.edu.tr/%7Escakmak/"&gt;Seyfettin Hoca&lt;/a&gt; da kabul ederse belki ben de sık sık Isparta'ya gitmek yerine bu sistemle derslerimi alabilirim. Bakalım göreceğiz. Fakat dediğim gibi inanıyorum ki bu tür sistemler arttıkça hayat daha da kolaylaşacak.&lt;br /&gt;Bilim kurgu diye bir şey kalmadı zaten. [Robotların insanları esir alması haricinde:) ] Vizontele filminde Cem Yılmaz'ın "Zeki Müren de bizi görecek mi?" diye sorduğu ve hepimizin gülmekten kırıldığı sahne artık gerçek.&lt;br /&gt;"Peki MuMi'de beni görecek mi ?" :P (Ben görmeyim de...)&lt;br /&gt;Yazımın sonunda dünkü video konferans'tan 1-2 sözcük;&lt;br /&gt;" - Ssssekkis&lt;br /&gt; - Amaaaaaaauuuuuuuuunnnnnnnnn"&lt;br /&gt;:D&lt;br /&gt;Arkadaşlarımı özlemişim...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113454599870534358?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113454599870534358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113454599870534358' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113454599870534358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113454599870534358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/video-konferans.html' title='Video Konferans'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113378236314472030</id><published>2005-12-05T13:15:00.000+02:00</published><updated>2005-12-05T13:32:44.286+02:00</updated><title type='text'>Güzel hafta sonu</title><content type='html'>Güzel bir hafta sonu geçirdik bu hafta. Her şeye rağmen güzel anılmalı. Cumartesi günü Ahmet Amcamlar geldi ziyaretimize. Öncesi malumdu tabi. Evde telaş... :) Gökhan Abi ile bazı planlar yaptık. İnşallah olumlu gelişirse çok güzel olacak.&lt;br /&gt;Pazar günü de Bakırköy'e gittik, ailecek. Sevgili kızım ilk kez Bakırköy'ü gördü. Gülçin'in çalışma hayatına adım atmasıyla malum kılık kıyafet reformu yapmak gerekti. Bunun için de havanın da güzel olmasını bahane edip Bakırköy'e kaçtık. Sanki tüm İstanbul oradaydı. Nasıl bir kalabalık vardı anlatamam. Hatta kendimizi bir an "I'm an English man in NewYork" dumuru içinde bulduk. Ailecek deyince unutmamam gereken bir üyemiz daha vardı ben, Gülçin ve Aylin'in yanında. Aylin'in arabası. Günün en can sıkıcı noktalarında hep araba vardı. Sevgili kızım, babasının "Araba, araba" diye ağlamasını önemsemeden, ayrıca kendisinin arabası olmasına rağmen, nankörlük yapıp arabasına oturmuyor. Biz de bu yüzden hem Aylin'i hem de arabayı taşıyoruz. Bu arada o koskoca arabaya o kadar para sayan aklıma .......... Her neyse bazı şeyler hata olarak değil de tecrübe olarak adlandırılmalı. Bir daha arabayı yanımda taşımam. Maceramızı güzel Güllüoğlu Baklavaları ile tamamlayıp evimize döndüğümüzde yerimizden kalkacak derman kalmamıştı bizde. Ama yine de dedim ya mutlu bir yorgunluktu.&lt;br /&gt;Kısa kısa notlar;&lt;br /&gt;* Aylin emeklemeye başladı. Hatta artık istediği her yere emekleyerek gidebiliyor. Ki bu da bizi daha da yormaya başladı. Peşinden koşmak...&lt;br /&gt;* Bu kız beni psikopata yapacak yakında. Her an kendini bir yerlerden aşağı atacak diye neredeyse panik atak olacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113378236314472030?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113378236314472030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113378236314472030' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113378236314472030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113378236314472030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/12/gzel-hafta-sonu.html' title='Güzel hafta sonu'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113318163227375982</id><published>2005-11-28T13:51:00.000+02:00</published><updated>2005-11-29T16:17:09.453+02:00</updated><title type='text'>Uydu macerası</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yaklaşık 1 ay önce aldığım çanak antenimi nihayet kurdum. :)&lt;br /&gt;Isparta'da yaşadığımız apartmanda dahili çanak anten sistemi olunca kendimize bir receiver aldık. Kolayca uydu dünyasına adım atmıştım. Ardından keyler, emular, kanal editörüleri receiver'ı baya bi karıştırdım. Fakat çanak antenle hiç uğraşmadım. İstanbul'a taşınınca çanak anten almak zorunda kaldım. Hem maddi sebeplerle hem de zaten çok ihtiyaç olmadığından sadece Turksat 1C uydusu için tek çanak anten aldım. Fakat çanak antenlerde 3 boyutlu ayar sistemi olduğu için bir türlü ayarlayamadım. Çünkü hem çanağın yönü, baktığı açı hem de lnb'nin baktığı açı çok önemli. Neyse belki de 10 kere uğraştım. Sonunda dün, öğleden sonra yaklaşık 2-2,5 saatlik bir uğraş sonunda turksat 1c uydusu artık evimizdeydi. Aslında bu kadar uzun sürmesi bulduğum dökümanda "en son cine5 frekansını ayarayın, en problemlisi o dur. Hassas ayar için gereklidir" demiş. Ben de onunla uğraştım. Daha sonra farkettim ki cine5, showtv bunlar frekanslarını değiştirmişler. Ben ondan ayarlayamamışım. :) Neyse uydu alıcıma (Goldmaster 9400 vci) bugün de yeni yazılım buldum. Ekranı 9'a falan da bölüyormuş. Hoşuma gitti. Kurup deneyeceğim. :)&lt;br /&gt;Kısa kısa notlar çanak anten ayarlarken dikkat edilecek;&lt;br /&gt;* İstanbul'da Türksat 1C uydusu yaklaşık kıble istikametine bakıyor. (Sanırım tüm Türkiyede yaklaşık böyle)&lt;br /&gt;* Uyduyu ayarlarken eğer uydu bulucu aletler yoksa, receiver ile ayarlamak için; receiver'de kanal arama menüsüne gelip orada manuel seçim yapıp, 11805 v 24444 frekanslarına ayarlayarak kalite çizgisine bakıyoruz. Kıble istikametinde uyduyu aşağı yukarı sağa sola oynatırken kalite çizgisi oynadığı anda dikkat kesilip uyduyu fazla oynatmıyoruz. Bu frekans çok kolay bulunan bir frekans olduğu için yaklaşık yönü bulduğunda hemen kalitede kendini gösteriyor. Daha sonra çanağı sabitletleyip lnb ile oynamaya başlıyoruz. Lnb uygun konuma geldiğinde zaten kalite neredeyse %100'leri buluyor. Fakat bu ayar yetmiyor. Çünkü dediğim gibi bu kolay bulunan frekans olduğu için sadece 10-15 kanal bulabiliyor bu ayarla. Daha sonra olmayan kanalların üzerine gelip bu sefer lnb'yi yavaş yavaş oynatıp kanalı bulmaya çalışıyoruz. Tabi bu arada diğer kanallar da gitmeyecek. (Ki en gıcık kısım bu atv çıkıyor, ccn kayboluyor, cnn düzeliyor bu sefer atv gidiyor..) Sonra lnb'yi de sabitleyip işimizi bitiriyoruz.&lt;br /&gt;* Uydu ararken 1 mm.lik bir oynama 1 derece farkediyormuş. Bunu da düşünerek mm'den bile küçük hareketler yapmak gerekiyor.&lt;br /&gt;* Her hareketten sonra yaklaşık 2 sn. beklemek en iyisi çünkü uydu ile haberleşmesi gerekebiliyor lnb'nin belli bir sürede.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113318163227375982?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113318163227375982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113318163227375982' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113318163227375982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113318163227375982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/11/uydu-maceras.html' title='Uydu macerası'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113282602415103797</id><published>2005-11-24T11:32:00.000+02:00</published><updated>2005-11-24T11:54:41.826+02:00</updated><title type='text'>Öğretmenler Günü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son 6 yıldır söyle veya böyle öğretmenlik camiasının içinde bulununca bu yıl biraz garip geldi öğretmen olmamak. 1 yıl Durasıllı Kasabasında vekil öğretmenlik ardından 5 yıl &lt;a href="http://w3.sdu.edu.tr/"&gt;sdü&lt;/a&gt;'de okutmanlık yapınca bir şekilde insanlar öğretmen olarak görüyor ve kutluyordu. Bu yıl 24 Kasımda sadece teknik bir uzmanım. :)&lt;br /&gt;Neyse asıl konum her 24 Kasımda aklıma gelen Durasıllı Kasabası yıllarım. Üniversiteyi bitirmiş fakat çoğu Türk gencinin yaşadığı diplomalı işsiz sınıfına girmiştim. Memleketim Salihli'de zaten iş imkanları kısıtlı olunca okullar açıldığında vekil öğretmenlik yapmak kısa süreli çözüm olarak en iyi alternatifti. O yıllarda (1999) ingilizce dersleri ilkokullarda da zorunlu hale gelmiş, ortaokul ve liselere bile yetmeyen öğretmenler hiç yetmez olmuştu. Abimin de öğretmen olmasının etkisi ile araştırmaya başladık, nerede çalışabilirim diye. Fakat yanıtı aslında burnumuzun içindeymiş. Abimin de çalıştığı Durasıllı İlköğretim Okulu'nda çalışan vekil ingilizce öğretmeni ayrılmış ve yerine birini arıyorlarmış. Sanırım okullanın açıldığı 3-4 gün sonra başlamıştım öğretmenliğe. 6.,7. ve 8. sınıfların ingilizce dersine, 6. sınıfların beden eğitimi dersine bir de 5. sınıfların resim dersine giriyordum. Hatta en zor derslerin beden eğitimi ve resim olduğunu orada öğrenmiştim. Öğrencilerimle çok güzel iletişim kurmuştuk. Her ne kadar yaramaz, haylaz olanlarla savaşsak da, genelde ben onları onlar da beni sevmişlerdi. Hatta hayatımda ilk kez bu kadar çok insanın beni sevdiğini, karşılıksız sevdiğini orada hissettim. Mart ayında, SDÜ'deki okutmanlık sınavlarını kazanmıştım ve ayrılmak zorunda kaldım. Okuldan ayrıldığım gün, sanki bir Tarkan'mışım gibi hissetmiştim kendimi (yine ilk ve son kez). Etrafımda abartısız yüzlerce çocuk beni ağlayarak uğurlamıştı, ki beni de ağlatmışlardı. Öğretmen olmanın ne demek olduğunu o zaman anlamıştım.&lt;br /&gt;Daha sonra üniversitede çalışmak çok daha farklı bir tecrübe oldu aslında. Ama ilköğretim öğrencileri gibi değildiler. Daha dikkatli davranmak ve konuşmak zorunda hissettim kendimi. Ne de olsa koca koca insanlardı karşımdakiler. Ayrıca sevgileri hiç de karşılıksız değildi. Büyük çoğunluğa yüz verdiğimde karşılığında bir beklenti buldum. :( Kötü ama gerçek buydu.&lt;br /&gt;Bu yüzdendir her öğretmenler günü geldiğinde aklıma ilk "Durasıllı İlköğretim Okulu" gelir. Oradaki öğrencilerimin bir kısmı liseye gitmemiş, bir kısmı liseden sonra bırakmış, veya hemşire falan olup çalışmaya başlamış. Sanırım bazıları da üniversitede şimdi. Hatta öğretmenlik okuyan var sanırım. Ama aklıma her geldiğinde gözlerimi dolduran; "Büyüyünce ne olcaksın?" diye sorduğumda benim yüzümden ingilizceyi sevip "İngilizce öğretmeni olacağım" diyen bir kaç öğrencimdi. Malesef haber alamadım onlardan, acaba İngilizce öğretmenliği bölümleri kazanabildiler mi? Veya en azından öğretmenliği...&lt;br /&gt;Not: Bugün ayrıca, çok zor şartlarda öğretmenlik yapan, Serkan GÖKBULUT (Burdur Eğitim Fakültesinde öğrencimdi...) için ilk öğretmenler günü. Kendisi Şırnakta çok zor bir köyde öğretmen. Eminim çok da başarılı. Kutluyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113282602415103797?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113282602415103797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113282602415103797' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113282602415103797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113282602415103797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/11/retmenler-gn.html' title='Öğretmenler Günü'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113221868341117529</id><published>2005-11-17T11:03:00.000+02:00</published><updated>2005-11-17T11:11:23.413+02:00</updated><title type='text'>Blogger'ın bir özelliğini daha keşfettim</title><content type='html'>Sabah alışkanlıklarımdan biri de &lt;a href="http://gezegen.linux.org.tr"&gt;Linux Gezegeni&lt;/a&gt;'ni gezmek. Bu sabah yine gezerken ordan dallanmış bir bloğu inceliyordum. Söyle bir yorum okudum; "eğer word verification özelliğini açarsanız yorumlarda spamdan kurtulursunuz". Ben de bloglarımda yorum herkese açık kullanmayı sevdiğim için Linux dünyam'da bir spam görmüştüm yorum olarak. Elle sildim ama her seferinde uğraşılmaz iyisi mi öğreneyim de açayım şu "word verification"u dedim. Meğer zaten yazıyormuş da gözümden kaçmış veya daha da doğrusu ne işe yardadığını anlamamışım. Word verification, şu sitelere üye falan olurken rasgele çıkan harflari yazma olayı. Hatta bazen o kadar karmaşık çıkar ki anlayamam acaba o harf "c" mi yoksa "l" mi. :) (sinir olurum zaten o zaman) Neyse bu özelliği açmak için; &lt;a href="http://help.blogger.com/bin/answer.py?answer=1203"&gt;http://help.blogger.com/bin/answer.py?answer=1203 &lt;/a&gt;adresindeki yardımı kullandım. Artık yorum yazmak isteyenler  o karmaşık harfleri de doğru girmek zorunda. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113221868341117529?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113221868341117529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113221868341117529' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113221868341117529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113221868341117529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/11/bloggern-bir-zelliini-daha-kefettim.html' title='Blogger&apos;ın bir özelliğini daha keşfettim'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113169947895450377</id><published>2005-11-11T10:53:00.000+02:00</published><updated>2005-11-14T16:36:08.643+02:00</updated><title type='text'>GNU/Linux Güncesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün öğleden sonra karar verdim ve bir tane daha blog ekledim kendime. Linux ile ilgili teknik yaşadıklarımı oraya yazmaya karar verdim. Hem zamanla belki de işe yarar bir arşiv olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;"&gt;BU da nerden çıktı diyenler için; dün google'da yaşadığım sorunlar için epeyce araştırma yaptım. Gerçekten de çok faydalı oldu. "Artık benim de faydalı olma zamanım geldi" diye düşündüm. Belki de benim yaşadıklarımla karşılaşan biri daha hızlı çözüme ulaşır bu sayede. Kim bilir? :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;"&gt;Unutmadan; yanda linki var ama yine de Linux Dünyamın kapısı; &lt;a href="http://aylinux.blogspot.com/" target="blank"&gt; aylinux.blogspot.com &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113169947895450377?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113169947895450377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113169947895450377' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113169947895450377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113169947895450377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/11/gnulinux-gncesi.html' title='GNU/Linux Güncesi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-113076350383684583</id><published>2005-10-31T14:54:00.000+02:00</published><updated>2005-10-31T14:58:23.846+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/ata_1933.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/320/ata_1933.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyet'inin 82. yılı kutlu olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-113076350383684583?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/113076350383684583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=113076350383684583' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113076350383684583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/113076350383684583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/10/trkiye-cumhuriyetinin-82.html' title=''/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-112980332223470593</id><published>2005-10-20T13:11:00.000+03:00</published><updated>2005-11-14T16:36:40.603+02:00</updated><title type='text'>Open Office.org 2.0 partisi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://arda.linuxmarket.org/pub/partyposter1.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://arda.linuxmarket.org/pub/partyposter1.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;22 Eylül 2005 saat: 13:00'de open office.org'un 2.0 sürümünün çıkışı kutlanacakmış. Ne kadar güzel..:) Geçen yıl Firefox 1.0 için bir parti düzenlenmişti fakat ben katılamamıştım tabi ki Ispartada olduğum için. Fakat bu yıl inşallah kızım da izin verecek ve ben partiye katılacağım. :)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlgilenen herkes için ayrıntılı bilgi; &lt;a href="http://oooturkiye.blogspot.com/"&gt;OO Turkiye&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;  adresinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-112980332223470593?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/112980332223470593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=112980332223470593' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112980332223470593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112980332223470593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/10/open-officeorg-20-partisi.html' title='Open Office.org 2.0 partisi'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-112954858422363414</id><published>2005-10-17T14:26:00.000+03:00</published><updated>2005-11-14T16:36:52.306+02:00</updated><title type='text'>İyi ki doğdun.. :)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün, sevgili oğluşumuz &lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1147/1528/1600/100_5964.jpg"&gt;Hamza Kıvanç &lt;/a&gt;1 yaşına bastı. İyi ki doğdun Kıvanç ve iyi ki baba oldun sevgili &lt;a href="http://korayderki.blogspot.com/"&gt;Koray Hoca.&lt;/a&gt; :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-112954858422363414?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/112954858422363414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=112954858422363414' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112954858422363414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112954858422363414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/10/iyi-ki-dodun.html' title='İyi ki doğdun.. :)'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-112912577492516569</id><published>2005-10-12T16:49:00.000+03:00</published><updated>2005-11-14T16:37:19.590+02:00</updated><title type='text'>Attila İlhan</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün Nurşen'den aldığım şok bir haberle sarsıldım. "Attila İlhan ölmüş". Şaka sandım ilk başta, çünkü daha pazar günü söyleşine gitmeyi planlamış ama kızımın planlarımızı alt üst etmesi yüzünden gidememiştik. Hatta o son söyleşisi olmuş.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;"&gt;Attila İlhan dendiğinde aklıma gelen, önce şair, yazar gibi sıfatların yanında hakkını veren bir AYDIN'dı... O kadar az aydın kaldı ki, burjuva aydınlarını saymazsak...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; Işık içinde yat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Kızıma bir kitap bile imzalamadan gittin ya, alacağın olsun...&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Herkes an gelir şiirini yazıyor. Ben farklı fakat klasik olsun istiyorum. En sevdiğim aşk şiirlerinden birinin sadece bir kısmı. Ben sana mecburum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;BEN SANA MECBURUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sana mecburum bilemezsin&lt;br /&gt;Adını mıh gibi aklımda tutuyorum&lt;br /&gt;Büyüdükçe büyüyor gözlerin&lt;br /&gt;Ben sana mecburum bilemezsin&lt;br /&gt;İçimi seninle ısıtıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor&lt;br /&gt;Bu şehir o eski İstanbul mudur&lt;br /&gt;Karanlıkta bulutlar parçalanıyor&lt;br /&gt;Sokak lambaları birden yanıyor&lt;br /&gt;Kaldırımlarda yağmur kokusu&lt;br /&gt;Ben sana mecburum sen yoksun.&lt;br /&gt;......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-112912577492516569?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/112912577492516569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=112912577492516569' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112912577492516569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112912577492516569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/10/attila-ilhan.html' title='Attila İlhan'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-112902884056719584</id><published>2005-10-11T14:05:00.000+03:00</published><updated>2005-10-11T14:08:53.050+03:00</updated><title type='text'>Şimdilik</title><content type='html'>Aslında bir kaç gün önce hazırladığım blogum artık kullanılabilir bir hal aldı. :) &lt;br /&gt;Şimdilik standart günler geçiriyorum. Henüz işleri tam olarak üzerime almadığım için son derece rahatım. Ama zaman geçtikce sanırım beni epey heyecanlı ve yoğun günler bekleyecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-112902884056719584?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/112902884056719584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=112902884056719584' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112902884056719584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112902884056719584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/10/imdilik.html' title='Şimdilik'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-112859065063957423</id><published>2005-10-06T12:22:00.000+03:00</published><updated>2005-10-06T13:11:01.920+03:00</updated><title type='text'>Yeni Blog</title><content type='html'>Yeni bir yaşam yeni bir blog.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-112859065063957423?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/112859065063957423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=112859065063957423' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112859065063957423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/112859065063957423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/10/yeni-blog.html' title='Yeni Blog'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114794195381920908</id><published>2005-08-05T11:43:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T11:47:09.106+03:00</updated><title type='text'>Blogun son cümlesine atıf yaparak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    Her sonbahar da yaşanan yaprak dökümü gibidir hayat. İnsanlar gelir, insanlar gider. Olan kalanlara olur. O hayatı yaşamak zorunda kalan onlardır. Gelenler alışmaya çalışır hayata. Neyi, nasıl, nerede, ne şekilde yapacaklarını öğrenirler. Yaşayanlar ise deneyimlerini aktarmak için hazır bulunurlar yeni gelenlerin yanında. Günler birbirini kovalar. Ve yeni gelenler artık geldikleri günü, onlara deneyimlerini aktaranları ve ne zorluklar yaşayarak hayat denen yolda yürüdüklerini unuturlar zaman zaman. Artık onlar da ?yaşam? denilen karmaşık problemi çözdüklerini sanırlar. Çünkü kendi ayakları üzerinde durabilirler tek başlarına.Ezip geçerler var olanları. Bilmezler ki başka yeni gelenler de olacaktır onları takip eden. Ve aynaya bakar gibi seyredeceklerdir yeni gelenleri. İşte o zaman bazıları anlayacak gitme vakti geldiğini. Ne mutlu onlara. Ama gidenler, gittikleri yerden geri dönebilseler yada ordan haber gönderebilseler kimbilir neler söyleyip ne tavsiyelerde bulunurlardı. Hiç düşünmez gelenler bir gün gelip de gideceklerini? &lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="storycontent"&gt;  &lt;p&gt;&lt;b&gt;Not: Koray Hoca mailime yollamış. Önce bir önceki konuya yorum olarak yazayım dedim. Fakat bu şekilde olmasını tercih ettim?&lt;/b&gt; &lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114794195381920908?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114794195381920908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114794195381920908' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794195381920908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794195381920908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/08/blogun-son-cmlesine-atf-yaparak.html' title='Blogun son cümlesine atıf yaparak'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114794214073115731</id><published>2005-08-05T09:33:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T11:49:30.480+03:00</updated><title type='text'>Günlük</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    Demekki insanlar bıkıyormuş? Aslında hoş değil. Maymun iştahı dedikleri olsa gerek. Bir ara neredeyse her gün hatta günde 2 kez yazmışım, şimdiyse 1 ay olmuş belki yazmamışım? Ayıp bana?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="storycontent"&gt;&lt;p&gt;Bu arada olanlar(kısa kısa) : Bölümde bir değişiklik yok. Hala aynı gidiyor herşey? &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_sad.gif" alt=":(" class="wp-smiley" /&gt;&lt;br /&gt;Salihli?ye gittim geldim. 1 Hafta ortalama 36-37 derece ile boğuştuk. Aylin kafayı yedi resmen. Bozdağ?a götürdüler bizi. 1 gün rahat ettik? &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_smile.gif" alt=":)" class="wp-smiley" /&gt;  Bir de Salihli Güven Isparta yolunda? İyi olmuş.&lt;br /&gt;Son olarak; Gidelim buralardan? (Sonra?) &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_biggrin.gif" alt=":D" class="wp-smiley" /&gt; &lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114794214073115731?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114794214073115731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114794214073115731' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794214073115731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794214073115731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/08/gnlk.html' title='Günlük'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114794221569934261</id><published>2005-07-07T12:01:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T11:51:25.320+03:00</updated><title type='text'>Yine Isparta</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    Yine yeni yeniden Isparta. Aslında yeni değil, herşey aynı(malesef) &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_sad.gif" alt=":(" class="wp-smiley" /&gt; Bölüm aynı bıraktığım gibi, Isparta aynı. Aslında 9 günde ne değişecek diye düşünüyorum ama, aslında tek bir değişiklik her şeyi değiştirir hatta düzeltirdi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="storycontent"&gt;&lt;p&gt;Tatil sevmiyorum ben. Tatil, aslında alkol gibi, sadece geçici olarak seni uyuşturuyor, çözüm bulmuyor. Tatilin gazı sadece 1 gün sürüyor bende. Aslında, herşey güzel olsa eminim daha fazla gidecek de?&lt;br /&gt;Çok karamsar yazı oldu bu sefer. Olsun. Bugün böyleyim demekki? &lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114794221569934261?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114794221569934261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114794221569934261' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794221569934261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794221569934261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/07/yine-isparta.html' title='Yine Isparta'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114794235884555470</id><published>2005-06-28T15:39:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T11:52:38.846+03:00</updated><title type='text'>Silivri'den</title><content type='html'>Yıllık iznimin 1 haftalık kısmını Silivri?de geçiriyorum. Kızıma da kavuştum nihayet? &lt;div class="storycontent"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114794235884555470?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114794235884555470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114794235884555470' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794235884555470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794235884555470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/06/silivriden.html' title='Silivri&apos;den'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114794250337871254</id><published>2005-06-17T16:03:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T11:55:03.380+03:00</updated><title type='text'>Yüksek Lisans tezim bitti!</title><content type='html'>Bugün itibarıyla, yüksek lisans tezimi bitirdim? Sanırım 1 ay sonra savunmam var ve yüksek lisans mezunu oluyorum? (Ne işe yarıycaksa? &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_razz.gif" alt=":P" class="wp-smiley" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114794250337871254?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114794250337871254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114794250337871254' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794250337871254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794250337871254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/06/yksek-lisans-tezim-bitti.html' title='Yüksek Lisans tezim bitti!'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114794283059533793</id><published>2005-06-11T18:32:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T12:00:30.596+03:00</updated><title type='text'>Yalova'dan...</title><content type='html'>Bu yazımı &lt;a href="http://www.yalova.bel.tr/"&gt;Yalova?dan&lt;/a&gt; yazıyorum. Bu sabah, Gülçin ve Aylin ile Yalova?ya büyük dedemizin yanına geldik. Ben yarın akşam yine yola çıkıp pazartesi sabahı Isparta?da olacağım.&lt;br /&gt;&lt;div class="storycontent"&gt;&lt;p&gt; Yolculuk fena değildi? Fakat, sanırım İnönü Yokuşu denilen, Kütahya yakınlarında bir mevki de büyük bir kaza olmuş. 2 otobüs ve 3 kamyon birbirine girmiş. &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_sad.gif" alt=":(" class="wp-smiley" /&gt;  Kaza belki de sadece 3-5 araç önümüzde olmuş? Resmen Allah korumuş bizi de. Kazanın haberi &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/328256.asp"&gt;ntvmsnbc.com?&lt;/a&gt;daymış?&lt;br /&gt;Bu trafik terörü nasıl bitecek yaaaa?. &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_sad.gif" alt=":(" class="wp-smiley" /&gt; &lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114794283059533793?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114794283059533793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114794283059533793' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794283059533793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114794283059533793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/06/yalovadan.html' title='Yalova&apos;dan...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795368855730253</id><published>2005-06-06T15:27:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T15:01:28.556+03:00</updated><title type='text'>Yazım Kılavuzu</title><content type='html'>Koray Hoca bugün günlüğün Türkçe?sine taktı. Üç nokta, 5 nokta bilmem ne..&lt;br /&gt;Hocam, bu günlük tamamen zihin akışıyla yazılıyor. Bu yüzden cümle düşüklükleri olabilir. Daha sonra mümkün olduğunca düzeltmeye çalışıyorum? (3 nokta) Ayrıca, edebi bir eser olmadığı için aşırı derece de dikkat etmiyorum.. (2 Nokta)&lt;br /&gt;Yine de verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim?.. (5-6 nokta..)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795368855730253?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795368855730253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795368855730253' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795368855730253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795368855730253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/06/yazm-klavuzu.html' title='Yazım Kılavuzu'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795356100271967</id><published>2005-06-06T12:28:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T14:59:21.003+03:00</updated><title type='text'>Hafta Sonu</title><content type='html'>Tamamen bilgisayarsız bir hafta sonu? Hiç bilgisayar açmadım ve bilgisayarla ilgili hiç bir iş yapmadım?&lt;br /&gt;Cumartesi günü, kızımla ilk kez yalnız gezmeye çıktık. Sadece ikimiz? Çok güzelmiş.. Büyüyünce çok eğleneceğiz birlikte?&lt;br /&gt;Pazar günü İnanılmaz Aile (The Incredibles)?yi seyrettik. Çok güzelmiş.. Pixar aşmış bu olayı? :) Israrla tavsiye ediyorum. Su gibi akan 120 dakika? Mutlaka seyredilmeli animasyon filmlerden ?Oyuncak Hikayesi, Shrek, Nemo, Sevimli Canavarlar? grubuna ekledim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795356100271967?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795356100271967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795356100271967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795356100271967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795356100271967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/06/hafta-sonu.html' title='Hafta Sonu'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795317972690950</id><published>2005-05-26T10:42:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T14:52:59.726+03:00</updated><title type='text'>Kısa Kısa...</title><content type='html'>Artık şenlik fotoğraflarına bakmamaya ve bir süre daha &lt;a href="http://gezegen.linux.org.tr/"&gt;Linux Gezegeni?ni &lt;/a&gt; ziyaret etmemeye karar verdim. Nedir bu çektiğim yaw.&lt;br /&gt;&lt;div class="storycontent"&gt;&lt;p&gt; Bu arada bugün Aylin?in karma aşısı var. Kızımın kolunu delecekler yine ve bize yine onu sakinleştirmek düşecek? İğneden korkmam aslında ama, Aylin?e yapılırsa korkuyorum?&lt;br /&gt;Bir de hafta sonu havacılık şenliği?nde Kenan Hoca kolunu kırmış. (Alıştık ya zaten her seferine birinin bi yerine haşat etmesine) Pazartesi günü ameliyat oldu. &lt;a href="http://soul.sdu.edu.tr/myblog"&gt;Koray Hoca?yla&lt;/a&gt; gidip kan verdik biz de? Şimdi en az 3 ay daha kan vermeyecekmişim. &lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795317972690950?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795317972690950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795317972690950' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795317972690950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795317972690950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/05/ksa-ksa.html' title='Kısa Kısa...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795306863812759</id><published>2005-05-23T11:57:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T14:51:08.640+03:00</updated><title type='text'>Mazinde bir tarih yatar...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/1600/stadiumrendering.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5076/1691/320/stadiumrendering.0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="meta"&gt;&lt;a href="http://enformatik.sdu.edu.tr/emre/blog/?p=12#comments"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;               &lt;div class="entry"&gt;       &lt;p&gt; Yaşaaaaa FENERBAHÇE&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Gökteki yıldızlar sana az gelecek?&lt;/p&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795306863812759?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795306863812759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795306863812759' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795306863812759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795306863812759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/05/mazinde-bir-tarih-yatar.html' title='Mazinde bir tarih yatar...'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795272302873333</id><published>2005-05-18T15:20:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T14:45:23.030+03:00</updated><title type='text'>19 Mayıs</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yarın 19 Mayıs. Ben okula gelmeyeceğim ve muhtemelen internete de giremeyeceğim diye bugünden bir kaç şey yazayım istedim.&lt;br /&gt; 19 Mayıs 1919, şiir gibi tarih. İnsanlar 05.05.2005?te evlenmek için kuyruk olmuşlar, çocuklarını bu gün doğurmak için kadınlar ameliyat olmuş. Oysa bu tarih bir ULUS?un doğumu için tamamen tesadüfen denk gelmiş tarih. Fakat farkettim ki, bazıları -tarihten dolayımıdır nedir- 19 Mayıs?ı sadece şiir sanıyor. Daha ulus olmanın ne olduğunu bilmeden ulusu satanlar, Ata, ?Türk, Öğün, Çalış, Güven? dedi diye sadece Türklüğü ile övünenler (bu arada çalışmak ve güvenmek mevzularından haberi olmayanlar). Umarım mirası koruyabiliriz. Biraz karamsarım da? &lt;img src="http://www.sdu.edu.tr/bidb/emre/blog/wp-images/smilies/icon_sad.gif" alt=":(" class="wp-smiley" /&gt;&lt;br /&gt; Atam İzindeyiz? (19 Mayıs tatil ya, izin yapıyoruz- Genel Anlayış)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795272302873333?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795272302873333/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795272302873333' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795272302873333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795272302873333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/05/19-mays.html' title='19 Mayıs'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795257531244227</id><published>2005-05-17T22:52:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T14:43:34.300+03:00</updated><title type='text'>Hazır sayılır</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;       Bu sabah geldiğimden beri yeni oyuncağım günlüğü kurcalıyorum. Biraz daha istediğim kıvama geldi. Şimdilik renklerle ve yazı tipleriyle oynadım. Bir de admin panelini daha da fazla keşfettim. Güzelmiş bu wordpress yaw Tavsiye ederim herkese..&lt;/div&gt; &lt;div class="entry"&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795257531244227?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795257531244227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795257531244227' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795257531244227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795257531244227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/05/hazr-saylr.html' title='Hazır sayılır'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-17527636.post-114795253728611065</id><published>2005-05-16T16:52:00.000+03:00</published><updated>2006-05-18T14:42:17.296+03:00</updated><title type='text'>Merhaba</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonunda benim de bir web günlüğüm oldu. Emeği geçen herkese (Ben ve Koray Hoca ) teşekkürlerimi sunuyorum. Bundan sonra buradayım?&lt;/div&gt; &lt;div class="entry"&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/17527636-114795253728611065?l=emrekaraoglu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/feeds/114795253728611065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=17527636&amp;postID=114795253728611065' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795253728611065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/17527636/posts/default/114795253728611065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emrekaraoglu.blogspot.com/2005/05/merhaba.html' title='Merhaba'/><author><name>Emre KARAOĞLU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04774510301779331752</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
